Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Yazdığım makalelerin mevcut İslami görüşe pek uymadığı bilinen gerçektir.  Birkaç örnek vermem gerekirse;

  • Yeniden doğuş, mevcut İslami görüşe uymaz.
  • Tekâmül, birçok kişi tarafından kabul görse bile önemsiz bir ayrıntı gibi üzerinde durulmaz. Tekâmülün ne olduğu, önemi gibi konulara değer verilmez. Varsa yoksa ibadet ön plana çıkarılır.
  • Ruhun varlığını gösteren astral seyahat birçok uzman tarafından bilinmesine rağmen, sanki sadece ileri düzeyde din eğitimi almış olanların bilmesi gereken bir şeymiş gibi davranılır.
  • Yine ruhun varlığını gösteren ölüme yakın deneyim yaşayanların bu işi pek anlatmadığı, anlatanların da çekindiği bilinmektedir. Bilimin her şeyi beden ve beyin aracılığı ile açıklama uğraşısı böyle durum yaşayanlara iyi gözle bakılmamasına sebep olmaktadır.

Yaşar Nuri Öztürk ve Süleyman Ateş yeniden doğuşun, Kuran tarafından reddedilmediği konusunda hemfikirdir. Yaşar Nuri Öztürk’ün 16.12.2011 tarihinde ShowTV‘de “Saba Tümer İle Bugün” programında reenkarnasyon hakkında söylediklerini makalenin sonundaki videolarda bulabilirsiniz.

Öncelikle Reenkarnasyon inancını tanımlayalım. Dünya boyutunda, dünya planında tekâmülünü tamamlamamış ruhun veya benliğin taşıdığı bedenden ayrıldıktan, yani öldükten sonra, tekrar başka bir bedende tekâmülünü tamamlamak üzere dünya planına gelmesi, gönderilmesi inancıdır. Bu konuda daha geniş bilgileri Yaşar Nuri Öztürk’e göre reenkarnasyon adlı makaleden okuyabilirsiniz. Orada İslam düşünürleri arasındaki farklar da inceleniyor.

Tekâmül konusunda da Yaşar Nuri Öztürk düşüncelerini açıkça söylemektedir. Hatta bir programda düşüncelerini beğenmediği insanların, tekâmüllerini tamamlayabilmeleri için 4-5 defa daha gelmeleri gerektiğini söyleyerek, bu işin, yeniden doğuşla ilişkisine de dikkat çekmektedir.

Hem Tekâmül, hem de yeniden doğuş konusunda Yaşar Nuri Öztürk’le birebir örtüşmüyoruz. O tek bir hayatta bile tekâmülün zirvesine varılabileceğini düşünmektedir. Oysa bana göre bu pek mümkün değildir. Ayrıca o tekâmülü kâmil insan olma konusunda ilerleme olarak görmektedir. Bana göre ise hem matematik zekâ olan IQ, hem de sosyal zekâ olan EQ yönünde olmaktadır. Günümüzde EQ daha önde gözükmesine rağmen geçmişte IQ daha öndeydi.

Her ne kadar Yaşar Hocayla tam örtüşmüyorsak da, gerçeğe en yakın bilgiler ondan geldiği için, ona özel önem vermekteyim. Yaşar Nuri Öztürk’ün 10.02.2012 tarihinde ShowTV‘de “Saba Tümer İle Bugün” programında astral seyahat hakkında bakın neler diyor:

“Astral yolculuk bu âlemde de olur. Buna tayyi mekân denir. Tayyi mekân, tasavvufta tayyi zaman… Aynı bedende bir insan, aynı anda, birçok kişi tarafından görülecek şekilde, değişik mekânlarda ispatı vücut edebilir. Bu çok olur. Babamda vardı. Babamda biz bunu, defalarca müşahade ettik, yaşadık, gördük.. vardı. Yani, umuru adiyeden gibi vardı… Bu kadar vardı. Ahmet Kayhan dede vardı, onda da vardı…”

Ayrıca Yaşar Nuri Öztürk geçmişte yaşamış birinin kendisini ziyarete geldiğini söylemektedir. Dokuzuncu yüzyılda yaşamış Hallacı Mansur’un, kendisini iki kere ziyaret ettiğini ve bilgi verdiğini söylemektedir. Bu astral seyahat değildir ama öte dünya varlıklarının çokça kullandıkları yollardan biridir. Genelde vizyon görüntü oluştururlar.

Yaşar Nuri Öztürk yaptığı çalışmalar konusunda öte dünyadan bilgiler almıştır. Fakat bu tür çok fazla bağlantı vardır. Örneğin bizzat görüştüğüm Vedia Hanım da, bizzat uzaylıların alfa kanalıyla kendisine bilgi verdiğini söylemektedir. Bizzat, uzay araçlarına bindiğini iddia etmektedir. Uzaylı örnekleri çok fazladır ama, ben bizzat görüştüklerimi örnek vereceğim.

Nette kendisinin, Hazreti Ali’nin enkarnesi olduğunu söyleyen Ahmet Ari, bizzat peygamberi gördüğünü ve Hızır ile konuştuğunu söylemektedir. Kendisinin Hatemül Veli olduğunu ve insanlığı uyarmak için görevli olduğunu iddia etmektedir. İnsanlığı küçük kıyamet için uyarmak için çırpınıp durmaktadır. Ne hikmetse Vedia hanımda kendisinin Mevlana’nın enkarnesi olduğunu söylemektedir. Sanırım öyle birinin enkarnesi olmak, ona avantaj sağlayacağı için dile getirilmektedir.

Bir başkası ise Burak Özdemir… Kendisiyle iletişime geçemedim. Yazdığı kitaptaki iddiaya göre, Tanrının kendisini, bozulan imajını düzeltmek için, tuttuğunu söylemektedir. Kendisine ulaşmaya çalıştım ama, cevap alamadım. Acaba bu söylediklerini gerçekten yaşadı mı? Yoksa, her şey bir senaryo mu? Eğer senaryo ise, bir lafım yok. Değilse, işte size bir bağlantı daha…

Gördüğünüz gibi dünyanın başka yerlerine gitmeye gerek olmadan sadece İstanbul’dan bu kadar örnek çıkabiliyor. Bunu dünyaya yayarsanız, insanlığın nasıl yönlendirildiğini daha iyi anlarsınız. İnanın kendini mehdi sanan insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Tahminen on beş kadarı beni, kendisinin mehdi olduğuna ikna etmeye çalışmıştır.

Ben bu bağlantıları üç guruba ayırmayı uygun görüyorum.

  • Birinci guruptakileri “CİN” bağlantıları olarak adlandırabiliriz. Bunlar düşük seviyedeki ruhların bağlantılarıdır. Bilgiler yalan yanlıştır. Elbette doğru bilgiler de vardır. Ruh, o doğru bilgiler sayesinde saygınlık kazanır. Dünyada var olan bilgileri kullanır. Birazda ispatlanamayacak bilim kurgu sayesinde, üstünlüğünü kabul ettirip insanları parmaklarında oynatırlar. Ana tema insanlığı uyarmaktır. Fakat şimdiye kadar yapılan bir sürü uyarı, fos çıkmıştır. Üstelik uyarılarını, etkisi olmayacak insanlara yapıp, etkisiz kalırlar. Birçok uzaylı bağlantısı yaşayanlar, çoğunlukla üstün teknolojiye sahip, ya da üstün ruhsal kişilerle irtibat kurduğuna inanır. örneğin; Ra Bilgileri benzeri kitaplar, Bilgi kitabı, Ahmet Ari gibiler bu kategoridedir.
  • İkinci bağlantılar daha ciddi bağlantılardır. Onlar insanlığın yönlendirilmesinde etkin olurlar. Bunlar da ikiye ayrılırlar. Bazısının bilgilendirildiğini biliriz, bazısını bilmeyiz. Bu tür bağlantılar belli bir toplumu istenen doğrultuda yönlendirmek gerektiğinde kullanılır.

Örneğin; Bediüzzaman Said Nursî vb; Müslümanlığı yönlendirmek için kullanılmıştır.

Atatürk; Türk milletini yönlendirmek için kullanılmıştır.

Havari Pavlos; Hıristiyanlığı yönlendirmek için kullanılmıştır.

Einstein vb; Bilimi yönlendirmek için kullanılmıştır.

Bağlantıyı yaşayan ruhsal bir bağlantı yaşadığını anlar ama çevresine anlatmayabilir.

  • Üçüncü tür bağlantılar ise din oluşturmak için kullanılır. En çok bilinen bağlantı türüdür. Tanrı tarafından yönlendirildiğine kesin inanılır. Bu tür bağlantılar birçok kişi ile gerçekleştirilir. Yani ana kişi direk bağlantıda olur ve çevresindekiler ise yönlendirildiklerinin farkında olmazlar.

İsa peygamber ve havarileri ile Muhammet peygamber ile yakın çevresi bu kategoridedir.

Bu bağlantıların hemen hepsinin küçüklü büyüklü amaçları var. Ana amaç insanların tekâmül etmeleri için uygun ortam hazırlamak. Yalnızca cin bağlantılarında durum biraz farklıdır. Çünkü bazı bağlantılar o kadar bilgisiz ruhlar tarafından yapılır ki, sadece o ruhun tatmin olmasına yöneliktir. Onun bile, farklı türlerin varlığına destek verdiği için, faydası var. Uzaylı bağlantıları biraz daha ileri düzeyde ruhlar tarafından yapılır. Bu ruhlar insanlar düzeyindedirler. Ve o ruhlar deneğin düşüncelerini okuyabildiği için, kendisine avantaj sağlar. Kişinin düşüncelerini okuduğu için, onun zaaflarını bilir ve onu can evinden vurarak kendisine inandırır. Pek çok bağlantıda başlarda vizyon görüntüsü vardır. Kişilerin inanması için, örneğin; uzay aracıyla yolculuk yaptığına inandırılır. Aslında gerçekte yolculuk yapılmaz. Sadece kişi, rüya gibi o süreçleri yaşar ama gerçek sanır.

Ben insanlığın yarı bilinçli dönemini yaşadığını düşünüyorum. Bu durumu daha detaylı olarak “Ruhun gelişebilmesi için oluşturulan sistem” adlı makalede inceledim. Bu dönem kıyamet ile bitecek. İnsanlık, boyut atlayabilecek kadar gelişti. Onun için, kıyamete hazırlanıyoruz. Birçok insan bilinçli veya bilinçsiz olarak, bu duruma hizmet etmektedir.

Show Tv’de yayınlanan programda Yaşar Nuri Öztürk’ün değindiği önemli bir konu daha vardı. Saba Tümer’in ‘ameliyat sırasında ne oldu’ diye sorduğunda Yaşar Nuri Öztürk’ün cevabı:

“Sınıra gittim. Sınırda teslimiyetimi arz ettim. Bir şey yok. Gayet normal. Kuran imanı olan insanların, herkesin yaşayacağı, anlayacağı bir şey… Burada söylüyorum. Sınıra gittim, bir tül. Arka tarafı öbür âlem, bu tarafı bu âlem… Bu kadar basit… Gittik sınıra, ben atmış yaşını devirmiş bir insanım. Ben öbür taraftan da korkmuyorum. Allah’ın affı, (tabi bizi himaye etmesi şartıyla) ben öbür taraf için, hayatımı yaşadım. O hazırlığım var. Onun için dehşete düşmeme gerek filan yok. Tamam dedim ‘geldim’. Lebbeyk. Buyurun. Haa! Dendi ki;

-Tamam, hoş geldin. Ama sınırın bu tarafına geçmeyeceksin.

-Ne yapacağız?

-Eski yerine dön ve devam et.

Bizde döndük ve devam ediyoruz…”

Yaşar Nuri Öztürk, yıllardır kafasında olan 18 sorunun cevabını aldığını anlatmaya devam etti. Ayrıca orada zaman mefhumunun olmadığını söylemesi de, önemli bir ayrıntıydı. Dünya değerlerine değer veren insanlar, Yaşar Nuri Öztürk gibi rahat olamayacakları kesin. Fakat herkesin rahatlaması için, her türlü çare vardır. Kimsenin o kapıya giderken korkmasına gerek yoktur. İnsanların rahatlatılabilmesi için çeşitli karşılama yöntemleri kullanılır. Benim birinci elden dinlediğim, bir karşılama hikâyesini “Ölüm anı deneyimi” adlı makaleden okuyabilirsiniz.

Görüldüğü gibi Yaşar Nuri Öztürk, ölüme yakın deneyim yaşadı. Bu olay, ölüm zamanı gelmeyen insanların ölüme bir adım kala, geri gönderilmeleri olayıdır. “Ölüme yakın deneyim yaşayanlar hayal mi görüyor” adlı makalede daha detaylı inceledim. Fakat bu konuda çok kitap yazıldı ve nette bir sürü şey bulunabilir.

Seyfullah Demir

Please follow and like us: