Genel

Kıyamete doğru Türkiye’nin misyonu

Hemen her millete küçüklü büyüklü bir misyon yüklenmiştir. Bu misyonlardan bazısını bariz görebiliyorken çoğunluğunu göremeyiz. Normal olarak eğer insanlığa geniş açıdan bakmazsak hiçbirini göremeyiz. Hatta geniş açıdan baksak bile çoğunluğunu görmeye anlayış kabiliyetimiz yetmez.

En bariz misyon Yahudilere yüklenmiştir. Onların misyonu, insanlığın bilimsel yönüne önayak olarak kapitalizmin, daha anlaşılır ve güzel tanımıyla deccaliyetin oluşumuna zemin hazırlamaktı. İşte o misyonu batı kendine rehber alarak deccaliyeti dünyaya hâkim kılmıştır.

Deccaliyet, insanlığı adaletsiz, haksız, hukuksuz yönettiği için bir noktada sona ermesi gerekmektedir. Niçin bu günkü kapitalist sistemi “deccaliyet” olarak tanımladığımı anlamak için http://seyfullahdemir.com/deccal-su-anda-icinde-yasadigimiz-dunya-duzenidir-2/ adlı makalemi okumalısınız.

Kuran, Deccaliyetin bitip Mehdiyetin başlayacağından bahseder. Bakara suresi 246-251[1] arası ayetler bu More >

Agarta’nın Misyonu

Süper İnsan dönemi ve Agatra’nın Misyonu

Doğu inançlarında insanların göremediği yer altında saklanan mistik bir medeniyetin olduğuna inanılır. İnanılmaz yeteneklere sahip olduğuna inanılan bu medeniyeti çoğunluk, Agarta diye bilir. Bu makalede o inançlardaki anlatımların ne anlama geldiğini göreceğiz. Daha doğrusu olağanüstü anlatımların aslında bilimsel bir kökeninin olduğunu ve elle tutulur, gözle görünür anlamlara büründüğünü anlayacağız.

Agarta hakkında, Alexandre Saint-Yves d’Alveydre, ünlü Fransız okültistlerindendir. Antoine Fabre d’Olivet’ten etkilenmiş, fikirleriyle Gérard Encausse’ı (Papus) etkilemiştir.

Alveydre Markizeli Alexandre Saint Yves, Fabre d’Olivet’in çalışmalarını inceleyip fikirlerini Gérard Encausse -takma adı Papus- yayınlamıştır. Onun çalışmalarından etkilenen René Guénon, hayatını Agarta’yı araştırmaya adamıştır. Bende onların yazdıklarından derlediğim küçük More >

Tanrılar hakkında bir inceleme

İnsanların tanrı olarak düşündüğü varlıkları ben, insan neslinin daha zeki olmasını sağlamak için yaptıkları planlar içinde yaşamasını sağlayan bizden daha gelişkin tür olarak tanımlıyorum ama herkes o varlıkları benim gibi tanımlamıyor. Pek çok kişi o varlıkları kötü ve insanlardan yararlanan onları kandırıp kanlarını sömüren varlıklar olarak düşünüyor.

Böyle düşünen insanların hatalı düşündüğünü sanmayın, çünkü duruma baktığımızda gerçekten görüntü o minvalde.

Bu konuda en açık olan Tevrat’tır. Tevrat’a göre Yahwe diye bir varlık, bir gurup insanı alıp diğer insanlara karşı taraf tutarak, onlara karşı haksız rekabet sağlamış. Hatta onlara teknolojik avantaj sağlayıp (ahit sandığı) diğer insanları yok etmelerine, savaşlarda onları yenmelerine vesile olmuştur. More >

Eşcinsellik imalat hatası mı?

Kuran Nisâ 1, En’âm 98, A’râf 189, Zümer 6 ayetlerinde “İnsanların bir tek nefisten yaratıldığından” bahseder. Ben örnek olarak Nisâ 1 ayetindeki Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Allah’tan korkun… anlatımını alacağım. Bu anlatımda yapılan tanım bana farklı bir yapının olduğunu çağrıştırdı. Tüm insanlara hitap ederken hepsinin tek bir nefisten olmasını söylemesi önemli bir detaydır. Ben bu anlatımın “tüm insanlığın tek bir yapay zekânın kopyaları” olduğunu düşünmekteyim. Fakat ayette ikinci bir detay daha var. İlk yaratılan cinsiyet hangisi ise eşi de ondan yaratılmıştır.

Bu yapı, bedensel yapı gibi algılanmasına rağmen, ruhsal yapıyı More >

Zamanın Yapısı

Zaman konusu anlaşılması en zor konuların başında gelir. Zorluğu içinde yaşadığımız zamanın yapısını kesin ve değişmez sanıyor oluşumuzdan gelir. Ayrıca tek zaman yapısı yok. Çünkü lineer bir yapısı yoktur. Yani görünen evrende farklı, kuantum evrende farklı ve Kaynakta farklı çalışır. Öncelikle görünen evrenden başlayarak zamanı üç kademede inceleyeceğiz.

Görünen evrende zaman

Çok detaylara girmeden kabaca anlatacağım çünkü herkesin bildiği ya da bilmesi gereken şeylerden bahsedeceğiz. Einstein’dan önce, zamanın lineer ve her yerde aynı olduğunu düşünüyorduk. Einstein, zamanın, konum ve hıza bağlı olarak değişeceğini kanıtladı. Kütle çekim ya da hız arttıkça zaman yavaşlamaktadır. Işık hızında ise zaman durur. Fakat evrende bir nesneyi ışık More >

Sümerlerden, Modern Dünyaya Gelişim Süreci

Tarihi sürece bakarsak genel yapı olarak gördüğümüz şey sonra gelenlerin öncekilerin bilgilerini alıp bir adım daha ileri götürüp sonrakilere devretmesi şeklinde olmaktadır. Elde ettiğimiz verilere göre bunun tek istisnası Sümerlerdir. Sümerlerin öncüllerinin olmaması yanında başka bir muamma da kurdukları medeniyetin günümüz standartlarına göre bile muazzam olmasıdır.

Öncelikle Sümerlerin kurdukları sistemin hem yönetim olarak hem toplum yapısı olarak hem de bilim olarak seviyesini anlamaya çalışalım.

Sümerler Mezopotamya’da kurulan ilk medeniyetti. Onlardan sonra Akadlar, Babilliler, Asurlular gibi ardılları hemen hemen aynı şehirlerde yaşadıkları için Sümerlere ait olan izler silikleşmiştir. Onun için önce Asur tabletleri bulunmuş ve onların başka bir dilden bahsetmeleri üzerine More >

Dünyada dinlerin var olma sebebi!

İnsanoğlu olarak bilgi konusunda çok geriyiz. Bu sözümün gerçek anlamının kaç kişi algılayabilir bilmiyorum ama gerçekten bilgi konusunda çok çok geriyiz. Şöyle örnek vermeye çalışayım. Anne karnındaki bir ceninin evren hakkında bildiği kadar bizim de gerçek hakkında o kadar bilgimiz var. Hemen hepiniz, çok abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama inanının hiç abartmıyorum. Hani fizik, kimya, biyoloji, astronomi, tıp, ekonomi, sosyoloji, matematik, din vb. konusunda epey şeyler öğrendiğimizi düşünebilirsiniz ama inanın o bilgilerin tümü sanal. Yani gerçek bilgiye giden yolda birer mihenk taşıdır. Hiçbiri gerçek değil. Bunlar sadece gerçek bilgiyi anlamada bize yardımcı olacak şeyler. Neyi anlatmaya çalıştığım tam olarak gerçek bilgiye vakıf More >

Dünyadaki medeniyeti uzaylılar mı oluşturdu?

Zecharia Sitchin, Sümer tabletlerine yeni bir yorum getirdi ve Eric Von Daniken’in savunduğu düşüncelerin bir benzerini geliştirdi. Her iki yazara göre insanlığı, uzaydan gelenler oluşturmuştur. Bu durum o kadar ileri götürülmüş ki uzayda NİBİRU diye bir gezegen bekler olduk. Sanki dünyada gizli bir konsensüs oluşmuş ve uzaylıları bilinç altımıza yerleştirme kararı alınmış gibi…

Öncelikle böyle bir düşüncenin oluşmasının çok belirgin gerekçesi var. Hem bilim hem de dinler, insanın oluşumunu açıklamakta yetersiz kaldıkları için çözüm aramak adına yapılmaktadır. İnsanların nasıl veya kim tarafından oluşturulduklarını bilme merakları bu tür arayışların sona ermesini engeller. Elbette kişisel olarak bazıları mevcut açıklamaları yeterli görmektedir ama ortak More >

Çubuklu Sarmal Galaksilerin Sakladığı Gizem

Pek çok kişi galaksilerde ne garipliği olacak diye düşünebilir ama henüz bilimin çözemediği bir gariplikleri var. Yanlış anlaşılmasın her galakside aynı durum yok, sadece çubuklu olanlarında bu sorun var. Sorun; galaksilerin ortalarında bir çubuk üzerinde dizilmiş olan yıldızlardan kaynaklanır. Kütle çekime göre o yıldızlar tıpkı güneş etrafında dönen gezegenler gibi davranması gerekiyordu.

Şekil 1 Güneş sisteminde hız/uzaklık grafiği

Öncelikle güneş sistemini inceleyerek bir ön fikir edinmeliyiz. Şekil 1’de gezegenlerin güneşe olan uzaklıklarıyla dönüş hızları arasındaki ilişkiyi görebiliyoruz. Güneşe yakın gezegenler daha hızlı dönmektedir. Gezegen güneşten uzaklaştıkça hızı azalmaktadır. Bu azalma parabolik bir azalma şeklinde olmaktadır.

Oysa çubuklu sarmal galakside ise, More >

Neden, dünyada kötülük vardır?

Günümüz filozofları arasında şöyle bir argüman çokça dile getirilir

Aşağıdaki dört önermenin en fazla 3 tanesi bir arada doğru olabilir, dördü birden doğru olamaz:

1) Tanrı vardır

2) Tanrı iyidir

3) Tanrı sonsuz güçlüdür

4) Kötülük vardır

Şimdi düşünürsek,

Eğer Tanrı varsa ve iyiyse, fakat kötülük de varsa, demek ki Tanrı sonsuz güçlü olamaz.

Eğer Tanrı varsa ve sonsuz güçlüyse, fakat kötülük de varsa, demek ki Tanrı iyi değildir.

Eğer Tanrı varsa, sonsuz güçlüyse ve iyiyse, o zaman kötülük varılmamalıdır. (Fakat kötülük bilindiği gibi vardır).

Dolayısıyla, tek tutarlı sonuç, eğer kötülük varsa, tanımı gereği sonsuz güçlü ve iyi olan bir Tanrı var olamaz.

Eğer Tanrı’nın niteliklerini değiştirerek işin içinden çıkmaya çalışırsanız, More >

Sürüngenlikten insana giden yol…

Pek çok kişi beynimizin, yukarıdan aşağıya üç katmandan oluştuğunu bilir. Bu katmanları bilim insanları, “insan beyni-düşünen beyin” (Neo-Cortex), “maymun beyni-duygusal beyin” (Limbik) ve “sürüngen beyni-ilkel beyin” (Reptilian) olarak isimlendiriyorlar. Maymun beynine ben memeli beyni demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu sıralamanın böyle yapılmasının sebebi gerçekten adı geçen beyinler o hayvan guruplarıyla aynı özellikleri gösteriyor olmasındandır.

Solunum, kalp, damar ve sinir fonksiyonları gibi vücudun hayati faaliyetlerini; tehlikelerden sakınmayı, canımızı yakacak durumlardan uzaklaşmayı; üreme faaliyetlerini, zevk almayı… sürüngen beynimiz yönetiyor. Sürüngen beynimiz, karmaşık mesajlarla, toplumsal, kültürel ve etik ayrıntılarla vakit kaybetmiyor. O, hayatta kalmaya ve sahibinin çıkarını korumaya programlanmış bir makinedir. İnsanın beyninin More >

Yaratılış mı? Evrim mi?

Konuya başlamadan önce evrimin ne olduğunun bir tanımını yapmak gerekir ve Müslüman bir ülkede yaşadığımdan dolayı yaratılış teorisini Kuran bazında (biraz da Tevrat) değerlendireceğimi belirtmeliyim. Öncelikle evrim kuramını evrimcilerin anlatımıyla inceleyelim. https://evrimteorisionline.com/2011/05/04/evrimin-tanimi-ve-mekanizmalari/ bloktan okumanızı öneririm. Lütfen mutlaka okuyun. Çünkü kulaktan dolma ya da konudan haberi olmayanların ya da haberi olup da kasıtlı olarak saptıranların yazdıklarını gerçek sanıp şartlanmış bir karşı çıkış ya da kabulleniş içinde olabilirsiniz. O zaman gerçekleri kaçırırsınız.

 

Çünkü evrim teorisi dünyadaki yaşamı açıklamaya çalışan bilimsel kökenli, deneylere dayalı tek teoridir. Yaklaşık 200 yıldır çürütülmeye çalışılmaktadır. Kabul edilmekte bu kadar zorlanılmasının sebebi “insanın oluşumunda” Tanrının parmağının olmadığını söylemesidir. Bu makalemde More >

Kıyamet ne kadar yakın?

Mücahit Özdoğan’ın https://soyut0.blogspot.com/2018/04/kurandan-gelecege-baks-ya-yeni-kutsal.html?m=1 linkindeki sorgulamasıyla başlamanızı öneririm. Çoğu konuda onunla özdeş düşünüyorum. “Kur’an ‘son kitap’ olmanın ağırlığını artık taşıyamıyor.” Diyerek şu paragrafı ekliyor. “Robotlar, yapay zekâ, bilinç taşınması, yeni insanlık, uzayda yaşam, uzayda koloni, küreselleşme, bilgi akışı, nesnelerin interneti, nörolink ve daha fazlası… İnsanlık artık bambaşka bir evreye doğru gidiyor. Yeni bilimsel gelişmelerin Kur’an’ı daha fazla geri plana itme ihtimalinin güçlü olması ve Kur’an’ın ‘son kitap’ olması üst üste konduğunda kıyametin çok yakın olduğu sonucunu çıkarıyorum. Hatta bana sorarsanız Sanayi Devrimi ve sonrasını düşündüğümüzde, insanlık Sanayi Devrimi’nden sonrasını görmemeliydi.” Kendisine bu konuda sonuna kadar katılıyorum. Eğer Kuran sonsuz bir gücün eseri More >

Kalu Bela sembolizmi…

Öncelikle videodan Prof. Dr. Zeki Bayraktar’ın açıklamalarını dinlemenizi öneririm. Çünkü bu yazı onun açıkladığı konu üzerine inşa edilmiştir. Kuran’da Kalu Bela diye bildiğimiz ve geleneksel İslam’ın “zaman” olarak aldığı bir tanım var. Çocukluğumuzda “ne zamandan beri Müslümansın?” sorusuna verilecek cevap olarak bize, “Kalu Bela’dan beri” diye cevap vermemizi öğretmişlerdi. Genel inanış olarak, bu zamanın “geçmişte bir zaman diliminde tüm ruhlar toplanıp onlarla görüşüldüğü” zaman şeklinde düşünülmektedir. Bu yazıda Kalu Bela’nın ne anlama geldiğini inceleyeceğiz. Araf 172 Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti de) onlar: ‘Evet (Rabbimizsin), More >

Neden bir dine inanırız?

İnsanoğlu olarak bilgi konusunda çok geriyiz. Bu sözümün gerçek anlamının kaç kişi algılayabilir bilmiyorum ama gerçekten bilgi konusunda çok çok geriyiz. Şöyle örnek vermeye çalışayım. Anne karnındaki bir ceninin evren hakkında bildiği kadar bizim de bilgimiz var. Hemen hepiniz çok abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama inanının hiç abartmıyorum. Hani fizik, kimya, biyoloji, astronomi, tıp, ekonomi, sosyoloji, matematik, din vb. konusunda epey şeyler öğrendiğimizi düşünebilirsiniz ama inanın o bilgilerin tümü sanal. Yani gerçek bilgiye giden yolda birer mihenk taşıdır. Hiçbiri gerçek değil. Bunlar sadece gerçek bilgiyi anlamada bize yardımcı olacak şeyler. Neyi anlatmaya çalıştığım tam olarak gerçek bilgiye vakıf olduğumuzda anlaşılacak. Haliyle insan, More >

Tevrat’tan Kuran’a, işleyen planlar

Yazılarımda kutsal mekânların isteği olmadan bir yaprağın dahi kımıldayamayacağını yazıp duruyorum. Yani dünyada olan haklı haksız tüm olayların veya beğendiğiniz ya da beğenmediğiniz tüm inançların müsebbibi de onlardır. Eğer bu mantık doğruysa hem Tevrat’ta hem de İncil’de sonra gelecek olan inançların işareti olmalıdır.

Aslında Kuran, İncil ve Tevrat üç büyük din denilen dinler, dünyanın maddi yönünü organize eden kategoriyi oluşturur. Fakat inanç olarak bunlara bir de ateistliği eklemek gerekir. Çünkü dünyanın madde yönünü oluşturan asıl inançlar bunlardır. Maddi yöne en çok değer verenden başlayarak sıralamak gerekirse; Ateizm, Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık olarak sıralanır. Bu durumun neden böyle dizayn edildiğini bu makalemde yazdım. More >

Yüzüncü Maymun Deneyi-yapay zeka ilişkisi

 

Yüzüncü Maymun Deneyi Ken Keyes Jr.’dan tarafından kaleme alınmış gerçek bir deneyin öyküsü. Ken Keyes Jr. kitabında bu deneyden bahsediyor. Bu deney pasifik okyanusunda yer alan Japonyanın Koshima adasında Macaca Fuscata türü maymunlar üzerinde otuz yılı aşkın süre boyunca bilim insanları tarafından gözlemi kapsıyor.

Maymunlar bilindiği üzere yeme alışkanlıları ve davranışları ile neredeyse insan türüne en yakın olan hayvan türü. Özellikle deneyde, deneklerin maymun olması ise daha ilginç sonuçları ortaya çıkarıyor. Yüzüncü Maymun deneyi, bilim insanlarının 1952 yılında adadaki maymunların beslenmesi için kumların içerisine patates bırakılması eylemiyle başlıyor. Patatesin tatlı tadı Macaca Fuscata maymunlarının hoşuna gitmesine karşın patatesin kumlu olması hoşlarına More >

Âdemoğlunun dünyadaki zamanı doldu mu?

11.09.2015 tarihinde sabah uyandığımda, bir rüya gördüğümü biliyordum ama rüyanın detayları konusunda hiçbir şey hatırlamıyordum. Fakat rüyamda bu makaleyi yazmam gerektiği açıkça belirtilmişti. O gün işe gittiğimde faceye girdiğimde Ümit Beynel’in tamda yazacağım makaleyle ilgili iki paylaşım yaptığını gördüm. Uzun süredir yazı yazmıyordum. Hemen kolları sıvadım. Zaten daha önce bu konularda araştırma yapmıştım. Yeni gelişmeler var mı diye biraz araştırdım ve sonucunu takdirlerinize sunuyorum.

Antikitera makinesi ve Bağdat pili.

Girit’te M.Ö 150-100 yıllarına tarihlenen Antikitera makinesi denen bir alet bulundu. Çoğu hareketli olan 80’e yakın parçadan oluşuyordu. Konuyu bu makaleden daha detaylı okuyabilirsiniz. Yapılan araştırma sonucu Bilim Teknik Dergisinde de yayınlanmıştı. 1900 yıllarında More >

Nuh Tufanının anlamı…

Nuh tufanı çok geniş bir anlama sahiptir. Nuh Tufanının anlamını anlayabilmek için öncelikle insanın dünya üzerinde oluşumunu anlayabilmek gerekir. Nuh tufanı dünyanın tarla olarak kullanılabilmesinin anahtarıdır. Hasat edilen türlerin devamlılığını sağlayabilmek ancak Nuh Tufanı sayesinde olabilmektedir. Bunun nedenini daha sonra anlayacağız. Öncelikle dünyada oluşan tek bir türün incelemesini yaparak başlayalım.

Bunun için şekil 1’i inceleyerek anlamaya çalışalım. Şekildeki astral düzey ruh dünyası ile madde beden dünyasını ayıran düzeydir. Ruh astral düzey ve üzerinde yaşayabilmektedir. Beden ise simülasyon dünyası dediğim içinde yaşadığımız ortamdır. Bu ortam bir bilgisayar programıdır ve ruh bu ortamdaki bedene bağlanarak onunla dünya hayatını deneyimler. Bu yazıyı daha iyi More >

Ruh beden ilişkisi

Avatar’a ramak kaldı” haberiyle “6 saniye önce beyin hücrelerinde karar zaten verilmiş” videosunu birleştirdiğimizde, güzel bir sonuç çıkar. Eğer, beynimiz bizim karar vermemizden 6 saniye önce karar veriyor ise bu işin beynimizdeki nöronlardan kaynaklanması düşünülemez. Çünkü her şeyimiz gibi beynimiz de zamana tabidir. O ancak şimdiki zamanda yaşar. Zamana tabi olmayan şey ruhumuzdur ve ruhumuz bizim ne yapmamız gerektiğini önceden beynimize bildirir böylece olayı gerçekleştiririz.

Ruhumuzun ise beynimizdeki nöronlarla iletişime girerek onların hangi elektrik akımını üretmesi gerektiğini söyler. Demek ki beynimiz epey yavaş çalışır. Biz “karar verdiğimiz an” ile “verdiğimizi sandığımız an” arasında 6 saniye kadar gecikme var. Bu gecikmeyi sağlayan More >

Öte dünyada neler oluyor

Diğer yazılarımda bir illüzyonda yaşadığımızı anlatmaya çalıştım. Bu yazımda da bu durumu daha detaylandıracağım. Ruh dünyası, bizi bilgilendirir ama bu ihtiyaca göre değişiklik gösterir. Budistlere verilen bilgiyle Hıristiyan’a verilen bilgi çok başkadır. Yani dinler insanlara doğru bilgi vermek için değil onları yetiştirebilmek içindir. Fakat içlerinde doğruya ulaşmayı sağlayan ipuçları da vardır. Fakat ancak belli seviyede olanların anlayabileceği bilgilerdirler. Dinlerin haricinde bizlere başka kaynaklarda sunulmuştur. İşte bu yazımda bu kaynakların en önemlisi olan Michael Newton’un Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi isimli eserlerini inceleyeceğim.

Michael Newton deneklerini hipnozla doğum öncesine götürerek öte dünya yaşamlarını sorgulayabilmektedir. Ben bu kitapların bu yöntemle insanlığın hizmetine sunulan More >

Neandertaller+Cro Magnon=Atlantisliler

Daha önce bahsettiğim insanın soy ağacının bir dalı da Neandertallardır.  Hatta bazılarına göre insanın atasıdırlar. Atamız olmamalarına rağmen çok önemlidirler. Bizden önceki türü oluşturuyorlar ve onların varlığı benim teorimin belkemiğini oluşturuyor. Onun için onlar hakkında daha çok veri sunmak istiyorum

Şekil 1 Yıllara göre hasat edilen insan türleri

Bilim ve Teknik dergisi Nisan 2003 tarihli sayısında “Neandertallara Ne Oldu?” yazısını inceleyelim.

 Neandertallar, insan fosilleri arasında en uzun süredir bilineni ve en çok anlaşılanı. Adlarını, 1856 yılında Almanya’nın Neander Vadisi’nde bir kireç mağarasında bulunmalarına borçlular. O zamandan bu yana 70 yerleşim merkezinde ve 300 arkeolojik sitede, aralarında kısmi bütünlükte iskeletler de bulunan binlerce Neandertal More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1:100-140 Milyon yaşında çekiç.

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. Çentik More >

Cennet ve Cehennemin anlamı

Dünyada iki türlü inanç sistemi oluşturulmuştur. Bunlardan biri doğu dinleri diğeriyse batı dinleri. Batı dinlerine ateizm de dâhildir. Yazılarımda bu iki sistemin zekânın IQ ve EQ yönlerini geliştirmek için olduğunu yazdım. Yani asıl amaç insanların ibadetleri değil zekâlarının gelişmesi gereken yönlerinin gelişmesini sağlamaktır. Yani dinlerle oluşturulan yaşam alanları onların tekâmüllerinin eksik yönlerini tamamlamak amaçlıdır. Anladığım kadarıyla kişi ne kadar maneviyatla ilgili bir ortamda bedenlenirse zekâsının EQ yönünü o kadar fazla geliştiriyor. Tersi durumda da yani maddeyle ilgileniyorsa zekâsının IQ yönünü geliştiriyor.

Bu durumda doğu dinleri zekânın EQ yönünü diğerleri IQ yönünü geliştirmek için oluşturulduğunu anlayabiliriz. Elbette bütün dinler bu zekâlardan sadece More >

Evrenin oluşumunu açıklayan her şeyin teorisi

Evren hakkında fikir jimnastiği

Evrenin, Euclides geometrisine uyup uymadığını bilmiyoruz. İnsan ölçeğinde uzayın eğriliği sıfırdır. Yani bir üçgenin iç açıları toplamı 180˚’dir. Bu durumda evren sonsuzdur. Fakat uzay eğri olabilir. Bugün biliyoruz ki büyük kütleler uzayı büker. Ayna etkisi sayesinde büyük kütleler arkalarında kalan gök cisimlerinin ayna görüntüsünü oluşturur. Yani uzayın eğri olmasının önünde bir engel yok. Kozmik ölçekte bu eğriliğin pozitif mi, negatif mi olduğu önemli olur. Eğer negatif ise evren Hiperboloid (semer şekilde) uzaydır. Öyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den azdır. Eğer evrenin eğriliği pozitif ise hiperküre evren olur. Böyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den More >

İnsanlığın gelişimine etki eden faktörler

Şekil 1 Bereketli hilal

Bu makale 16 Mart 2015 tarihinde güncellenmiştir.

İnsanlığın gelişimine baktığımız zaman insanlığın gelişiminde Sümerlerin yeri bir başkadır.  Elbette bağımsız olarak birçok medeniyet daha gelişti ama insanlığın bu günkü duruma gelmesini Sümerlere borçluyuz. Örneğin Mısır ya da İndus medeniyetleri de vardı ama onlar kendi içlerinde kapalı kaldılar ve onlardan sonra gelenlere bilgi aktarmadılar. Oysa bugün bildiğimiz matematik veya tarıma kadar her şey Sümerlerden mirastır.

Anladığım kadarıyla Sümerler insanlığı yönlendirmek için kullanılmıştır. Onların modeli kullanılarak daha sonraki Yunan veya Roma modelleri oluşturulmuştur.

İlk medeniyetlerin Mezopotamya’da oluşması bir tesadüf değildir. Bereketli hilal denilen bölge medeniyetlerin başlayabilmesi için uygun koşullara sahiptir.

İnsanlığı organize edenler (Sümer More >

Serbest Platform

İngilizceye çevrilmesi gereken makaleler. Çevirmek isteyen arkadaşlar hangi makaleyi çevireceklerini yorum olarak yazarsa, bir başkası o makaleyi çevirmez. 2018’e girerken bu işin yapılmasını sağlayacak kaşifleri bekliyoruz…

Kıyamete beş kala…

Bilinçaltı nedir, nerededir?

Âdemoğlunun dünyadaki zamanı doldu mu?

“Yaratıcı” üzerine bir inceleme

Nuh Tufanının anlamı…

Neden bu kadar çeşitli din var?

Dünyada dinlerin var olma sebebi!

Günümüze kalan altın çağ şehri var mı?

Tarih Yeniden Yazılacak

Piramitleri Atlantisliler yaptıysa neden?

Arkeologlar mı, Daniken mi haklı?

Beyin, ruh bağlantısının bilimsel altyapısı…

İnsanlar arasında neden farklar var?

Ruh beden ilişkisi

Öte dünyada neler oluyor

Neandertaller+Cro Magnon=Atlantisliler

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Cennet ve Cehennemin anlamı

ÖYD yaşayanlar hayal mi görüyor?

Geçmiş medeniyetlerden bize kalan şehirler.

Antik mega yapılar, niçin yapıldı?

Eşref Armağan mucizesi

Evrenin oluşumunu More >

Antik çağ teknolojileri

Videoyu izleyin fazla söze gerek yok. Antik insanlara teknolojik yardım yapıldığı çok açık…

Ben özellikle bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum. Lübnan Jerah kentinde bulunan bir taş akıl mantık dışı görünüyor.

Şekil 1 Bu sütunun nasıl bir teknolojiyle kesildiği tam bir muamma.

Şekil 1’de görülen sütun 4’lü bıçağı olan bir makineyle kesilmiş. Bu şehir M.S. 1.yy’da Romalılar tarafından kurulmuştur. O dönemlerde böyle bir aletin olduğunu düşünmek, epey uçuk görünür ama kabul etmekten başka çare yoktur. Belgeselde bu taşın kesilmesi için bir alet oluşturulmuştur. Fakat bahsedilmeyen şey taşları kesebilecek bıçağın, o dönemde yapılamayacak olmasıdır. Bu gün kullandığımız hızarlar, ileri teknoloji ürünüdür. Normal demirden bir hızarın, More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1 Yüz-Yüzkırk milyon yıllık çekiç.

 

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. More >

Zülkarneyn’in bize bıraktığı sırlar…

İnsanlığın dünya üzerideki ilk akıllı tür olduğu yanılgısını düşünüp durduğum bir gün  düşünceler içinde dalgın dalgın gezerken mutlaka bizden önce yaşamış olanlardan bize bırakılmış bilgiler olması gerektiği sonucuna vardım. O zamandan beri epey bilgiye ulaştım. İlk olarak biz bu dünyadan gideceksek mutlaka gelecektekilere bilgiler bırakmamız gerektiğini düşünmüştüm. Bu durumu sadece ben düşünmemişim. Daha önce Amerika Birleşik Devletlerinde mühendisler benim gibi düşünmüşler ve -eğer bir gün insanlık bir şekilde yok olursa- diye bir şeyleri geleceğe bırakmışlar. Bu konuyu Eric Von Daniken Tanrıların arabaları adlı kitabında gündeme getirmişti.

 

1965 yılında New York toprağına, bu dünyada olabilecek en korkunç felâkete bile karşı koyacak sağlamlıkta yapılmış, More >

Flynn etkisi (insanlık gittikçe daha zeki oluyor)

Aslında Flynn etkisini anlatmadan önce Profesör Paul Bloom’un “Neden İnsanlar Farklıdır?” konulu dersinden iki paragraf okuyalım.

 

İkinci faktör ise, IQ’nun herhangi bir genetik farklılığın olmadığı durumlarda da büyük oranda değişebildiğini biliyoruz. Bunun en etkileyici örneği Flynn etkisidir. Flynn etkisi en çılgın buluşlardan birisidir. Flynn etkisi, insanların giderek daha zekileştiklerine dair bulgudur. Ortalamada ebeveynlerinizden çok daha zekisinizdir – ve IQ testleri bunu gizlemektedir. Saklamalarının nedeni de şudur. Bunu saklarlar çünkü ortalama olarak hep 100’ü alırlar. Yani eve geliyor ve babanıza “Baba, az önce bir IQ testi aldım. 120 aldım.” diyorsunuz. Ve babanız da “İyi iş, evlat. Senin yaşındayken ben 122 almıştım.” diyor, ancak More >

İnancın, insan gelişmesine etkisi

Kimisi dine inanır, kimisi inanmaz. Kimi bir dini saçma sapan görürken, beğenmediği dinden daha kötü olan bir dine ölesiye inanır. Siyasi görüş olarak dahi çok farklı düşünüyoruz. Biri milliyetçilik derken diğeri evrenselcilik der. Kimi bireyin özgürlüğünü öne alırken diğeri devleti öne çıkaran görüşü savunur. Kimileri gelişmeyi başarmışken, bir kısmı olabildiğine geri kalmıştır.

Bu durumun çok basit cevabı yoktur. Kimilerine göre çevre veya yetişme şartları belirler ama benim cevabım biraz daha farklıdır. Durumu anlatabilmek için öncelikle dinleri inceleyerek başlamak istiyorum. Her dinin özel inanan gurubu var. Yani her dini ayakta tutan ve devam etmesini sağlayan insan gurubu var. Aslında inananlara sorarsan dinin More >

Tarih öncesi resimlerinin gizemi 2

Cezayir’in güney doğusunda Büyük Sahra çölünde Tassili n’Ajjer denen yerde bulunan resimler sanırım bilinen en garip şeylerden biridir. Çünkü bilimin; insanlığın geçmişine uydurduğu şablona hiç uymuyorlar.

Bir hatırlayalım; ne diyor bilim: İnsanoğlu ilk medeniyeti Sümerlerle bundan 4500-5000 yıl önce oluşturdu. Ondan önce insanlık taş devrini yaşıyordu. İnsanlık henüz giysiyi modern anlamda geliştirememişti. Oysa bu resimlerde insanlar modern giysiler giymektedir. Bayanlar etek veya pantolon giymekte ve birçok insan başlık takmaktadır. Bunun nesi garip demeyin. O dönemlerde henüz elbise bilinmiyordu. İşin daha garibi çok sıcak olan sahra çölünde zaten pekte elbiseye gerek yoktur. Oysa resimlerde bir dalgıcın elbisesi gibi vücudu tam saran elbiseler More >

Tarih öncesi resimlerinin gizemi 1

Geçmişten kalan pek çok şeye bilim inandırıcı cevap vermekte zorlanmaktadır. Daha doğrusu bilimin insanlığın gelişimine çizdiği “ilkelden gelişmişe doğru gelişmeye” uymayan pek çok veri yan görmezden gelinmekte ya da kimseyi ikna etmeyen bir cevapla durum geçiştirilmektedir. Örneğin; bu gün bizler Kamboçya’daki Ankor kenti, ya da piramit gibi bir eser yapamazken teknolojinin gelişmediği dönemde sırf bir kişinin ihtirasları sonucu yapıldığı düşünülmektedir. Hele Peru’da bulunan Sacsayhuaman ya da Machi Picchu’daki taş duvarları tüm teknolojimize rağmen yapamayız.

Yanlış anlaşılmasın piramitleri, Ankor kentini ya da nemrut tümülüsünü yapamıyor oluşumuzun sebebi havaya atacağımız o kadar paramızın olmamasıdır. Bütün bu zenginliklerimize rağmen o tür eserlere ayıracak paramız More >

Ruhun gelişebilmesi için oluşturulan düzen…

İçinde yaşadığımız bu sistem ruhlarımızın tekâmül etmesi için oluşturulmuş bir düzendir. Bu makalemde bu sistemin nasıl çalıştığını anlatmaya çalışacağım. Konuya başlamadan önce tüm bu sistemlerin bir program olduğunu bilmek gerekir. Bu sistemlerin program olması demek çok kolaylıkla yapılabilecek bir şeylerden bahsediyoruz demektir. Ayrıca bilmemiz gereken bir durumda “ruh”umuzun tekâmül ettiği bilgisidir. Ruh dediğimiz şey bilincimizi oluşturur. İki farklı kulvarda tekâmül eder. Öncelikle matematik zekâ dediğimiz IQ ve sosyal zekâ dediğimiz EQ yani kâmil insan olma yönüyle tekâmül eder. İkisinin ilerlemesi tekâmülün artması demektir.

Tekâmül eden ruhtur demiştik. Ruh dünya hayatına gelmez. Onun yerine avatar beden kullanır. Ruh öte dünyada bir makineyle More >

Tevrat’a göre evrim ve insanın gelişimi

Anlatmaya çalıştığım bu mantığı Tevrat veya diğer efsaneler desteklemektedir. Şimdi o delilleri Tevrat’tan inceleyelim.

 İlk insan hayvanat bahçesi laboratuarlarında geliştirilip Afrika’da çoğalmaya başladığında Âdem cennetten kovulmuş oldu. Kontrol altında çoğalması izlenirken tekrar hayvanat bahçesine girmesin diye engel konuşmuştur. Tevrat’ta çok güzel bir anlatımı vardır.

  Yar.3: 24 Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.

Kontrol altında gelişmesi devam eden âdemoğlunun artık medeniyet kuracak kadar geliştiğine karar verildiğinde. Atlantisliler belli ekipler yapmışlardır. Her gurup belli bir sayıda âdemoğlunu alarak seçtiği bölgeye götürmüştür. Bir gurubun Avustralya’ya bir gurubun Amerika’ya götürüldüğünün elimizde delilleri var.

Avustralya’ya More >

İlk medeniyetlerin doğuşu

Medeniyetin, Sümerlerle yoktan ve bir ön hazırlığı olmadan birdenbire ortaya çıkması biraz gariptir. Bu durumu birçok kişi doğal süreç olarak görür. Oysa müdahale edilmeyen ve doğal süreci yaşayan toplulukların böyle bir medeniyet kuramadıkları görülür. Konuyu açıklığı kavuşturmak için bazı kaynaklardan alıntılar yaparak başlamak istiyorum.

Sümerlerde Bilim:

Yerleştiklerinde çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya’da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir sulama sistemi kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip bataklıkları kuruttular hem de düzenli sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. Tekerleği de icad More >