Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Makalelerimde, kıyamette boyut atlayacağımızı yazıp duruyorum. O anı tarif etmeye çalışıyorum. Bu makalede, o konuyu biraz daha açmak istiyorum. Hatta becerebilirsek, bir zaman bile tayin etmeye çalışacağım.

Mevcut İslâm inancında kıyamet, çok vurgulanan bir argümandır. Hatta, pek çok alamet de zikredilmektedir. Bu alametlerin; küçük ve büyük alametler olarak, iki kısımda incelendiğini görüyoruz. Pek çok kişiye göre, küçük alametlerin hemen hepsi gerçekleşmiştir. Fakat henüz büyük alametlerden hiçbirinin gerçekleşmediği de düşünülür.

Ben, küçük alametleri pek önemsemiyor oluşum yanında, büyük alametleri değerli görüyorum. Fakat, ben onları çok farklı değerlendiriyorum. Onlar alamet değil, kıyamette gerçekleşecek olan olaylardır. Yani kıyametin kendisidirler. Bu konu, daha geniş olarak, “Kıyamet nasıl ve ne zaman olacak” adlı makaleden okunabilir.

Kıyamet olayı, sadece ikinci gök katından üçüncü gök katına geçerken yaşanan olaydır ve sadece o boyut atlamaya verilmiş özel isimdir. Oysa bunun gibi, altı adet daha boyut atlama yaşanmış ve yaşanacaktır.

Şekil 1 Ruhun gök katlarında yükselişi

Bu boyut atlama olayı şekilden de görüleceği gibi, her gök katı atlandığında yaşanan bir olaydır. Son kata çıkana kadar, 6 kere yaşanması gerekir. Bizler ikinci gök katından, üçüncü gök katına geçmek üzere olduğumuza göre, bu olayı daha önce, bir kere yaşadık. O olaya Nuh Tufanı adını verdim. Çünkü o olay, bizim Nuh tufanı olduğunu zannettiğimiz zamanda yaşadığımız olay olması nedeniyle, ismi uygun buldum.

Bu boyut atlama olaylarında, bedenler geri bırakıldığı ve olaylar maddesel değerlendirildiği için, felaket gibi görünür. Zaten bizlere de hep felaket senaryolarıyla anlatılır. Nuh Tufanı da, kıyamette bu modaya uyulduğundan, ölümle özdeş tutulur. Oysa, olan şey bedenleredir. Ruhlar ya da bilinçler boyut atladığı için, onlar açısından memnun olunacak olay yaşanmış demektir.

Nuh Tufanında hayvan bedenlerinden, insan bedenlerine geçiş yaptık. Geçiş yaparken bazı farklı şeyler yaşadık. Her hayvanda tekâmüle sokulan ruhlar, birebir insan bedenine enkarne olmaz. Bir miktar hayvan bilinci birleştirilerek tek bir insan bedeninde enkarne edilmeye başlanır. Aynı şey kıyamette de olur. Birkaç insan bilinci birleştirilecek ve süper insan bedeninde enkarne olacak.

Süper insan, bizim gibi birçok insanın bilinçlerinin birleşiminden oluştuğu için, bize göre muazzam zeki ve yetenekli olacaktır. Bizim, hayal dahi edemeyeceğimiz güçleri olacaktır. Ruhun getirisi olan yeteneklerin pek çoğunu, normal bir olay gibi kullanabilecektir. Günümüzde duru görü yapabilen biri, bizim için ekstrem biridir. Oysa, Süper insan döneminde bu yetenek, insanın doğal yetenekleri arasında olacaktır. 

Kıyamette, bizden önce nesli tükenen Homo Eractus, Neandertal, Cro Magnon gibi, bizim de, neslimiz tükenecektir. Yani beden için olay, bir felaket olacaktır.

Birkaç hayvan bilincinin birleşerek bir insan bilincini oluşturduğunu söylüyorum ama, bu sayı kaçtır? Tabii ki böyle bir sorunun cevabını bilimin veremeyeceği aşikârdır. Böyle bir sorunun cevabı ancak, Kuran’dan gelebilir. Belki biraz da Tevrat’tan…

Kuran’ı incelediğimde karşıma tamda bu soruyu çözebileceğim bir ayet çıktı. Hâkka suresinde kıyamet anlatılırken, bu bilgi de araya sıkıştırılmış. Ayetlerde, her zaman olduğu gibi, kıyamet, felaket senaryosu eşliğinde sunulmuştur.

Hâkka 13’den 22’ye,

Sûr’a bir tek üfleme üflendiği,
Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,
İşte o gün olacak olur.
O gün gök yarılmış, sarkmıştır.
Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.
O gün arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz.
Kitabı sağından verilen, “alın okuyun kitabımı…”
“Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim” der.
Artık o hoşnut bir hayattadır.
Yüksek bir cennettedir.

Ayetler, Sûr’a üfürüldüğünde dağların darmadağın edileceğini anlatmaktadır. Kıyameti anlattığım yazılarımda, buradaki dağların inançları temsil ettiğini yazmıştım. Birinci Sûr’a üflenmesi ise, ilk kütüphanenin açılmasıdır. Olay gerçekleştiğinde, insanların çok şaşıracak olduğunu ve tüm din veya izmlerin sona ereceğini anlayabiliyoruz. Ayeti yeniden bu sembole göre yazdığımızda “Arz ve dinler (yani tüm inançlar) yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman” şekline döner ki, ne kadar daha anlamlı hale geldiğini sizde anlıyorsunuzdur.  

O gün gök yarılmıştır” söylemiyle sanırım ayet, uçan dairelerle bazı görevlilerin, dünyaya gelecek olduğunu söylüyor. Çünkü sarkmakla kastedilen odur. Meleklerin gelme sebebi, insanlardan Süper insan dönemini yaşayacak kadar gelişmemiş olanların, Dünyada kurulacak altınçağ şehirlerinde, yani cennetlerde yaşayabilmek için, diğerlerinden ayrılacaktır. Bu işlemi, her bireyin dalga titreşimi gösterecektir. Belli bir frekansın altında olanlar ayrılacaktır. Bunu da sanırım yarılan gökten gelen görevliler yapacaktır. Gerçi Kuran’da, Davud ve Süleyman’a, bu ayrımı yapabilme yeteneğinin verildiğini yazmaktadır. Onun için belki de ayrımı bu iki karakter yapmış olabilir. Ayrılan insanlar, cennetle müjdelendikleri için, sevinçle kabul edeceklerdir. Onlara göre diğerleri cehennemliktir. Cehenneme gidecekler, zaten durumu bileceği için, her iki tarafta, durumdan memnun kalacaktır. Böylece, İsra 62 ayeti ve benzeri ayetlerdeki, Şeytanın “insanların pek azı cennete gidecek” vaadi de gerçekleşmiş olacaktır. Günümüzde, üst aklın, dünya nüfusunu azaltma amacı olduğu söyleniyor. Bunun hangi amaçla söylendiğini bilmiyorum ama, bu gerçekleşecek bir durumdur. Fakat kimse öldürülmeyecek ve kalanlar da, kimsenin kölesi olmayacaktır.

Gelelim araya sokuşturulan ayete. Ayette “Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir” der. Bu meleklerin yarılmış gökten geldikleri anlaşılmaktadır. Ayetten, onların da üstünde, arşı taşıyan sekiz melek olduğunu anlıyoruz. İşte bunlar yedinci gök katındaki arşı taşıyanların sayısıdır. Ayet gayet açıktır.

Verilerimizden biri buysa, diğeri de, şu andaki dünya nüfusu olacaktır. Daha doğrusu kıyamet anındaki dünya nüfusu olmalıdır. Ben worldometers internet sitesinden, o andaki canlı dünya nüfusunu 7.868.512.000  kişi olarak tespit ettim ama, nüfusu 8 milyar olarak alacağım. Çünkü, amaç, sistemi anlamak olduğu için, rakamların yaklaşık olmasının bir sakıncası yoktur. Belki de kıyamet, dünya nüfusu 8 milyar olduğunda fiili olarak başlayacaktır.

Şekil 2 8 milyar nüfusa göre bireysel bilinç dağılımı

Şekil 2’de bu iki rakamı tüm gök katlarına dağıttığımda şöyle bir sonuca vardım. Her gök katı atlandığında, attaki 63 bilinç birleştirilerek, bir üstte tek bir bilinç yapılıyor. Buradan, Nuh tufanında, 63 adet hayvan bilinci birleştirilerek, tek bir insan bilinci yapıldığı anlaşılmaktadır. Şekildeki nüfus miktarını biraz değişsek bile, 63 rakamı değişmez.

Bu hesaba göre şu anda dünya üzerinde ruh taşıyan 500 milyar hayvan olmalıdır. Aslında bu rakamlar, tam boyut atlanması anında olması gereken rakamlardır. Onun için 500 milyar, Nuh tufanındaki hayvan nüfusu olacaktır. Şu andaki nüfus, daha az olmalıdır.

Bazıları, bu işe itiraz edebilir. “Ben şu andaki bilincimi kaybedeceğim” diye düşünebilir. Cevabım şu olur.

Asla, zerre bilinç zayi edilmez. Biz, bir üst boyuta geçtiğimizde bir fark idrak edemeyiz. Çünkü, oluştuğumuz 63 bilincin hepsi aynı yerde toplanmıştır. Tümünün anıları senin anılarındır. Fakat anılar hatırlanır mı? bilmiyorum. Nasıl ki, şu anda 63 ayrı hayvan bilincinden oluştuğun halde kendini tek hissediyorsan aynı durum yaşanacak.

Bizler 63’er 63’er birleşerek, arşı taşıyanlara kadar tekâmül edeceğiz. Ondan sonrasında sistem, farklı işler. Oradan sonra, karşı evrendeki ikizlerimiz devreye girer. Karşı evrendeki 8 arşı taşıyan ile, bizim oluşturduğumuz 8 arşı taşıyan, birleşerek saf enerji olarak, kaynağa döner. Artık, tüm evren ve karşı evrendeki bilinçler, tek bir bilinç olmuştur.

Bu yazıyı ilk olarak 27.05.2021 tarihi, 12.06 saatinde yayınlamıştım. Fakat daha sonra gelişmeler olduğu için ilâve yapmak durumunda kaldım.

Daha önce de bilgisinden yararlandığım Nimoza rumuzlu bir dostum ki! bir yıldır ona ulaşamıyordum, bana mesaj attı. Mesajını aynen alıyorum:

Seyfullah Bey, Ârş kelimesi ebcet değeri 570, Allah ise 66 eder. 570/66= 8,63636363636364 eder.
Son ikisi hayvan ve bitki boyutu olarak düşünürsek dünya nüfusu 8x63x63x63x63x64=8,065,516,032 eder.

Tabi ben bir şok oldum ki sormayın. Nasıl yani dedim, böyle bir tevafuk olabilir mi? Fakat o kademeler için, böyle şeyler çocuk oyuncağı statüsünde olduğunu bildiğim için, olabilirliğine inandım.

“Nerden icap etti de ebcet değerini hesaplamak aklına geldi?” diye sordum.

Şekil 3 Ebcet değeri üzerinden bireysel bilinç nüfusları

Evren matematiğe uyarlı. Eğer söylediğin bu rakamların gerçekliği varsa, ebcet hesaplarından bir çözüm çıkmasını umdum. Madem evreni matematik üzerine kurdu ve Ârş’a, Kuran’da Ârş adını verdi. “Ârş”ın ebcet değeri 570, “Allah” ise 66, Ârş içinde bulunulan yer ve Allah sistem ise, 570/66=8,6363636364 eder. Ve bu senin yukardaki tablonu açıklar.

Pandemi yüzünden işsiz kalması nedeniyle, sıkıntıya giren bu dostum, epey aradan sonra böyle muazzam bir dönüş yaptı. Kendisine teşekkür ederim.

Konuyu test etmek için işlemleri bende yaptım. Sonuçta, bu rakam devrik bir sayı… Yani, 8 rakamı yanında, sonsuz tane 63 rakamı oluşur. Yukardaki tabloda, kıyametin, dünya nüfusu 8 milyara ulaştığında çıkacağını varsaydım. Onun için de, rakamlar yaklaşık değerler vermektedir. Fakat bu durumda, yeni bir tablo, çok daha uygun olacaktır. Şekil 3’te 570/66 sayısını yan yana yazarak yeni rakamlar oluşturdum.

Bu durumda, önemli bir sonuç daha ortaya çıkıyor. Kıyamet anında gerçek dünya nüfusu, şekilde görüldüğü gibi kırmızıyla yazdığım rakam olmalıdır. Bu rakamı anlık dünya nüfusunu veren worldometers adlı sitedeki rakamla kıyaslayarak, olası kıyamet zamanını bulabiliriz. Bu yazıyı yayınlarken o zamanki dünya nüfusunu kayıt etmiştim. 27.05.2021 tarihinde dünya nüfusu 7.868.512.000 kişiydi. 21.06.2021 tarihinde yani bu yazıyı güncellediğim zaman, dünya nüfusu 7.874.083.870 kişidir. Aradan 25 gün geçmiş ve dünya nüfusu 5.571.870 kişi artmıştır. Kıyametteki rakama çıkabilmek için, nüfusun 65.408.474 kişi daha artması gerekir. Yapılacak basit bir orantıdan, kıyamette olması gereken nüfusa ulaşabilmek için, 293 gün kalmış olduğu bulunabilir. Bu da yaklaşık 10 ay eder.  Bu hesap doğruysa kıyamet 10.04.2022 tarihinde kopacaktır.

Arkadaşlar hemen heyecanlanmayın, bu rakamlara güveniyor olmama rağmen, kesin bir durum değil. Birincisi, kıyametin kopacağı zamandaki dünya nüfusunu çok güvenilir bir yöntemle tespit etmedik. Her ne kadar sistem, kabul üzerine yürüyorsa da, kabulümün başka biri tarafından da teyit edilmesi, beni epey ümitlendirmesine rağmen, dediğim gibi bu bir kabul. Yani biri çıkıp kıyamet 10 milyar insan oluşunca kopacaktır der ve kendine göre yeni bir zaman bulabilir. Elbette benim argümanım olan “bu bilgiler ortaya çıkıyorsa, bunun sebebi, kıyametin yakın olmasıdır” söylemime güvendiğimden, 8 milyarlık dünya nüfusunun doğruluğu bana çok daha mantıklı geliyor.

İkincisi, kıyamet anında dünyada bu kadar insan olmasını kesin kabul etsek bile, dünya nüfusu bu rakamı geçtiği halde, kıyamet kopmayabilir. Çünkü, ruhların bölünerek iki farklı bedende enkarne olabileceğini biliyoruz. Yani nüfus bu rakamı geçer ve kıyamet kopmazsa, o zaman bir savaş veya bir felaket beklemek mümkündür. Çünkü kıyamet anında herkes, tek bedende olmak durumunda ve bu rakam kadar olmalıdır.  

Üçüncüsü Kuran, A’raf 187Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. ayetinde, kıyamet zamanının “Rabbin katında” olduğunu söyler ama şöyle bir durum var. Kıyamet gelmeden bir miktar önce, mutlaka insanlığın haberi olmak zorundadır. Onun için, söylemim doğruysa bu ayetlere karşı bir durum oluşturmaz. Sonuçta yine Kuran Enam 67’de “Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz” der. Bu durumda kıyamet haberinin kararlaştırılmış zamanı, bu yazı olmuş olabilir.

Ayrıca bu rakam doğru olsa bile, fiili kıyametin kopmasına epey daha var demektir. Benim düşüncem o tarihte Ahit sandığı bulunacaktır. Onun çözülmesi bir süre alacaktır. Ondan sonra kütüphanelerin açılma süreci yaşanacaktır. Kuran’daki Kehf 25Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir. ayetine göre bu süreç 9 yıl sürecektir. İşte ondan sonra birinci Sur’a üflenecek, yani ilk kütüphane açılacaktır. Ardından ikinci Sur’a üflenecek, yani ikinci kütüphane açılacaktır. İşte ondan sonra kıyamet, fiili olarak yaşanacaktır, yani bir üst boyuta geçilecektir.  Fakat, iki Sur arasında ne kadar zaman geçecek, son Sur ile fiili kıyamet arası ne kadar olacak, bildiğim bir konu değildir.

Anladığım kadarıyla Mehdi Ahit sandığını bulma sürecinde ve Kütüphaneleri açma sürecinde iki kayıp dönemi olacaktır. Bu durumu; “Al-i Muhammed’in Kaim’inin (Yani Hazreti Mehdi’nin) iki gaybeti (yani kayıp dönemi) vardır. Birisi diğerinden daha uzundur…” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani s. 199) hadisi de desteklemektedir. Fakat bu hadiste sorun vardır. Çünkü, önce Mehdinin ortaya çıkması gerekir ki, hadis anlamlı olabilsin. Ahit sandığını bulmadan onun Mehdi olabileceğini bilemeyiz. Şüphelensek bile bu bir şey ifade etmez. O zaman sadece 9 yıllık kütüphaneler dönemini biliyor olabiliriz.  Yani Mehdi Ahit sandığını bulsa bile, 9 yıl daha onu ortalıkta görmeyeceğimizi düşünmeliyiz.

Seyfullah Demir

Please follow and like us: