Karadelikler bir hologram makinesi mi

Son yıllarda Astrofizikteki gelişmeler süper hızla ilerliyor. Eskiden teolojiye bırakılan “biz kimiz”, “nasıl oluştuk” gibi soruları araştırıyorlar. Son belgesel “through the wormhole” inanılmaz derecede bu konuları gündeme getiriyor. Başka yazımda bir bilgisayar ortamında olabileceğimiz konusunu işlemiştim. Bu yazımda da karadelikler ve hologram konusunu incelemek istiyorum.

Öncelikle hologramın ne olduğunu söyleyeyim. Hologram iki boyutlu bir levhadan üç boyutlu görüntü oluşturma teknolojisidir. Nette araştırırsanız çalışma sistemini öğrenebilirsiniz.

Belgeselin bir kısmını yukarıdaki videoya aldım. Bilim insanı Leonard Suskind bu bölümünde, karadeliklerin bir hologram cihazı olabileceğini ima ediyor. Karadeliğin olay ufkunda Hawking ışıması denen bir ışıma oluyor. Henüz sadece matematiksel olarak hesaplanan bu durumun evrene yansıyarak evreni üç boyutlu olarak var edebileceğine vurgu yapılıyor. Bu demektir ki evrenin bilgisi bir yerlerde var olmalıdır. Önceleri Hawking karadeliklerin bilgiyi yok ettiğini söylüyordu ama Leonard Susskind aksini iddia etti. Sonuçta Hawking de karadeliklerin bilgiyi yok etmediğini kabul etti.

Leonard Susskind’e göre evrenin üç boyutlu görüntüsü yine evrenin bir yerlerinde iki boyutlu olarak kayıtlı durmaktadır. Bilim insanları da aynı şeyi mi anlıyor bilmiyorum ama benim ilginç bir açıklamam olacak. Öncelikle Hawking ışımasını anlatarak başlamalıyım. Fizikle ilgisi olanlar evrenimizin içinde çok kısa sürelerle bazı çift parçacıkların görünüp yok olduklarını bilirler. Ayrıca belgeselde de anlatıyor. Bu parçacıklar çiftler halindedir. Eğer bir karadeliğin olay ufkuna yakın bir bölgede bu oluşum gerçekleşirse, bu parçacıklardan biri karadeliğe düşebilir. O zaman diğer parçacık da yok olamaz ve evrenin malı olur. İşte bu parçacığa Hawking ışıması adı verilir. Bu ikiz parçacıklar birbirleriyle ilişkilidirler. Birine yapılan etki diğerini de anında etkiler. Bu düşünceye dayanarak karadeliğe düşen parçacığın üzerindeki etkiyi içeri düşmeyen parçacığın evrenimize yansıtarak hologram oluşturduğunu düşünüyorum. Yani evrenin üç boyutlu bilgisinin karadeliğin içinde kayıtlı olması gerekir. Susskind’in evrenin uzak köşelerinde kayıtlı olduğunu düşündüğü iki boyutlu hologram bilgisi bir boyutlu olarak karadeliğin içinde vardır. Yani evrenimiz karadeliğin içinde var olan bilginin üç boyutlu görüntüsüdür. Hawkin ışıması karadelik içindeki bilgiyi karadelik dışına evrene çıkararak üç boyutlu görüntüyü oluşturur. Bu işlemin şöyle işliyor. Oluşan dolanık parçacıklardan madde olanı karadelik tarafından çekilerek yutulur. Karadelik diğer parçacığı karşı parçacık olduğu için iter. Anti madde parçacık kendine denk bir madde parçacık bularak yok olur. Yok olur derken kütle olarak yok olur. Yok olurken enerjisine denk ışın yayar. Böylece diğer parçacığın karadelikte edindiği bilgiyi evrene yayar. O bilgide evrenin görünümünü oluşturur. Bu düşüncelerin çok karmaşık olduğunu düşünebilirsiniz ama herşeyi bir yazılım olduğunu kabul ettiğimizde anlam kazanır. Çünkü bir program yaptığınızda içine koyacağınız kurallar sizin hayal gücünüzle sınırlı olur. Fakat programın içindekiler için sizin koyduğunuz kurallar doğa kanunudur.

sonsuz yol

Şekil 1 Boyutlar arttıkça A noktasından B noktasına gidilebilecek yol sayısı artar.

Eğer bu düşünce doğruysa, bir parçacığın sonsuz olasılıkla bir yerlerde var olması gerekliliği açıklanabilir. Bir parçacığın gerçekte var olduğu yer karadeliktir ve tüm hareketlerini ve varlığını orada sürdürür. Orada tek boyut olduğu için hareket edebileceği tek yön vardır. Şekil 1′de de görüldüğü gibi A noktasından B noktasına gidebileceği tek yol vardır. Fakat tek boyutlu hareketi 2 boyutlu bir holograma yükselttiğimizde A noktasından B noktasına sonsuz tane yol karşımıza çıkar. A noktasıyla B noktası arasındaki yüzeyin her noktası yol için kullanılabilecek potansiyele sahiptir. Eğer durum 3 boyutta irdelenirse 2 boyuta göre çok daha fazla yol olabileceği görülür. Biz üç boyutta bir parçacığın hareketini gözlemlediğimizde onu istediğimiz her yerde görebiliriz. Oysa parçacığın gerçek hareketi, tek boyuttadır.

Eş parçacıkların aralarındaki mesafeye bakmaksızın eş hareket ettikleri bilinen bir gerçektir. Bu harekette gerçekte tek boyutta olduğu için bu parçacıklar birbirlerinden hiç ayrılmamıştır. Hiç ayrılmadıkları halde biz onları ayrıymış gibi görürüz. Onun için birbirleriyle anında haberleşmeleri bizi şaşırtır.

Ben bu belgeseli izlemeden önce de evrenimizin bir karadelik olduğunu düşünüyordum. Evrenimizin astral düzeyin bir yansıması olduğunu yazılarımda gündeme getirdim. Fakat karadelikten üç boyutlu bir uzayın oluşumunun nasıl olabileceğini anlamamıştım. Bu belgesel bu konuya da açıklık getirmektedir.

Bu durum, bizim evrenimizin hologramla oluşturulmasının fiziksel karşılığı olmalıdır. Yani karadelikler bir alt evren oluşturdukları gibi, aynı zamanda hologram makineleridirler. Tek boyutlu kuantum dünyasının üç boyutlu görüntüsünü oluştururlar. Elbette bu durum bizim bildiğimiz hologram teknolojisinin epey daha ötesinde bir durumdur. Henüz tam olarak çalışma prensibini anlayamamamıza rağmen bilimin matematiksel olarak böyle bir sonuca ulaşması bizi yönlendirenlerin insanlığı bilgilendirme çalışması sonucudur.

Eğer belgeselde anlatılan durum gerçekse o zaman karadeliğin içi kuantum evreni olmalıdır. Çünkü içeri düşen parçacık kuantum evrenini yansıtmalıdır.  Bu durumda karadelikler kuantum evrenine açılan kapılardır. Bunun böyle olduğunu hep düşündüm ama bu güne kadar bilimsel bir veri bulamamıştım. O zaman karadelikleri biraz daha açmak gerek.

Karadelikler madde yapısını çökerterek boyutsuz yapısına döndürürler. Madde boyutsuz hale döndüğünde tek bir noktaya sığabilir. Onun için tüm evrendeki madde tek bir noktaya sığabilir. Nitekim Büyük Patlamada da tek noktadan tüm madde oluşmuştur.

Karadelikler aynı zamanda yuttukları maddelerle alt evren oluştururlar. Bu yapıyı M kuramını anlatırken anlatmıştım. Böylece karadeliklerin evrenimiz için ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamış olduk. Eğer çift parçacıklardan birini yutarsa hologram makinesi oluyor. Yok, madde yutarsa alt evren oluşturuyor. Alt evren oluşturması için yuttuğu maddeyi kuantum evreninden geçirip başka bir uzayda tekrar kuasar olarak fışkırtıyor. Yeni oluşan evrende de karadelikler oluşmadan üç boyutlu uzay oluşmaz. Yani insan gibi canlıların olabilmesi için karadeliklerin oluşması şart gibi gözüküyor.

Bu durumda bilimin ulaştığı bilgilerin ne kadar hayal ötesi olduğunun bilmem farkında mısınız? Bu yapıyı pek çok insan hiç anlayamıyor. Öyle uçuk gözüküyor ki insanın hayalini aşıyor. Fakat bu durumun bir bilgisayar içinde olduğunu düşündüğümüzde, çok kolay yapılabileceğini anlayabiliriz. Bu gün bizde fizik kurallarının ve matematiğin farklı olduğu bir bilgisayar simülasyonu hazırlayabiliriz. Henüz tam olarak o teknolojiye ulaşamadıysak da elli yıl sonra yapabilecek düzeye geleceğimiz kesin. İşte bu durum bizimde bir bilgisayar içinde olduğumuzu çağrıştırıyor. Onun içinde belgeselde torunlarımızın tanrı olabileceği söylenmektedirler.

Kıyamete yaklaştıkça bu tür bilgiler bizler daha çok ulaşacak ve kim olduğumuzu, nereye gittiğimizi anlayacağız. İşte hep söylenen “kıyamette açık bilgiler olacak” sözü o zaman gerçek olacak. Görüldüğü gibi insanlığın bilgilendirilmesi pek çok kişi tarafından sistematik olarak olmaktadır. Yani dinlerin oluşumu gibi tek kişi seçilmemiştir. Fakat dinlerin oluşumundan farklı olarak görevli olan kişiler (örneğin bilim insanları) görevli olduklarını bilmiyorlar. Sadece yapmaları gerekenleri yapıp gerçek bilgiye ulaşmaya çalışıyorlar. “Arşı taşıyanlar” dünyayı hazırlamaya devam ediyor. Her ne kadar dinlerin tanrı dediği bu mekanizmayı dindarların kabul etmesi zor olsa da yavaş yavaş ulaşacak olduğumuz kesin bilgiler bizleri ikna edecek. Zaten dinlerde insanlığı kıyamete kadar getirmek için oluşturulmuştur. Onlar görevlerini hakkıyla yerine getirdi. Kıyamette onlara ihtiyaç yoktur. Çünkü yarı bilinçli dönemimiz bitip tüm gerçeğe vakıf olacağız. Böylece yönlendirilen değil yönlendiren olacağız.

Seyfullah DEMİR

  • #1 Yazan: Jadg Panther
    yaklaşık 1 yıl önce

    Tek boyutta yol olmaz… Ordasındır zaten.

*