Süper İnsan dönemi ve Agatra’nın Misyonu

Doğu inançlarında insanların göremediği yer altında saklanan mistik bir medeniyetin olduğuna inanılır. İnanılmaz yeteneklere sahip olduğuna inanılan bu medeniyeti çoğunluk, Agarta diye bilir. Bu makalede o inançlardaki anlatımların ne anlama geldiğini göreceğiz. Daha doğrusu olağanüstü anlatımların aslında bilimsel bir kökeninin olduğunu ve elle tutulur, gözle görünür anlamlara büründüğünü anlayacağız.

Agarta hakkında, Alexandre Saint-Yves d’Alveydre, ünlü Fransız okültistlerindendir. Antoine Fabre d’Olivet’ten etkilenmiş, fikirleriyle Gérard Encausse’ı (Papus) etkilemiştir.

Alveydre Markizeli Alexandre Saint Yves, Fabre d’Olivet’in çalışmalarını inceleyip fikirlerini Gérard Encausse -takma adı Papus- yayınlamıştır. Onun çalışmalarından etkilenen René Guénon, hayatını Agarta’yı araştırmaya adamıştır. Bende onların yazdıklarından derlediğim küçük bir bölümü alıp, bilgilerin hangi anlama geldiğini anlamaya çalışacağız.

Agarta baş yönetimi ve özellikleri

Agarta’nın en yüksek başkanı Brahatma unvanını taşımaktadır. Brahatma, “ruhların İlahi Ruh’taki desteği” anlamına gelmektedir.” İki yardımcısı vardır; bunlar Mahatma, yani “Evrensel Ruhun temsilcisi” ve Mahanga, yani “Kozmos’un tüm maddi organizasyonunun sembolü” unvanlarına sahiptirler.”

Brahatma kudret bolluğuna sahiptir. Onda, prensipsel bir tür ilgisizlik hali olarak kabul edilen ruhani liderlik ve krallık gibi iki kudret vardır. Ardından bu iki kudret tezahür etmek amacıyla birbirlerinden ayrılırlar; Mahatma özellikle ruhani kudreti ve Mahanga da krallığa ait kudreti temsil ederler.

Saint’e göre Dünyanın Kralı’ nın iki yardımcısı vardı; bunlardan biri “Evrensel Ruh’u temsil ediyor”, diğeri de “Kozmos’un tüm maddi organizasyonunun sembolü” idi. Buradan Brahatma: Dünyanın Kralı, Mahatma: Evrensel Ruh, Mahanga:Krallığa ait kudret.

Dünyanın Kralı yalnızca bir ilah olmakla kalmayıp, aynı zamanda, insanlığın kaderinin eksiksiz olarak gerçekleşmesini de görüp gözetmektedir.

Mahatma gelecekte olacakları bilmektedir” ve Mahanga da “bu olayların sebeplerini yönetmektedir”; Brahatma’ya gelince, o, “Tanrı ile yüz yüze gelerek konuşabilir”

Dünyanın Kralı (Brahatma), insanlığın kaderini yönetenlerin tümünün de düşünceleri ile bağlantıdadır. Onların niyetlerini ve fikirlerini bilir. Şayet bu niyet ve düşünceler Tanrı’nın hoşuna giderse, Dünyanın Kralı görünmez yardımı vasıtasıyla bunları başarıya ulaştırır; şayet Tanrı’nın hoşuna gitmezlerse, Kral bunların başarısız olmasını sağlar.

Agarta’nın hiyerarşik yapısı

Baş yönetim altında ikinci bir yönetim daha vardır. Bu yönetim milyonlarca Dvija (“iki kere doğmuş” demektir) ve Yogi (Tanrı ile birleşmiş anlamına gelir) Agarta’nın simetrik biçimde bölünmüş olan dış mahallelerinde yaşarlar ve başlıca yeraltı yapılarına dağılmış durumdadırlar.”

Onların üstünde beş bin Pundit (“Bilgin” anlamındadır) öğretimi sağlar ve iç güvenlik görevini yerine getirirler. Onların sayısı Veda dininin hermetik (gizli, örtülü) köklerinin sayısına karşılık gelir.

Bunların ardından, giderek nüfusu daha azalan yarım daireler şeklinde, 365 Bagvanda’ dan (“kardinal” demektir) oluşan güneşsel bölgeler gelir.

Bundan sonra gelen çember, Agarta’nın merkezine en yakın olandır. Yüksek İnisiyasyon’u temsil eden 12 üyeden oluşur. Bunlar yerin derinliklerinde bulunurlar. Bu yapı Yüce Konsey olarak bilinir.

Yüce Konsey ve görevleri

Yüce konsey, dünyanın tüm bilgisine sahip olan bilgelerden oluşur ve onlar, Doğa’nın Güçlerine tümüyle egemendirler.

Yüce Konsey, kozmik hiyerarşik bütünlüğün göze görünür birinci zincir baklasıdır. Böylece o, ezelden beri ön görülmüş olan devreler boyunca insanlığın düzenli bir toplum olarak ahenkli gelişimini görüp gözetmek misyonuna sahip olan, zincirin temel baklasıdır.

Yüce Konsey, kendinden daha yukarıda olanın, yüksek bir hiyerarşinin varlıklarının koludur. Evren öyle bir birliktir ki her varlık ve her şey onun zincir baklalarından biridir.

Yüce Konseyin üyeleri yılda dört kere, belirli dönemlerde kurul halinde toplanırlar. Ayrıca yıl boyunca, onlardan her biri, şayet arzu ederse tüm diğerleri ile temas durumuna geçebilir ve kendilerini, sadece, onları bilmeye ve görmeye layık olan insanlara ifşa ederler.

Yüce Konsey’in, pek tabii olarak olaylara etkide bulunabilme imkanları mevcuttur ve beşeriyetin hatasından ve yeni şartlara, orasını burasını zedelemeden uyum gösterme konusunda zorlanmasından dolayı meydana gelen önlenemez ve beklenmedik olguları, Yüce Konsey ötelerden görür. Her bir aşamanın öngörülen zaman içinde tamamlanmasını ayarlamak ya da duruma göre işi çabuklaştırmak ya da geciktirmek onların görevleri arasındadır.

Etten ve kemikten insanlardan oluşan bu Yüce Konsey, spiralin birbiri ardı sıra gelen devreleri (siklusları) boyunca beşeriyetin bütününün evriminin gerçekleşmesi için -tesadüfi engeller, karışıklıklar ve çatışmalar da hesaba katılarak- bütün bir planın engellenemez olan gerçekleşişini görüp gözetirler.

Agarta’nın özellikleri

Orada bizim acı verici mahkemelerimize ve cezaevlerimize rastlanmaz. Ölüm cezası asla uygulanmaz. Güvenlik kadrosu aile babalarından oluşur. Suçlular inisiyelerin ve hizmet punditlerinin ellerine terk edilir; ancak iki taraf da daima barış istediğinden her verilmiş olan zararın ardından bunun giderilmesi için isteyerek, gönüllü şekilde onarıma ve tazmin etmeye girişilir. Orada bizlerin sinarşik olmayan uygarlıklarımızın büyük acılarının, yani geniş yığınların sefaleti, fahişelik, ayyaşlık, yöneticilerin acımasız bireyciliği. Yönetilenlerin bozguncu zihniyeti, her türden ihmal ve yetersizlik gibi niteliklerin hiçbirine rastlanamayacağını söylemeye gerek yok. Bu ülkenin bölgelerinin başına yerleştirilmiş olan Rajalar (ya da Raca) yüksek seviyeden inisiyelerdir.

Agarta’ da kast yoktur.

Öğretim şekli

Sırlarla çevrili gerçek ışık piramit olan Paradeşa’nın hiyerarşik görünümü şöyledir: Otorite, orada İlahi Zihin’ dedir: kudret, Evrensel Ruh’un yargılayıcı Aklındadır; ekonomi ise Kozmos’un fiziksel Organizasyonundadır. (Paradeşa: Bir nevi üniversite)

Müritlerin eğitimleri; kişisel gelişme, zihinlerde ve ruhlarda onu muhafaza etmek ve hiç durmaksızın yaymak üzere ona kadar yükselmekten ibarettir.

Öğretilen bilgi seviyesi

Bizim Batı’ da tüm bildiklerimiz ve tüm bilmediklerimiz, orada yeryüzünde bir eşi benzeri daha bulunmayan öğretim misyonerleri olan üstatlar tarafından öğretilmektedir. Yerkürenin ateşten derinliklerinden, yeraltının gaz ve tatlı ya da tuzlu su akıntılarına, denizlerin dipsiz derinliklerine, küremizin enlemesine ve boylamasına manyetik akımlarına, havanın görünmez’ cevherlerine, elektriğe, mevsimleri meydana getiren evrensel ahenklere varıncaya kadar tüm bilgiler derinleştirilmiştir. Fizik ve kimya öyle bir seviyeye ulaştırılmıştır ki, şayet bunları gösterme imkânımız olsaydı herhalde kabullenilmeleri imkânsız olurdu. Orada sayımı ve dökümünün yapılmadığı ve sayısız derecede gözlemlerin ve deneylerin konusu olmamış tek bir böcek ya da bitki bile yoktur. Orada, ölümün sırlarına da nüfuz edilmiştir.

Agarta’nın kapsadığı şaşırtıcı deneyler birikimi arasında beşerî ayıklanmaya ilişkin olanları görülmemiş bir seviyeye ulaşır, insan fizyolojisinin en alt ve en üst sınırlarına ilişkin sırların derinliklerine nüfuz edebilmek için olabilecek her şeyi denediler.

Görünmez krallıklar ile ilişkiler, uykunun yasaları, ruhsal yükseliş için uygun olan gıda rejimleri. psişik güç, rüyalar, bedeni uyur vaziyette bırakarak uyanmanın yöntemi… Tüm bunlar incelendi, uygulandı ve bilindi.

Kütüphanelerinin durumu

Daha önceki devrelerin kütüphaneleri ise denizlerin ve tufan öncesi Amerika’nın yeraltı yapılarına dek uzanmaktadır. (Daha önceki devre: İnsandan önceki diğer insanların devresi.)

Paradeşa’nın, üniversite arşivleri binlerce kilometre uzunluğundadır.

Bu gezegen kütüphanesine ait kataloğun tüm bilgisine ancak Agarta’nın Ruhani Lideri ve onun yardımcıları sahiptirler.

Agarta’nın mağara sembolüyle bağı

Dünyada genel bir bakış olarak “mağaralar kültü”nün daima az ya da çok “içteki yer” ya da “merkezi yer” fikrine bağlı olduğu ve buna göre de mağara ve kalp (yürek) sembollerinin birbirlerine çok yakın olduklarını gözlemlemek mümkündür.

Agarta’da kabul görmeyen davranışlar

Bünyesinden tüm zihinsel ya da manevi kokuşmuşluğu, tüm bağnazlığı, tüm kurnazlığı, tüm düşünce ya da İrade keyfiliğini, tüm bari inancı, tüm putperestliği, tüm kara büyüyü saklayan hiçbir şey kabul edilemez.

Agarta öğretisine göre Mesih

Agarta’nın üç liderle temsil etmektedir. Mahanga, Mesih’ e altın sunar ve onu “Kral” olarak selamlar; Mahatma ona günlük (tütsü) sunar ve onu “Rahip” olarak selamlar; son olarak da Brahatma ona mürrisafi (bozulmazlık pelesenki, Amrita’nın imajı) takdim eder ve onu “Peygamber” ya da en yüksek ruhsal üstat olarak selamlar. İlksel tradisyonun otantik (gerçek) temsilcileri tarafından her birinin ayrı ayrı mensup bulundukları kendi yetki alanlarını teşkil eden üç alemde Mesih’ e takdim etmiş oldukları bu hürmet:

Dalay Lama, “Buda’nın kutsallığını (ya da saf ruhsallığını) gerçekleştirir”; Taşı Lama, onun “ilmini gerçekleştirir” ve Bogdo Han, onun “maddi ve savaşçı gücünü temsil eder”.

Mesih çağı

Tüm şeylerin ilk hallerine geri dönüşleri Mesih çağının işareti olacaktır.

İnanışa göre Dünyanın Kralı, pek yakında, varlığını henüz bilmediğimiz ve karşısında tamamen çaresiz kalacağımız güçlerini harekete geçirecektir.

Zaman evreleri

Bu devrelerin sayısı 12’dir. Bunlar Zodyak burçları ile temsil edilmişlerdir ve yaklaşık olarak 24.000 senelik bir zamana yayılırlar. Bunun ardından da kolektif ve kişisel yargı ve on iki devrelik yeni bir döneme başlamak üzere hareket ediş gelir. Raslantısal gecikmeler ya da erken bitişler olsa da, dünya yine de bu önüne geçilmez devreleri izlemektedir, izleyecektir. İzlemek zorundadır.

Çeşitli kitaplardan derlediğim bu bilgileri benim düşüncelerimi bilenler başka gözle okumuşlardır. Şimdi bu satırları sırasıyla değerlendirelim.

 Agarta baş yönetimi ve özelliklerine yeni bir bakış

Benim makalelerimde bu yapı açık olarak yoktur. Benim öte dünyanın yapısını gösterdiğim gök katları ya da kuantum katları sakinleri içerisinde yer alırlar.

Ben insanın gelişimini hayvan dönemi, İnsan dönemi ve melek dönemi diye üçe ayırıyorum. Melek dönemi de ikiye ayırıyorum. Süper insan dönemi ve bedensiz dönem. Bedensiz dönemde kendi içinde dörde ayrılır. Fakat bu dönemleri kapsayan yapıya bir isim vermedim. Daha çok Kuran’ın deyimiyle Yüksek Konsey ya da Yüksek Melekler Topluluğu ismini kullanmayı uygun gördüm. Daha çok Elmalılı mealindeki Yüksek Melekler Topluluğu adını tercih etmişimdir. Fakat dediğim gibi dört gök katını içeren tüm o ruhların kategorik olarak ayrışması hakkında bir ayrım yapmadım. Yapmadım çünkü nasıl olması gerektiğini bilmiyorum.

Şekil 1 Ruhun, bedenli ve bedensiz tekâmül haritası.

  Şekil 1’de bu dönemleri görmek mümkündür. Yatayda beden gelişimi ve tarihleri var. Düşeyde ise ruhun ulaştığı seviyeler gösterilmektedir.

  • Ruh A noktasında tekâmüle sokulur.
  • -60.000/-12.000 yılları aralığında hayvan bedenlerinde otomatik dönemini yaşayarak Nuh tufanına kadar gelişir (Gelişmenin bilinç geliştirmek olduğunu hatırlatmama gerek yoktur sanırım).
  • -12.000/0(sıfır) yılları aralığında insan dönemi yaşanır. Ruhlar insan bedenlerine enkarne olur. İnsan bilinçlidir ama neden vardır? Neden yaşar? Gibi soruların cevabını bilmez. Onun için bu döneme Yarı Bilinçli Dönem adını verdim. Bu dönem kıyametle son bulur.
  • 0(sıfır)/3.000 yılları aralığında Süper İnsan Dönemi yaşanır. Bu dönemde artık önceki dönemlere müdahale ve yardım yapılmasına başlanır. Bedene hükmedildiği için süper görünür. Bu dönem, insan ile melek arasında bir durumdur. İnsani özellikler vardır ama pek çok melek özelliği de kullanılabilirdir.
  • 3.000/3.997 yılları arası ise bedensiz tekâmül yapılır ve Yüksek Melekler Topluluğu dönemi dediğim bu dönemdir. Bu dönem hakkında pek bilgimiz yoktur ama Tanrısal özelliklere en yakın dönem bu dönemde ortaya çıkar.

Yılların aralığına bakarsanız önce çok yavaş ilerleyen tekâmül sonlara doğru muazzam bir ivme kazanarak gitmektedir. 63.000 yılda üç gök katı çıkabilen ruh 997 yılda son dört katı geçebilmektedir. http://seyfullahdemir.com/zamanin-yapisi/ adlı makaleden zaman konusunda daha detaylı bilgi edinilebilir.

Şekil 1’de bir ruhun tekâmül süreci var. Birde ikiz evrendeki ikizinin aynı tekâmül süreci var. O bizim dolanık parçamızdır. Biz ne karar verirsek o da o kararı verecektir. Onun için bizimle paralel gelişecektir. Biz A noktasında tekamüle başladığımız da, o da A’ noktasında başlar ve G’ noktasına gelir. G ve G’ noktaları aynı yerdir. O noktada ruhlar birbirini algılar ve birleşerek Kaynak’a dönerler. Kaynak bu evrenin dışındadır. Yani artık evrenden çıkılmış olur.

Şekil 2 İkiz ruhların iki evrende tekâmül edip finalde birleşerek Kaynak’a dönmesi.

Yukarıda “Agarta baş yönetimi” başlığı altında incelediğim bölge şekil 1’de ‘Bedensiz Dönem’e karşılık gelir. Brahatma buraya ulaşan ruhların ulaştıkları seviye sebebiyle kazandıkları muazzam becerilerin adıdır. İki yardımcısı ise maddi ve manevi taraftır. Maddi taraf yani Mahanga dünya yaşamını kapsar. Yani bedenli yaşamı ve görünen evrenin tümünü içerir. Mahatma ise evrenin manevi yanını ve zamanı içerir.

Burada araya girerek bir tanımlama yapmak doğru olacaktır. Buradaki tanım sanki fizik ve fizik ötesi gibi bir anlam içermektedir. Ben bu anlamları daha farklı kullanacağım. Madde yapısı görünen evreni manevi yapısı ise kuantum evreni kapsayacaktır. Yani gördüğünüz gibi fiziksel olmayan bir durum yoktur. Fizik ötesi gibi algılanan şey sicim teorilerinde dile getirilen 3-10. Boyutların tümünü içerir. Bu boyutla 1. Gök katından 7. Gök katına kadar olan kuantum katların tümünü kapsar. Ruh bu katlarda yaşar ama beden sayesinde görünen evreni deneyimler. Şekil 1’deki kırmızı çizgi ruhun gök katlarında yükselmesini gösterir. Gördüğünüz gibi asla görünen evrene gelmez. Sadece oradaki bir bedenle, astral beden sayesinde irtibat kurar. Onun gözleriyle görür, kulaklarıyla işitir ve kendini bedenden ibaret sanır. Konumuza devam edersek:

Bu Brahatma’ya bazıları Dünyanın kralı, çoğunluk tanrı adını verir. Brahatma, kudret olarak insan tahayyülünün çok üstünde bir kudrete sahiptir. Bu kudreti hem bu dünyayı hem de öte dünyayı kapsar. Bu kudret geçmişi geleceği bilir ve kontrol eder. Fakat müdahale etmez. Çünkü müdahaleyi daha alt kuvvetler yapar. Burada bir kişi ya da bir ruh yoktur. Pek çok ruhun bir araya geldiği tek bir bilinç gibi düşünmek daha doğru olur. İnsan dâhil tüm varlıkların düşünceleriyle bağlantı içindedirler. Ruhların istek ve dileklerini gerçekleştirip gerçekleştirmemek ana planlarla çakışıp çakışmamak durumuna göre değerlendirilir. Eğer istek ya da dua ana planlar ile çelişiyor ise gerçekleştirilmez.

Yüce Konsey

Ana yapı altında ikinci bir konsey daha vardır. Bunlar şekil 1’deki Süper İnsan dönemine denk gelir. O insanlar bizim gibi bedenlidir ama bedenlerine hükmedebildikleri için muazzam bedenlere sahiptirler.

Yönetimin şekli hakkında benim bir bilgim yoktur ama yukardaki bilgilerde bazı bilgiler var. O bilgilere göre Yüce konseyin ilk tabakası 12 üyeden oluşur. Onların altında 365 tane kardinal bulunur. Onlarda 5.000 kişilik Bilgin gurubunun yöneticisidir. Onların altında da tüm diğer süper insanlar vardır.

Yüce konsey, dünyanın tüm bilgisine sahip olan bilgelerden oluşur ve onlar, Doğa’nın Güçlerine tümüyle egemendirler. Kozmik hiyerarşik bütünlüğün göze görünür birinci zincir baklasıdır. Onlardan bir önce gelen bizleriz ve biz yönetimde yokuz.

Yüce Konsey, kendinden daha yukarıda olanın, yüksek bir hiyerarşinin varlıklarının koludur. Evren öyle bir birliktir ki her varlık ve her şey onun zincir halkalarından biridir.

Yüce Konsey, pek tabii olarak olaylara etkide bulunabilme becerilerine sahiptir. Beşeriyetin hatasından ve yeni şartlara, orasını burasını zedelemeden uyum gösterme konusunda zorlanmasından dolayı meydana gelen önlenemez ve beklenmedik olguları, Yüce Konsey ötelerden görür. Her bir aşamanın öngörülen zaman içinde tamamlanmasını ayarlamak ya da duruma göre işi çabuklaştırmak ya da geciktirmek onların görevleri arasındadır. Bu görevleri yerine getirirken ana planları Baş Yönetimden öğrenirler ve o planlara göre dünyaya hatta kendi dünyalarına yön verirler.

Etten ve kemikten insanlardan oluşan bu Yüce Konsey, beşeriyetin bütününün evriminin gerçekleşmesi için -tesadüfi engeller, karışıklıklar ve çatışmalar da hesaba katılarak- bütün bir planın engellenemez olan gerçekleşişini görüp gözetirler.

Agarta’nın özellikleri

Agarta hem öte hem bu dünyayı kapsar. Baş yönetim öte dünyada, Yüce konsey ise dünyadadır. Süper İnsan dediğim dönemi Yüce konsey, Baş yönetimin gözetiminde yönetir.

Her ne kadar süper insan döneminde olsalar da bazı suçlar işlenebilir. Güvenlik kadrosu aile babalarından oluşur. Suçlular inisiyelerin ve suç konusunda uzman kişilerin ellerine terk edilir; ancak iki taraf da daima barış istediğinden her verilmiş olan zararın ardından bunun giderilmesi için isteyerek, gönüllü şekilde onarıma ve tazmin etmeye girişilir. Orada bizim acı verici mahkemelerimize ve cezaevlerimize rastlanmaz. Ölüm cezası yoktur çünkü ölüm yoktur. Kişiler zamanı geldiğinde kendi istekleriyle gönüllü boyut atlarlar. Orada bizlerin anarşik uygarlıklarımızın getirdiği büyük acılarının, yani geniş yığınların sefaleti, fahişelik, ayyaşlık, yöneticilerin acımasız bireyciliği, her türden ihmal ve yetersizlik gibi niteliklerin hiçbirine rastlanamayacağını söylemeye gerek yok.

Agarta’nın hiçbir bölümünde kast sistemi yoktur. Herkes eşittir ve adil muamele görür. Bireylerin birbirinden tek üstünlüğü tekâmüldedir. Tekamülde daha önde olan diğerine göre daha bilinçli olduğu için onun söylediği kabul edilir. Çünkü zeki olan daha doğruyu bilir. Bizdeki gibi kin, ego, sahiplenme gibi güdüler olmadığı için kimse başkasının zaaflarından yararlanmaya çalışmaz. Yapmaya kalksa bile sistemin yöneticileri olayı engeller.

Öğretim şekli ve yapısı

Öğretim Paradeşa denilen bir nevi üniversite sayesinde verilmektedir. Öğrencilerin eğitimleri; kişisel gelişme, zihinlerde ve ruhlarda onu muhafaza etmek ve hiç durmaksızın yaymak üzere O’na kadar yükselmekten ibarettir. O’na kadar yükselmenin gerçek anlamı, tüm evrenin doğduğu Kaynak’a geri dönmesi demektir. Bireyler için Şekil 2’deki G veya G’ noktasına ulaşmak, yaşamın tek gerçek gayesidir. Her birey bu amacı gerçekleştirmek için yanıp tutuşur.

İnsanlığın tüm bildikleri ve bilmedikleri, orada yeryüzünde bir eşi benzeri daha bulunmayan öğretim misyonerleri olan üstatlar tarafından öğretilmektedir. Yerkürenin ateşten derinliklerinden, yeraltının gaz ve tatlı ya da tuzlu su akıntılarına, denizlerin dipsiz derinliklerine, küremizin enlemesine ve boylamasına manyetik akımlarına, havanın görünmez cevherlerine, elektriğe, mevsimleri meydana getiren evrensel ahenklere varıncaya kadar tüm bilgiler derinleştirilmiştir. Orada sayımı ve dökümünün yapılmadığı ve sayısız derecede gözlemlerin ve deneylerin konusu olmamış tek bir böcek ya da bitki bile yoktur. Orada, ölümün sırlarına da nüfuz edilmiştir.

Fizik ve kimya öyle bir seviyeye ulaştırılmıştır ki, bu günkü materyalist fizikçiler asla anlayamayacaklardır. Çünkü onları hurafe diye kabul ettikleri pek çok olgu orada fiziğin temel konuları arasındadır. Örneğin cinleri hurafe diye düşünen bu günkü fizikçiler orada onların formüle edebildiğine inanmayacaktır.

İnsan bedenlerinin tüm yapısı incelenmiştir. Örneğin; uykunun yasaları, ruhsal yükseliş için uygun olan gıda rejimleri, psişik güç, rüyalar, bedeni uyur vaziyette bırakarak uyanmanın yöntemi… Tüm bunlar incelenip öğrencilere öğretilerek hayatın değişmez bir parçası haline getirilmiştir.

Kütüphanelerinin durumu

Bu konuda makalelerimde iki adet kütüphanenin varlığından bahsettim. Bu kütüphanelerin Tibet ve Mısır’da olduğunu yazmıştım. Kuran bu kütüphanelerden Tibet’tekine Yecüc-Mecüc, Mısır’dakine de Dabbe dediğini okumuş olmalısınız. Bu yeni bilgiler üzerine bu durum biraz değişikliğe uğramış oldu.

Bu iki kütüphaneden başka pek çok kütüphane daha olduğunu anlayabiliyorum ama bizim ulaşabileceğimiz bu ikisi olacaktır. Diğerleri denizlerin derinliklerinde olacağı için onlar bizim kapsama alanımız dışındadır.

Bu kütüphaneler bizden önce yaşamış olan tüm devrelerin bilgilerini içerir. Her ne kadar kilometrelerce uzunluktadırlar deyimi kullanılıyorsa da tanımın amacı çok fazla bilginin olduğunu anlatmak içindir. Bugün cep telefonuyla kilometrelerce bilgiye sahip bir kütüphanenin bilgisine ulaşılabiliyor. Aynı durum söz konusudur. Yani bence kütüphane dediği elektronik bir cihaz olabilir. Bizim ulaşacağımız şey böyle bir cihaz olmalı. (Belki de ahit sandığı bu görevi gören bir cihazdır)

Agarta’nın mağara sembolüyle bağı

Kuran, kütüphanelerdeki bilgilerden bahsederken mağarada uyuyan gençleri kullanmıştı. Agarta’da aynı şekilde yer altındaki mağara sembolüyle özdeşleştirilmiştir. Hatta pek çok kişi Agarta’yı mağaralarda arar. Oysa Agarta’nın dünya kolu çok daha derinlerde deniz ve okyanusların diplerindedir. Derin deniz diplerindeki ipuçlarını http://seyfullahdemir.com/tanrilar-hakkinda-bir-inceleme/ adlı makalemden okuyabilirsiniz.

Agarta öğretisine göre Mesih

Müslüman literatüründe kurtarıcı İsa ve Mehdidir. Ben kurtarıcıya Hristiyan literatüründeki Mesih adını kullanacağım. Çünkü İslam literatüründe de İsa dünyayla ilgili işleri yapacak olandır. Mehdi Müslümanlık tarafını organize edecektir. Bu iki tanım tıpkı Brahatmanın özelliklerine benzemektedir. Brahatma’ya Mesih dersek İsa onun Mahanga yönü, Mehdi ise Mahatma yönü demektir.

Yukardaki alıntılarda da Mahanga Mesih’e altın sunarak onun maddi yönünü sembolize ettiğini göstermektedir. Mahatma ise onu rahip sembolüyle manevi yönünü sembolize ettiğini gösterir.  Hem maddi hem manevi desteklenen Mesih bir nevi peygamber niteliklerindedir. Brahatma da onun görevli olduğunu göstermek için onu peygamberlik sembolüyle anlatır.

Aynı semboller başka anlatımlarda Dalay Lama, Taşı Lama, Bodgo Han olarak da geçmektedir.

Makalelerimde Deccalın bu günkü kapitalist sistem olduğunu yazmaktayım. İslam inancında da Deccalı öldürecek olan İsa’dır. Yani yazdığım gibi Mesih’in madde tarafını İsa, manevi tarafını mehdi sembolize eder. Bu konuda http://seyfullahdemir.com/deccal-isa-mehdi-uzerine-bir-soylesi/ adlı makalemden daha geniş bilgi alabilirsiniz.

Mesih çağı

“Tüm şeylerin ilk hallerine geri dönüşleri Mesih çağının işareti olacaktır” söylemi sembolik anlatım ama ben ne demek istediğini anlayamadım.

Zaman evreleri

Yukarıda 12 devre ve her devre için 24 bin yıllık zaman dilimi belirtilmiştir ama tam olarak ne anlama geldiğini pek anlamadım. Benim bu konuda açıklamam daha detaylıdır. 12 bin yıllık zaman devreleri var ama döngüler 24 bin yıllıktır. Kıyamet ile Nuh tufanı arası 12 bin yıldır. Nuh tufanı ile bir sonraki kıyamet arası 12 bin yıldır. Bir Nuh tufanı bir kıyamet tam bir döngü oluşturur. Böylece dünya her 24 bin yılda resetlenir. Bu döngüler asla engellenemez. İşte Yüce konsey, ne Nuh tufanına ne de Kıyamete gecikme olmaması için gerekli ayarlamaları yapar. Her zaman insanlık o dönemlerde olması gereken tekâmül seviyesinde varır ve hiçbir sorun yaşanmaz. Devrelerle ilgili daha geniş bilgi http://seyfullahdemir.com/nuh-tufaninin-anlami/ adlı makaleden okunabilir.

Please follow and like us: