DÜNYA VE ÖTESİ

Dünya ve ÖtesiKitabı indirmek için lütfen tıklayınız

The following two tabs change content below.

admin

Latest posts by admin (see all)

  • #1 Yazan: oguz
    yaklaşık 1 ay önce

    Seyfullah Demir bey, makalenizi az önce okudum, şöyle başlıyor, Nedendir bilinmez son zamanlarda Ahit Sandığını aramak hevesine kapıldım. Sizden ricam, şu makaleyi okuyup çıkarımınız olursa benimle de paylaşır mısınız acaba?
    https://www.facebook.com/dahili.net/posts/10220301191897309

    Teşekkür ederim

    • #2 Yazan: Seyfullah Demir
      yaklaşık 1 ay önce

      Merhaba Oğuz kardeşim,

      Benim Ahit sandığı Hatay’da olabilir adlı makaleme istinaden, Para normal yazı serisi (Kel Dağı) adlı makale hakkında yorumlarımı merak etmişsin… Aslında her iki makale arasında direk bir ilişki yok ama gerçekten fenomen kokan makaleler. Belki de içten içe bağları vardır. Çünkü ben tesadüfe inanmam. Mutlaka bu makalelerin bir arada değerlendirilmesinin bir nedeni olmalıdır.
      Kel Dağı, Türkiye’nin Hatay iline bağlı Yayladağı ilçesinde bulunan ve faal olmayan volkanik dağ. Antik adı Silpiyus Dağı olup, yerel halk tarafından Cebel-i Akra olarak da bilinir.
      Kel dağı ile Musa dağı Samandağ ilçesinin iki yakasındaki iki yükselti. Ahit sandığı değerlendirmesini yapmak için Musa dağı için yapılan her değerlendirme Kel dağı (Kılıç dağı) içinde geçerli olabilir. Çünkü Protestan Kilisesinin, Kitabı Mukaddesten çıkardığı Yahudi Tanak metinlerinden biri olan Makabiler’in ikinci bölümünde olan bilgilere göre (O sıralarda Babilliler Kudüs’ü almak üzeredir. Kitapta, Kudüs’ün Babillilere yenilmesinden önce) Yeremya peygamberin -ikisinin günümüz Eski Ahit’inde yer almayan- üç tapınak yadigarını alarak, bir mağaraya gizlediği anlatılır:
      2.Makabiler 2:4-8;”Musa’nın çıkıp Rab’bin mirasını gördüğü dağa çıktı. Yeremya oraya vardığında içi boş bir mağara buldu, konutu, sandığı ve yakmalık sunuyu oraya taşıdı ve kapıda durdu ve kapattı.
      Sonra onu izleyenlerden bir kısmı yeri işaretlemek için çıktılar ama bulamadılar. Yeremya, bunu fark ettiğinde onları ayıplayarak; yer bilinmeyecek, ta ki Rab halk cemaatini toplayana ve onlara merhamet edene kadar, der.”

      Görüldüğü gibi Yeremya peygamber, Ahit sandığını bir mağaraya gizleyerek kıyamete (halk cemaati toplanana) kadar gizli kalmasını sağlamıştır. Bende bu hikâyenin doğruluğuna inanıyorum. Ve Ahit sandığının yerinin Hatay ilinde olduğunu düşünüyorum. Bunu düşünmemdeki en önemli sebep Hatay’ın İsrail’e yakın olması ve Musa Dağı diye bir dağın orada bulunmasıdır. Kutsal mekanlar, birilerinin Ahit Sandığını bulmak için İsrail ve çevresini didik didik edeceklerini biliyordu. Hatay’a gizleyerek günümüze kadar gizli kalmasını sağlamış olmalılar.
      Hatay’da Musa dağı olması önemli bir işaret ama aynı zamanda bir aldatmaca olabilir. Çünkü Musa dağı dikkatleri Hatay’a çekmesine karşın aslında sandık Kel dağında olabilir. Çünkü sandık ancak kıyamette bulunması gereken bir nesnedir ve bunu sağlamak için gerekli tüm önlemler alınmıştır. İşte Musa dağı ismiyle Hatay’a dikkat çekilmiştir ama orada yapılacak her araştırma sonuçsuz kalacaktır. Kel dağı kimsenin aklına gelmeyecektir. Ben de bahsettiğiniz makaleyi okuyana kadar bir ilişki kurmamıştım. Şimdi ise bu durumun bir işaret olduğunu düşünüyorum. Yani Hatay’a gidip Ahit sandığını aramaya karar versem Musa dağında değil, Kel dağında aramayı düşünürdüm.

      Bunun bir sebebi de Kel dağının antik isminin Silpius dağı olmasıdır. Silpius kelimesinin anlamı savunmak, uzak tutmak, korumak olmasıdır. Sanki insanları Ahit Sandığından uzak tutmak için şifrelenmiş bir sembol gibi anlam saklıyor.

      Hatay’da ki bir inanışa göre Antakya’da deprem olduktan 40 yıl sonra kıyamet kopacaktır. Bu söylem orada ciddiye alınır. Kıyametle ilgili konuştuğum birkaç esnaf “Merak etmeyin henüz Hatay’da deprem olmadı” diyerek kıyamete daha var demek istemişti.

      Gelelim Kel Dağı makalesine; bu olayı yaşayan arkadaş çok ciddi bir fenomen yaşamış. Rüyasında ona ilginç bilgiler verilmiş. İşin güzel tarafı kimse rüyasıyla amel etmezken bu arkadaş rüyayı ciddiye alıp, gerekli malzemeleri hazırlayarak oraya gitmiş… Rüya onu o kadar etkilemiş ki, o direktiflere uymak zorunda kalmış. Böyle bir durum çok az insana nasip olur. Ve çok güzel çözümler sunulmasına rağmen toplamda değişen bir şey olmamış. Yani benim beklediğim gibi sonuçlanmış. Çünkü bu işleri organize edenler genel gidişata etki etmeden dahiyane dokunuşlar yaparlar. Bu çözüm dâhiyane olmasına rağmen Türkiye’nin terörle mücadelesinde bir işe yaramamış. Çünkü işe yaraması genel gidişata etki edeceği için etkisizleştirilmiş ama bir şekilde benim dikkatime sunulmuş. Yaptıkları dokunuşlarda sizi de kullanmışlar ve her iki makale arasında bir bağ oluşturmuşsunuz.

      Bu yazımdan kendimi bir görevli gibi lanse ettiğimi düşünmeyin. Bende sizin gibiyim. Sizi nasıl -haberiniz olmadan- olaya dahil etmişlerse, beni de öyle dahil etmişler. Sanırım bu bilgileri kullanacak olan birilerinin dikkatine sunulabilmesi için aracıyız. Zamanı geldiğinde asıl muhatap bu bilgilerden haberdar olacaktır.

      Kel dağında bilinen iki meşhur mağara vardır. Bunlardan biri Karamağara, Urfayıl köyüne 7 km uzaklıktadır. Karamağara denizden 100 metre yukarıdadır. Mağaranın içi 200 metrekare alana sahiptir. Diğeri ise, denizin altından Kel Dağı’nın içine girerek, görsel olarak peribacalarını andıran özelliğe sahip bir su altı mağarasıdır. Bu mağaraya, deniz seviyesinden 20 metre derine dalınarak giriş yapılabiliyor.

      Eğer Ahit sandığı bu dağda ise sanırım bu mağaralarda değil, başka bir mağaradadır. Yeremya peygamber mağaranın ağzını kapatmıştır. Ben şöyle bir mizansenle Ahit Sandığının bulunacağını düşünüyorum: Zamanı geldiğinde Mehdi bir vesile ile kel dağına gidecektir. O sırada büyük bir deprem olup kapalı olan mağaranın ağzı yıkılıp mağara ortaya çıkacaktır. İşte mehdi o zaman sandığı bulacak ve kıyamet süreci başlayacaktır. Dediğim gibi bu benim mizansenim, doğru olarak almayın.

      Kuran; sandığı, meleklerin getireceğini söyler (Bakara 248). Bunu şöyle yorumlamak mümkün: Dağda melek (ya da meleklerden birinin adı da olabilir) anlamına gelecek bir yer; kilise, cami, tepe, mağara, kaya, figür, heykel, yontma vb. bir şey olabilir. Mağara da o ismi taşıyan yerde olabilir. Yani melek bir işaret olmalıdır. Fakat benim bildiğim böyle bir yer yok. Yalnız Habib-i Neccar diye ilk Hristiyan inancına inanan birinin orada yaşadığı ve ahali tarafından kel dağlarında öldürüldüğü anlatılır. Onun öldüğü yere de Habib-i Neccar dağı denir. İnanışa göre dağdan yuvarlanan başının durduğu yere bir ibadethane yapılmıştır. Şimdilerde onun adını taşıyan bir cami zamanında kilisedir ama ondan önce de orada başka bir tapınak olduğu bilinmektedir. Fakat Neccar isminin marangoz anlamına geldiği bilinmektedir. Yani bu kelimenin melekle bir alakası yoktur. Fakat dikkate değer bir durumdur.

      Seyfullah Demir

  • #3 Yazan: Mehmet YILDIRIM
    yaklaşık 1 yıl önce

    Merhaba ,

    Kitabınızın bir Paragrafında şöyle yazıyor ;

    Bu süreç yani kıyamet süreci 06.10.2007 Cumartesi günü başladı.

    “İşte bu kitap size kıyamet sürecinde rehberlik yapacak kaynaktır. Eğer
    bu kitabı elinize alıp buraya kadar okuduysanız bilin ki siz özel birisiniz. Çünkü
    siz de bu süreçte görev alacaksınız. Siz bu kitaba doğru çekildiniz. Onun için bu
    kitabı mutlaka okuyun ve üzerinize düşenleri yapmaya başlayın.”

    Sizce Bizim gibi İnsanların kıyamet sürecindeki Rolü ne olacak ?

    • #4 Yazan: Seyfullah Demir
      yaklaşık 1 yıl önce

      Merhaba Mehmet Kardeşim,
      Kıyametin o tarihte başladığına inancım devam ediyor. Fakat bu bilgi sadece beni ikna eden bir bilgidir. Kitapta bunu yazdım ama başkasını ikna eden bir bilgi değil. Süreç başladı ama ne zaman fiili yaşayacağımız konusunda bilgim yok. Bende bekliyorum…

  • #5 Yazan: Serhan Arıkan
    yaklaşık 1 yıl önce

    Merhabalar!
    Sınırları koruyarak ve sırları riayet ederek musadenizle şunu eklemek isterim.

    Öncelikle Biz Yer ile Göğün arasında ve Arz’a bulunup Dünyamız da yaşıyoruz.
    Bunun üstünde 7 kat daha gök bulunur. Tüm kutsal metinler ve tum uygarliklarin hepsinde aynıdır.
    Gök ile yer bitişik iken ayırdık denir.
    Gökler için 2 gün yeryüzü için 4 gün ayrıldı denir.
    Yer yani arz aklınızin alamayacağı kadar büyük.
    Dünya hiçbir zaman yuvarlak olup etrafında dönmedi. Ayetler ile hepsini bilim ile de kanitlayabilirim. Benim icin en kolay kısmı.

    2. Olarak Allah; her şeyin Öz’ünde mevcut olan BİLİNÇ tir. Tekrar okuyun!
    Her zerrede Zat ve Sıfatı ile mevcut Öz Bilinç.
    Nesimi ne demişti hatırlayin??
    “Hak Teâlâ insanoğlu Öz’üdür.”

    3. Yaratılış bir anda olmadı. OL /KÜN lafzi Kuran da Yaratimin ilk talimatı yani kader programıdır.

    4. Rab ise kişinin Esma mertebesidir. Yani Zat-ı Ali niz. İnsan, Allah esmalarindan oluşmuyor mu ?
    Evet. Senin ilk oluşumunun verildiği esma Alım, Murid, Kadir, Rahim Vs. Hangisi ise onun etrafında diğer isiminler Tavaf eder.
    O isim senin ismi Azamindir. Kabeyi tavafin asıl sırrı budur.
    En üst mertebedeki ismi bilince Rabbine Arif olursun. Olunca Allah ile iletişim kurarsin.
    Bu andan itibaren Rab lige ulaşırsin.
    İsa AS. İçin çoğu yerde Rab İsa denilmesi bundandır vesselam.

    5. Büyük patlama denen şey e gelince. Hiçbir şey yoktan var olmadı. En azindan sizin bildiğiniz anlamda diyelim neden ?
    Çünkü Yok demek! Normalde elde olmasına rağmen o anda orada olmayan VARLIK anlamı taşır. Dikkat buyrun!!!!

    Varlik ise sahnedir! Yani Şuhud.
    Var olan hiçbir şey de yok olmaz.
    Öyleyse! Her şey Potansiyel olanı Varlık sahnesine Zuhurat ile başladı.
    Teori kuram Vs. Dikkat edin ortada kanitlanan hicbirsey yok çünkü olmayacak da. Teorilerin hepsi çökmeye mecbur. Umarım dilimiz yapıcı olmuştur. Hepinizi seviyorum sevgiyle kalın.

    • #6 Yazan: Ugur
      yaklaşık 1 yıl önce

      Dünya hiçbir zaman yuvarlak olup etrafında dönmedi. Demişssiniz..

      Dünya nın düz olduğuna mı inanıyorsunuz anlamadım ancak durum böyle ise yazdıklarınızın insan için bir anlamı kalmıyor açıkçası.

      Kişisel olarak “bilim” in herşeyin üzerinde olan bir kavram olduğunu düşünüyorum ve Yaratıcının bize bir öğretme ve gösterme metodudur inancındayım..

      Saygıyla..

  • #7 Yazan: Ömer
    yaklaşık 2 yıl önce

    Yol gerçek yaşam sınırı olmayan sınırsızlık kutlarım.p

  • #8 Yazan: Gerçeğin izinde
    yaklaşık 4 yıl önce

    O zaman şöyle sorayım, Dinler “bir olan Yaratıcı” tarafından oluşturulmadığını mı anlamalıyız?
    Eğer böyle ise Kuran daki dil “bir olan yaratıcının” kendi sözleri gibi naklediliyor, bu sözler onun değilse bu sözleri ondan çıkmış gibi kullanan aldatıcı olmaz mı?

    • #9 Yazan: Seyfullah Demir
      yaklaşık 4 yıl önce

      Aldatma işine takıntı yaptın sanırım.

      Bu şuna benzer. Çocuk “ben nasıl oldum?” diye sorduğunda ona gerçeği değilde, farklı bir şey söylüyorsun. Aslında gerçeği de söyleyebilirsin ama çocuk durumu anlayamayacağı için daha çok soru sormak zorunda kalacak ve sonunda durumu anlamış da olmayacak. Bizde aynı durumdayız. Aslında sen şu andaki insan profiline göre değerlendiriyorsun. Oysa 1400 yıl önceki insan bilincine göre düşünmelisin… Şimdi bile anlamıyorsa o zaman durumu anlayabilmesi pek mümkün değildi.

  • #10 Yazan: Gerçeğin izinde
    yaklaşık 4 yıl önce

    Merhaba Seyfullah Bey,
    Kitabınızda, dinlerin Allahtan gelmediğini söylüyorsunuz.
    Din kurucuları yüksek ruhlar olduğuna göre, Dini Aşlahtan gelmiş gibi göstermek ters bir durum değil mi?
    Apaçık yalan ve Allah adı ile kandırma olmuyor mu?

    • #11 Yazan: Seyfullah Demir
      yaklaşık 4 yıl önce

      Değerli kardeşim,

      Aslında kavram karmaşası yüzünden durum çok net anlaşılmayabiliyor. “Dinler Allah’tan gelmiyor” ile kasıt KAYNAK’tır. Biz Kuran’da bu güçler arasında bir ayrım görmüyoruz. Kuran bazı ayetlerde Rab derken bu yüksek ruhları kasteder. Bazı ayetlerde Allah ile doğadan bahsederken bazı ayetlerde Kaynaktan bahseder. Yani bir aldatmaca yoktur. Çünkü Kuran her gücün bir isminin de Allah olduğunu söyler…

  • #12 Yazan: daylan ahmet
    yaklaşık 5 yıl önce

    14.Mart.2015 Cumartesi günü düzenlenen kıyamet konulu sohbetinize katılamadığım için çok üzgünüm. Bir sonraki sohbetinize katılmak ümidiyle.