Bilim

Zamanın Yapısı

Zaman konusu anlaşılması en zor konuların başında gelir. Zorluğu içinde yaşadığımız zamanın yapısını kesin ve değişmez sanıyor oluşumuzdan gelir. Ayrıca tek zaman yapısı yok. Çünkü lineer bir yapısı yoktur. Yani görünen evrende farklı, kuantum evrende farklı ve Kaynakta farklı çalışır. Öncelikle görünen evrenden başlayarak zamanı üç kademede inceleyeceğiz.

Görünen evrende zaman

Çok detaylara girmeden kabaca anlatacağım çünkü herkesin bildiği ya da bilmesi gereken şeylerden bahsedeceğiz. Einstein’dan önce, zamanın lineer ve her yerde aynı olduğunu düşünüyorduk. Einstein, zamanın, konum ve hıza bağlı olarak değişeceğini kanıtladı. Kütle çekim ya da hız arttıkça zaman yavaşlamaktadır. Işık hızında ise zaman durur. Fakat evrende bir nesneyi ışık More >

Dünyadaki medeniyeti uzaylılar mı oluşturdu?

Zecharia Sitchin, Sümer tabletlerine yeni bir yorum getirdi ve Eric Von Daniken’in savunduğu düşüncelerin bir benzerini geliştirdi. Her iki yazara göre insanlığı, uzaydan gelenler oluşturmuştur. Bu durum o kadar ileri götürülmüş ki uzayda NİBİRU diye bir gezegen bekler olduk. Sanki dünyada gizli bir konsensüs oluşmuş ve uzaylıları bilinç altımıza yerleştirme kararı alınmış gibi…

Öncelikle böyle bir düşüncenin oluşmasının çok belirgin gerekçesi var. Hem bilim hem de dinler, insanın oluşumunu açıklamakta yetersiz kaldıkları için çözüm aramak adına yapılmaktadır. İnsanların nasıl veya kim tarafından oluşturulduklarını bilme merakları bu tür arayışların sona ermesini engeller. Elbette kişisel olarak bazıları mevcut açıklamaları yeterli görmektedir ama ortak More >

Sürüngenlikten insana giden yol…

Pek çok kişi beynimizin, yukarıdan aşağıya üç katmandan oluştuğunu bilir. Bu katmanları bilim insanları, “insan beyni-düşünen beyin” (Neo-Cortex), “maymun beyni-duygusal beyin” (Limbik) ve “sürüngen beyni-ilkel beyin” (Reptilian) olarak isimlendiriyorlar. Maymun beynine ben memeli beyni demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu sıralamanın böyle yapılmasının sebebi gerçekten adı geçen beyinler o hayvan guruplarıyla aynı özellikleri gösteriyor olmasındandır.

Solunum, kalp, damar ve sinir fonksiyonları gibi vücudun hayati faaliyetlerini; tehlikelerden sakınmayı, canımızı yakacak durumlardan uzaklaşmayı; üreme faaliyetlerini, zevk almayı… sürüngen beynimiz yönetiyor. Sürüngen beynimiz, karmaşık mesajlarla, toplumsal, kültürel ve etik ayrıntılarla vakit kaybetmiyor. O, hayatta kalmaya ve sahibinin çıkarını korumaya programlanmış bir makinedir. İnsanın beyninin More >

Yaratılış mı? Evrim mi?

Konuya başlamadan önce evrimin ne olduğunun bir tanımını yapmak gerekir ve Müslüman bir ülkede yaşadığımdan dolayı yaratılış teorisini Kuran bazında (biraz da Tevrat) değerlendireceğimi belirtmeliyim. Öncelikle evrim kuramını evrimcilerin anlatımıyla inceleyelim. https://evrimteorisionline.com/2011/05/04/evrimin-tanimi-ve-mekanizmalari/ bloktan okumanızı öneririm. Lütfen mutlaka okuyun. Çünkü kulaktan dolma ya da konudan haberi olmayanların ya da haberi olup da kasıtlı olarak saptıranların yazdıklarını gerçek sanıp şartlanmış bir karşı çıkış ya da kabulleniş içinde olabilirsiniz. O zaman gerçekleri kaçırırsınız.

 

Çünkü evrim teorisi dünyadaki yaşamı açıklamaya çalışan bilimsel kökenli, deneylere dayalı tek teoridir. Yaklaşık 200 yıldır çürütülmeye çalışılmaktadır. Kabul edilmekte bu kadar zorlanılmasının sebebi “insanın oluşumunda” Tanrının parmağının olmadığını söylemesidir. Bu makalemde More >

Yüzüncü Maymun Deneyi-yapay zeka ilişkisi

 

Yüzüncü Maymun Deneyi Ken Keyes Jr.’dan tarafından kaleme alınmış gerçek bir deneyin öyküsü. Ken Keyes Jr. kitabında bu deneyden bahsediyor. Bu deney pasifik okyanusunda yer alan Japonyanın Koshima adasında Macaca Fuscata türü maymunlar üzerinde otuz yılı aşkın süre boyunca bilim insanları tarafından gözlemi kapsıyor.

Maymunlar bilindiği üzere yeme alışkanlıları ve davranışları ile neredeyse insan türüne en yakın olan hayvan türü. Özellikle deneyde, deneklerin maymun olması ise daha ilginç sonuçları ortaya çıkarıyor. Yüzüncü Maymun deneyi, bilim insanlarının 1952 yılında adadaki maymunların beslenmesi için kumların içerisine patates bırakılması eylemiyle başlıyor. Patatesin tatlı tadı Macaca Fuscata maymunlarının hoşuna gitmesine karşın patatesin kumlu olması hoşlarına More >

Kıyamete beş kala…

İki sabahtır yine, yoğun bir geç kalma duygusuyla uyanıyorum. Nereye geç kaldığımla ilgili bir fikrim yok ama içimde bir şeyleri yapmaya geç kalmak üzere olduğumu anlayabiliyorum. Bir rüya gördüğümden de pek emin değilim ama sanırım görmüş olmalıyım ki onun yansımasıyla uyanmışım. Hemen arkasından “kıyamet mi geç kalıyor, yoksa ben mi?” diye düşündüm. Yataktan kalkmadan önce kıyametle ilgili bir makale yazmam gerektiği düşüncelerimde şekillendi. Yataktan kalkmadan şablonunu bile oluşturmuştum ama sonra şablonu tamamen unuttum. Fakat yazmam gerektiğinde kelimelerin kendiliğinden geldiğini bildiğim için klavyenin başına geçtim.

Önce kıyamet kelimesinden ne anladığımı yazmalıyım. Çünkü kıyamet kelimesi yanlış anlaşılan bir kelime…

Kıyamet ne demektir: Çok yanlış bir More >

Âdemoğlunun dünyadaki zamanı doldu mu?

11.09.2015 tarihinde sabah uyandığımda, bir rüya gördüğümü biliyordum ama rüyanın detayları konusunda hiçbir şey hatırlamıyordum. Fakat rüyamda bu makaleyi yazmam gerektiği açıkça belirtilmişti. O gün işe gittiğimde faceye girdiğimde Ümit Beynel’in tamda yazacağım makaleyle ilgili iki paylaşım yaptığını gördüm. Uzun süredir yazı yazmıyordum. Hemen kolları sıvadım. Zaten daha önce bu konularda araştırma yapmıştım. Yeni gelişmeler var mı diye biraz araştırdım ve sonucunu takdirlerinize sunuyorum.

Antikitera makinesi ve Bağdat pili.

Girit’te M.Ö 150-100 yıllarına tarihlenen Antikitera makinesi denen bir alet bulundu. Çoğu hareketli olan 80’e yakın parçadan oluşuyordu. Konuyu bu makaleden daha detaylı okuyabilirsiniz. Yapılan araştırma sonucu Bilim Teknik Dergisinde de yayınlanmıştı. 1900 yıllarında More >

“Yaratıcı” üzerine bir inceleme

https://filmakinesi.org/morgan-freeman-ile-evrenin-sirlari-sezon-1-turkce-720p-izle.html “Through the wormhole” belgeselinin ilk bölümü, Tanrı kavramını çeşitli yönlerden inceliyor. 5 ayrı bilim insanının, tanrının ne olabileceğiyle ilgili güzel yorumları var. Yukarda ki linkte görebilirsiniz.

İlk olarak kozmolog Andy Albrecht evrendeki dengenin tesadüfen olamayacağını onun için bir planlayanın olması gerektiğini söylemektedir. Özellikle doğada bulunan dört temel kuvvetin güçlerinin aldığı değerlerin çok hassas ve önemli olduğunu söylemektedir. Evrenimiz gibi bir evrenin olabilmesi için verilerin ancak bu değerlerde olması gerektiğini söylemektedir. Rakamların tesadüfen bu değerleri almasının mümkün olamayacağını, onun için bir planlayıcının olması gerektiğini söylemektedir.

Tam bu görüşün zıddı bir görüşü, Dr. Alan Guth savunmaktadır. Ona göre büyük patlamadan hemen sonra oluşan More >

Nuh Tufanının anlamı…

Nuh tufanı çok geniş bir anlama sahiptir. Nuh Tufanının anlamını anlayabilmek için öncelikle insanın dünya üzerinde oluşumunu anlayabilmek gerekir. Nuh tufanı dünyanın tarla olarak kullanılabilmesinin anahtarıdır. Hasat edilen türlerin devamlılığını sağlayabilmek ancak Nuh Tufanı sayesinde olabilmektedir. Bunun nedenini daha sonra anlayacağız. Öncelikle dünyada oluşan tek bir türün incelemesini yaparak başlayalım.

Bunun için şekil 1’i inceleyerek anlamaya çalışalım. Şekildeki astral düzey ruh dünyası ile madde beden dünyasını ayıran düzeydir. Ruh astral düzey ve üzerinde yaşayabilmektedir. Beden ise simülasyon dünyası dediğim içinde yaşadığımız ortamdır. Bu ortam bir bilgisayar programıdır ve ruh bu ortamdaki bedene bağlanarak onunla dünya hayatını deneyimler. Bu yazıyı daha iyi More >

Ruh beden ilişkisi

Avatar’a ramak kaldı” haberiyle “6 saniye önce beyin hücrelerinde karar zaten verilmiş” videosunu birleştirdiğimizde, güzel bir sonuç çıkar. Eğer, beynimiz bizim karar vermemizden 6 saniye önce karar veriyor ise bu işin beynimizdeki nöronlardan kaynaklanması düşünülemez. Çünkü her şeyimiz gibi beynimiz de zamana tabidir. O ancak şimdiki zamanda yaşar. Zamana tabi olmayan şey ruhumuzdur ve ruhumuz bizim ne yapmamız gerektiğini önceden beynimize bildirir böylece olayı gerçekleştiririz.

Ruhumuzun ise beynimizdeki nöronlarla iletişime girerek onların hangi elektrik akımını üretmesi gerektiğini söyler. Demek ki beynimiz epey yavaş çalışır. Biz “karar verdiğimiz an” ile “verdiğimizi sandığımız an” arasında 6 saniye kadar gecikme var. Bu gecikmeyi sağlayan More >

Neandertaller+Cro Magnon=Atlantisliler

Daha önce bahsettiğim insanın soy ağacının bir dalı da Neandertallardır.  Hatta bazılarına göre insanın atasıdırlar. Atamız olmamalarına rağmen çok önemlidirler. Bizden önceki türü oluşturuyorlar ve onların varlığı benim teorimin belkemiğini oluşturuyor. Onun için onlar hakkında daha çok veri sunmak istiyorum

Şekil 1 Yıllara göre hasat edilen insan türleri

Bilim ve Teknik dergisi Nisan 2003 tarihli sayısında “Neandertallara Ne Oldu?” yazısını inceleyelim.

 Neandertallar, insan fosilleri arasında en uzun süredir bilineni ve en çok anlaşılanı. Adlarını, 1856 yılında Almanya’nın Neander Vadisi’nde bir kireç mağarasında bulunmalarına borçlular. O zamandan bu yana 70 yerleşim merkezinde ve 300 arkeolojik sitede, aralarında kısmi bütünlükte iskeletler de bulunan binlerce Neandertal More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1:100-140 Milyon yaşında çekiç.

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. Çentik More >

Evrenin oluşumunu açıklayan her şeyin teorisi

Evren hakkında fikir jimnastiği

Evrenin, Euclides geometrisine uyup uymadığını bilmiyoruz. İnsan ölçeğinde uzayın eğriliği sıfırdır. Yani bir üçgenin iç açıları toplamı 180˚’dir. Bu durumda evren sonsuzdur. Fakat uzay eğri olabilir. Bugün biliyoruz ki büyük kütleler uzayı büker. Ayna etkisi sayesinde büyük kütleler arkalarında kalan gök cisimlerinin ayna görüntüsünü oluşturur. Yani uzayın eğri olmasının önünde bir engel yok. Kozmik ölçekte bu eğriliğin pozitif mi, negatif mi olduğu önemli olur. Eğer negatif ise evren Hiperboloid (semer şekilde) uzaydır. Öyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den azdır. Eğer evrenin eğriliği pozitif ise hiperküre evren olur. Böyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den More >

İnsanlığın gelişimine etki eden faktörler

Şekil 1 Bereketli hilal

Bu makale 16 Mart 2015 tarihinde güncellenmiştir.

İnsanlığın gelişimine baktığımız zaman insanlığın gelişiminde Sümerlerin yeri bir başkadır.  Elbette bağımsız olarak birçok medeniyet daha gelişti ama insanlığın bu günkü duruma gelmesini Sümerlere borçluyuz. Örneğin Mısır ya da İndus medeniyetleri de vardı ama onlar kendi içlerinde kapalı kaldılar ve onlardan sonra gelenlere bilgi aktarmadılar. Oysa bugün bildiğimiz matematik veya tarıma kadar her şey Sümerlerden mirastır.

Anladığım kadarıyla Sümerler insanlığı yönlendirmek için kullanılmıştır. Onların modeli kullanılarak daha sonraki Yunan veya Roma modelleri oluşturulmuştur.

İlk medeniyetlerin Mezopotamya’da oluşması bir tesadüf değildir. Bereketli hilal denilen bölge medeniyetlerin başlayabilmesi için uygun koşullara sahiptir.

İnsanlığı organize edenler (Sümer More >

Madde, madde üstü, madde ötesi nedir?

Maddeyi, yapımız dolayısıyla biliyoruz. Fakat madde diye tanıdığımız şey sanaldır, tamamen holografik görüntüdür. Maddeyi oluşturan asıl şey bizim göremediğimiz ve hakkında yeni yeni bir şeyler öğrenmeye başladığımız madde üstüdür.

Madde üstü ve madde ötesi kelimelerini tercih etmemin sebebi pek çok kişinin kullanmasından dolayıdır. Önüne gelen yalan yanlış bir şeyler söylemektedir. Bende bu kavramların ne olduğunu yazma gereği hissettim. Şimdi sıra ile kavramları masaya yatıralım.

Aslında size bir ipucu vereyim; her üçü de aynı şeyin görünüşleridir. Bu konuya tekrar döneceğiz ama şimdilik Enel-hak denilenle direk ilgisinin olduğunu bilin.

Madde: Atomlardan oluşur. Fakat atomların da boşluktan oluştuğunu düşündüğümüzde iş garip bir hal alır. Aslında atomun More >

Antik çağ teknolojileri

Videoyu izleyin fazla söze gerek yok. Antik insanlara teknolojik yardım yapıldığı çok açık…

Ben özellikle bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum. Lübnan Jerah kentinde bulunan bir taş akıl mantık dışı görünüyor.

Şekil 1 Bu sütunun nasıl bir teknolojiyle kesildiği tam bir muamma.

Şekil 1’de görülen sütun 4’lü bıçağı olan bir makineyle kesilmiş. Bu şehir M.S. 1.yy’da Romalılar tarafından kurulmuştur. O dönemlerde böyle bir aletin olduğunu düşünmek, epey uçuk görünür ama kabul etmekten başka çare yoktur. Belgeselde bu taşın kesilmesi için bir alet oluşturulmuştur. Fakat bahsedilmeyen şey taşları kesebilecek bıçağın, o dönemde yapılamayacak olmasıdır. Bu gün kullandığımız hızarlar, ileri teknoloji ürünüdür. Normal demirden bir hızarın, More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1 Yüz-Yüzkırk milyon yıllık çekiç.

 

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. More >

Kuran neden doğru anlaşılamıyor?

Başlığa bakıp hemen itiraz edecek pek çok kişi olacaktır ama sanırım yazımı okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.

Türkiye’deki Kuran Mealleri konusunda rastladığım bir sorunu belirterek başlamak istiyorum. İstisnasız her mealde küçüklü büyüklü hatalar var. En çok yapılan hata da Kuran’da bir bütünlük oluşturmaya çalışanlar tarafından yapılmaktadır. Aslında Kuran bir nesir değil, şiir türü yazımdır. Ve ayrıca bir konu bir yerde işlenip bitmez. Bazen hiç ilgisi olmayan iki ayrı bilgi bir ayet içine sıkıştırılır. Bazen bir ayet içine birkaç bilgi sıkıştırılır. Hem de bu bilgilerin birbiriyle bağı olmayabilir. Bazen de bütünlük halinde hikâye işlenir.

Bana göre meallerin hatalı olmasının asıl sebebi More >

Flynn etkisi (insanlık gittikçe daha zeki oluyor)

Aslında Flynn etkisini anlatmadan önce Profesör Paul Bloom’un “Neden İnsanlar Farklıdır?” konulu dersinden iki paragraf okuyalım.

 

İkinci faktör ise, IQ’nun herhangi bir genetik farklılığın olmadığı durumlarda da büyük oranda değişebildiğini biliyoruz. Bunun en etkileyici örneği Flynn etkisidir. Flynn etkisi en çılgın buluşlardan birisidir. Flynn etkisi, insanların giderek daha zekileştiklerine dair bulgudur. Ortalamada ebeveynlerinizden çok daha zekisinizdir – ve IQ testleri bunu gizlemektedir. Saklamalarının nedeni de şudur. Bunu saklarlar çünkü ortalama olarak hep 100’ü alırlar. Yani eve geliyor ve babanıza “Baba, az önce bir IQ testi aldım. 120 aldım.” diyorsunuz. Ve babanız da “İyi iş, evlat. Senin yaşındayken ben 122 almıştım.” diyor, ancak More >

Ruh ile öte dünyanın yapısal uyumu

Tasavvufî anlayışa göre, İnsanda iki ruh vardır: Birine rûh-i hayvânî, diğerine  rûh-i sultânî denir. Benim yazılarımda da bu iki ayrımı yaptığımı görürsünüz. Bende aynı ayrımı hayvansal içgüdüler ve ruhsal içgüdüler olarak yapmaktayım. Bu ayrımın sebebi insanın bedensel güdüleri ile ruhsal güdülerinin toplamından oluşmuş olmasıdır. Şekilde 1’de görüldüğü gibi ruh sıfır zekâyla başlar ve beden dünyada içgüdüleri sayesinde yaşar. Onu hayatta tutan tamamen içgüdüleridir ve bu içgüdülere hayvansal içgüdüler adını verdim. Kuran ise bu içgüdülere şeytan adını vermektedir. Bunlar Ego, üreme, annelik, yaşama içgüdüsü v.b güdülerdir. İnsanı kalu beladan kıyamete kadar bu güdüler hayatta tutar.

 Tasavvufi anlayışa göre ruhun manevi terbiye ve tekâmül esnasında hâl ve mertebeleri yedi More >

Tarih öncesi resimlerinin gizemi 2

Cezayir’in güney doğusunda Büyük Sahra çölünde Tassili n’Ajjer denen yerde bulunan resimler sanırım bilinen en garip şeylerden biridir. Çünkü bilimin; insanlığın geçmişine uydurduğu şablona hiç uymuyorlar.

Bir hatırlayalım; ne diyor bilim: İnsanoğlu ilk medeniyeti Sümerlerle bundan 4500-5000 yıl önce oluşturdu. Ondan önce insanlık taş devrini yaşıyordu. İnsanlık henüz giysiyi modern anlamda geliştirememişti. Oysa bu resimlerde insanlar modern giysiler giymektedir. Bayanlar etek veya pantolon giymekte ve birçok insan başlık takmaktadır. Bunun nesi garip demeyin. O dönemlerde henüz elbise bilinmiyordu. İşin daha garibi çok sıcak olan sahra çölünde zaten pekte elbiseye gerek yoktur. Oysa resimlerde bir dalgıcın elbisesi gibi vücudu tam saran elbiseler More >

Tarih öncesi resimlerinin gizemi 1

Geçmişten kalan pek çok şeye bilim inandırıcı cevap vermekte zorlanmaktadır. Daha doğrusu bilimin insanlığın gelişimine çizdiği “ilkelden gelişmişe doğru gelişmeye” uymayan pek çok veri yan görmezden gelinmekte ya da kimseyi ikna etmeyen bir cevapla durum geçiştirilmektedir. Örneğin; bu gün bizler Kamboçya’daki Ankor kenti, ya da piramit gibi bir eser yapamazken teknolojinin gelişmediği dönemde sırf bir kişinin ihtirasları sonucu yapıldığı düşünülmektedir. Hele Peru’da bulunan Sacsayhuaman ya da Machi Picchu’daki taş duvarları tüm teknolojimize rağmen yapamayız.

Yanlış anlaşılmasın piramitleri, Ankor kentini ya da nemrut tümülüsünü yapamıyor oluşumuzun sebebi havaya atacağımız o kadar paramızın olmamasıdır. Bütün bu zenginliklerimize rağmen o tür eserlere ayıracak paramız More >

Ruhun gelişebilmesi için oluşturulan düzen…

İçinde yaşadığımız bu sistem ruhlarımızın tekâmül etmesi için oluşturulmuş bir düzendir. Bu makalemde bu sistemin nasıl çalıştığını anlatmaya çalışacağım. Konuya başlamadan önce tüm bu sistemlerin bir program olduğunu bilmek gerekir. Bu sistemlerin program olması demek çok kolaylıkla yapılabilecek bir şeylerden bahsediyoruz demektir. Ayrıca bilmemiz gereken bir durumda “ruh”umuzun tekâmül ettiği bilgisidir. Ruh dediğimiz şey bilincimizi oluşturur. İki farklı kulvarda tekâmül eder. Öncelikle matematik zekâ dediğimiz IQ ve sosyal zekâ dediğimiz EQ yani kâmil insan olma yönüyle tekâmül eder. İkisinin ilerlemesi tekâmülün artması demektir.

Tekâmül eden ruhtur demiştik. Ruh dünya hayatına gelmez. Onun yerine avatar beden kullanır. Ruh öte dünyada bir makineyle More >

İlk medeniyetlerin doğuşu

Medeniyetin, Sümerlerle yoktan ve bir ön hazırlığı olmadan birdenbire ortaya çıkması biraz gariptir. Bu durumu birçok kişi doğal süreç olarak görür. Oysa müdahale edilmeyen ve doğal süreci yaşayan toplulukların böyle bir medeniyet kuramadıkları görülür. Konuyu açıklığı kavuşturmak için bazı kaynaklardan alıntılar yaparak başlamak istiyorum.

Sümerlerde Bilim:

Yerleştiklerinde çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya’da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir sulama sistemi kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip bataklıkları kuruttular hem de düzenli sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. Tekerleği de icad More >