Kıyamet sürecindeki bazı gelişmeler…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Bu makalede, 2013 ve 2020 yıllarında şahit olduğum iki garip ve inanılmaz olayın, değerlendirmesini yapacağım. Olaylar farklı zamanlarda gelişti ve birbirleriyle bağları yok gibi gözüküyor olmasına rağmen, birbirlerini tamamlar niteliktedir.

Facebooktan tanıştığım bir mimar arkadaş, bana bir hikâye anlatmıştı. O, İzmir’de yaşıyordu ve şartlar beni, onu ziyaret edebilecek duruma getirmişti. Elbette tesadüflere inanmadığım için, bu ziyaretin de tesadüf olmadığını biliyorum. Fakat, anlattığı hikâye, o kadar uçuktu ki, ben dahil kimsenin inanabileceği bir şey değildi. Hikâyeyi duyunca, ilk olarak onun, akli melekelerinin sorunlu olabileceğini düşündüm. Fakat o, o kadar normaldi ki hiçbir veri beni şüphelendirmedi. Sonunda da o kadar More >

Kuran’da İblis ve Şeytan, neyi temsil eder?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İblis kelimesi (ا اِبْل۪يسَۜ) Bakara 34İşte o zaman meleklere demiştik ki: 'Âdem(oğlu) için emre âmâde olun! İblis hariç, hepsi emre âmâde olmuştular. O (ise) emre karşı geldi, büyüklük tasladı ve nankörlerden oldu., Arâf 11Doğrusu sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, ardından meleklere dedik ki: 'Âdem(oğlu) lehine emre âmâde olun!” Hemen emre âmâde oldular, İblis hariç: o emre âmâde olanlar arasında yer almadı., Hicr 31İblis müstesna: o (hizmete) âmâde olup yere kapananlarla birlikte hareket etmekten kaçındı., İsrâ 61Hani bir zamanlar meleklere 'Âdem’e secde edin!' demiştik de, İblis dışında tümü secde etmişti. O dedi ki: 'Şimdi ben çamurdan var ettiğin More >

Kıyamet zamanı ve üst boyuta geçerken, yaşanan durum

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Makalelerimde, kıyamette boyut atlayacağımızı yazıp duruyorum. O anı tarif etmeye çalışıyorum. Bu makalede, o konuyu biraz daha açmak istiyorum. Hatta becerebilirsek, bir zaman bile tayin etmeye çalışacağım.

Mevcut İslâm inancında kıyamet, çok vurgulanan bir argümandır. Hatta, pek çok alamet de zikredilmektedir. Bu alametlerin; küçük ve büyük alametler olarak, iki kısımda incelendiğini görüyoruz. Pek çok kişiye göre, küçük alametlerin hemen hepsi gerçekleşmiştir. Fakat henüz büyük alametlerden hiçbirinin gerçekleşmediği de düşünülür.

Ben, küçük alametleri pek önemsemiyor oluşum yanında, büyük alametleri değerli görüyorum. Fakat, ben onları çok farklı değerlendiriyorum. Onlar alamet değil, kıyamette gerçekleşecek olan olaylardır. Yani kıyametin kendisidirler. Bu konu, daha More >

Altınçağ görevlileri ve özellikleri…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kuran’ın ilginç ve sembolik yazımından, bilinenin aksine çok farklı söylemleri olduğunu söyleyip duruyorum. Bu makalede de, o konuyu irdelemeye devam edeceğiz. Düşünceme göre, Kuran’ın sembolik anlatımı, insanlığı kıyamete hazırlayacağı için, en önemli sembolleri kıyamet üzerine olmalıdır.

Enbiyâ 105 ayetinde “Şanım hakkı için zikirden sonra Zebur’da da yeryüzüne ancak ıslah eden kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.” diyerek Kuran’dan sonra Zebur adında bir kitap daha geleceğini söylemektedir. Mealciler bu ayetteki Zikir kelimesinin, Tevrat’ı kastettiğini söylemektedir.

Şimdi, zikir olarak çevrilen, (الذِّكْرِ) żżikri kelimesini inceleyelim. Zikir kelimesi Âli İmrân 58İşte o hüküm, biz onu sana bu âyetlerden ve hikmetli zikirden peyderpey okuyoruz, Sâd 1Sâd. bu zikrile More >

Ölüm anı deneyimi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanların ölüm anında neler yaşayabileceği konusunu, birinci elden duyduklarıma ve yakın çevremde yaşadıklarıma göre, değerlendirmek istiyorum.

Öncelikle bir tanıdığımın çocukluğunda yaşadığı bir olayı, aktarmakla başlayayım. Tanıdığımın annesi dahil, eşi, kardeşleri ve benim eşim, hep birlikteyiz. Anlatacağım hikâye, ben hariç meclistekiler tarafından bilinen bir hikâye. Çünkü yakınım bu olayın etkisiyle krizler yaşamış ve bu krizlerden uzun sürede ancak kurtulabilmişti. Onun için, bu olayı pek anlatmak taraftarı olmazlardı. Fakat o gün, her nedense söz oraya gelmiş ve olayı anlatmak istemişti. Bende, bir çocuğun yaşadığı bir olay gibi düşünüp, sırf muhabbete katılmak için, ilgili görünüyormuş gibi yapıyordum.

Olayı anlatırken, ne zaman, “Abbaslardan More >

Bilimsel buluşlardaki açıklar, kadim bilgilerle doldurulabilir mi?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Bizler hem bilim, hem de dinler sayesinde bilgilendiriliyoruz. Bilimin bize sağladığı bilgiler bazı yönlerden sınırlı kalır.  Öyle konulardaki boşlukları, kadim kaynaklar sayesinde doldurabiliriz. Benim yaptığım şey de tam olarak budur. Her iki kaynağı kullanarak bir teori oluşturabildim.

Sistemin işleyişinde tekâmül çok önemli bir yer tutar. Tekâmül ruhun gelişimi olarak düşünüldüğünde ve ruh ile bilincin aynı şey olduğunu kabul ettiğimizde, tekâmülün aynı zamanda bilincin gelişimi olduğunu da anlamış oluruz. Yani dinlerin kâmil insan olma yönüyle aldığı tekâmül, aynı zamanda matematik zekâ gelişimini de kapsar. Tekâmül dediğimizde, hem matematik, hem de sosyal zekâdan bahsetmiş oluyoruz. Hem IQ hem EQ zekâ More >

Evrene dair her şey

Nuh Tufanının anlamı

Kuran, son kitap olma ağırlığını kaldırabiliyor mu?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Şöyle düşünün: Robotlar, yapay zekâ, bilinç taşınması, yeni insanlık, uzayda yaşam, uzayda koloni, küreselleşme, bilgi akışı, nesnelerin interneti, nörolink ve daha fazlası için, Kuran bize bir şey söylemez. İnsanlık artık, bambaşka bir yere doğru evriliyor. Yeni bilimsel gelişmelerin, Kuran’ı daha fazla geri plana itme ihtimali gittikçe güçlenmektedir. Kuran, bu gelişmeler altında ezilmektedir. Sadece Kuran değil, tüm dinler aynı durumdadır. İslam açısından gelenekçilerin tutulur tarafı kalmadı. Bilgisayarda sörf yapan bir çocuğa, inancın gereğini anlatmak, düşünülenden epey zordur. Yeni gençler sordukları sorulara, aldıkları cevaplar, mantıklarına yatmazsa, sizi dinliyormuş gibi gözükmekten öteye gitmezler.

Pek çok insan “inanç devri kapandı” diye düşünüyor. More >

Ruhun Gelişimi

Neden Sur’a, iki kere üflenir?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Sur’a üflenmesi kıyamette gerçekleşecek bir olaydır. Onun için önce kıyametin ne olduğunu anlayalım.

Genelde kıyamet felaket olarak alınır. Hatta Kuran’ın sembolik olmayan anlamında bile, kıyamet felakettir.  Hemen bütün ayetler bir felaket haberi şeklindedir. Can alıcı birkaçına göz atalım.

Zilzal 1’den 5’e: Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı, Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı, Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği zaman. O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır.

Nâziât 6-7: O gün deprem sarsar, Onu ikinci bir sarsıntı izler.

Tekvîr 1, 2, 3: Güneş katlanıp dürüldüğünde, Yıldızlar bulandığında, Dağlar yürütüldüğünde.

Kehf 47: O kıyamet gününü hatırla ki, dağları yürüteceğiz ve yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Bütün More >

Yapay Zekâdan Tanrılara giden süreç

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz… Yapay Zekâdan Tanrılara…

İnsanı bir yapay zekâ gibi değerlendirip onu anlamaya çalışalım. Fakat benim yapay zekâ olarak düşündüğüm şey dinlerin ruh dediği benim bilinç dediğim kısmıdır. Yani insanın bedeninin ya da beyninin et kısmını değil onu insan yapan bilinç denilen kısmını ele alacağız. Kuran’ın Hicr 29 “Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın” ayetinde bahsettiği, üfürülen şeyden bahsediyorum. Tevrat’ta da benzer söylem var. Yaratılış 6.3 ayetinde Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak diyerek, bedenin yanında bahsedilen, tanrısal ruhu kastediyorum. Ben bu ruha bilinç diyorum ve onu, yapay zekâ gibi değerlendireceğiz. Elbette bir yapay zekâ ile insan arasında More >

İnsanlığın gelişim sürecinde çokça bilinmeyen var

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz. İnsan doğaya uygun bir canlı değildir

İnsan başlangıçta doğa karşısında aciz ve doğaya bağlı bir yaşam sürerken, zamanla ürettiği kültür ve teknoloji ile doğaya egemen konuma gelmiştir. Ancak insan ve çevre arasındaki ilişki, insanı merkeze alan, çevreyi dışlayan ve ekolojik dengeyi telafisi mümkün olamayacak düzeyde tahrip eden bir ilişkidir. Bu zararların en belirginleri, atmosferin incelmesi, ozonun delinmesi, küresel ısınma, buzulların erimesi, iklimlerin değişmesi, su kaynaklarının azalması, yangınların artması, ormanların azalması ve benzeri şekilde olmaktadır. Bu da insanı, kendi çıkarı için dünyayı sömüren asalak durumuna koyar.

Dünya ancak hayvan düzeyinde bir zekâ seviyesindeki canlılara uygundur. Ancak onlar için biçilmiş kaftandır. More >

İlk medeniyetlerin doğuşu, Sümer’den Günümüze…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Sümerliler kendi devirlerinde eşsiz bir medeniyet yaratmışlar. Yaratmış oldukları bu medeniyetin çok geniş coğrafyalara yayılmalarını icat ettikleri yazı ile başarmışlardır. Sümerlilerin yaşantılarına baktığımızda, dinin oldukça önemli bir yerinin bulunduğunu görmekteyiz. Bunun yanında onların dini telakkileri pek çok toplumu da etkileyecek kadar büyük bir sistemin ürünüdür. Bu etkiler mimaride, sanatta, teknikte, sosyopolitik kurumlarda, bilimde, edebiyatta ve dinlerde kendini göstermektedir. Mimaride kullandıkları yapı sistemi, tarımdaki faaliyetleri, icat ettikleri yazı, kültürel gelişimleri, şehir idareciliği, kanunları, bilimsel çalışmaları, tıp alanındaki buluşları, edebi eserleri gibi pek çok şeyde kendilerinden sonra pek çok dünya medeniyetine kaynak olmuş ve temel teşkil etmiştir. Kazılarda çıkarılan More >

Zamanın Yapısı

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Buraya kadar anlattığımız konulardan en karışığı zamandır. Çünkü lineer bir yapısı yoktur. Görünen evrende farklı, kuantum evrende farklı çalışır. Biz görünen evrenden başlayarak zamanı iki kademede inceleyeceğiz.

1.Görünen evrende zaman

Fazla detaya girmeden kabaca anlatacağım çünkü, herkesin bildiği ya da bilmesi gereken şeylerden bahsedeceğiz. Einstein’dan önce, zamanın lineer ve her yerde aynı olduğunu düşünüyorduk. Einstein, zamanın, konum ve hıza bağlı olarak değişeceğini kanıtladı. Kütle çekim ya da hız arttıkça zaman yavaşlamaktadır. Işık hızında ise zaman durur. Fakat evrende bir nesneyi ışık hızına çıkaracak bir mekanizma yoktur. Bunun sebebi biz bir nesneyi hızlandırdıkça, kütlesi artmakta, artan kütleyi hızlandırabilmek için, daha More >

Dünyadaki sömürü düzeninin sebebi…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kuran’da bulunan şeytanın kovulması hikayesinin bir benzeri de, Tevrat’ta Yaratılış 3 ve 4’de mevcuttur. Hikâyeler tıpkı basım olmasa da, sembolik anlatımları aynı şeyi söyler. Senaryo ve isimler değişmiştir. Kuran’daki hikâyeyi hatırlatarak başlayalım. O hikâyeyi Âdemin cennetten kovulus sembolizmi adlı makalede, detaylı anlattığım için, kovulma hikayesini oradan okuyabilirsiniz ama, ben yine de, bir özet yapacağım.

Kovulma olayı, iki safhalıdır. Olay, iblisin kovulmasıyla başlar.

Allah, cennette yaşamasını istediği bir insan yaratmaya karar verir. Ve meleklere, “onu yarattığımda ona secde edin” diye tembihler. Fakat İblis bu emri kabul etmez ve cezaya uğrar. Cezası da, kıyamete kadar dünyaya sürülmektir. Dünyada insanları saptırma işini üstlenmiştir.

Kovulma More >

Güneşin batıdan doğması, ne anlama gelir?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kıyamet alametleri içinde, çokça işlenen biri var ki! epey yanlış değerlendiriliyor. Güneşin batıdan doğacağı söylenip duruyor. Neden yanlış değerlendirildiğine bakalım.

Bu düşüncenin kaynağı olan hadis:  Güneş, battığı yerden doğmadıkça Kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imanın sevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye, bu iman fayda sağlamaz.[1]Aslında hadis ilk bölümünde batıdan doğmaktan bahsetmiyor.  Battığı yerden doğmadıkça diyor. Fakat sonradan bu sözü açıklar gibi, batıdan doğunca deyince, herkes bu ikinci anlama göre değerlendiriyor. Buradan, hadisi nakleden kişinin, işin içine kendi anlayışını kattığını ve hadisi olduğu gibi aktarmadığını anlıyoruz.

Hadisin orijinali “güneş More >

Kıyamete doğru, Türkiye’nin misyonu

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Hemen her millete küçüklü büyüklü bir misyon yüklenmiştir. Bu misyonlardan bazısını bariz görebiliyorken pek çoğunu göremeyiz. Normal olarak geniş açıdan baksak bile, çoğunluğunu görmeye anlayış kabiliyetimiz yetmeyebilir.

En bariz misyon, Yahudilere yüklenmiştir. Onların misyonu, insanlığın bilimsel yönüne önayak olarak kapitalizmin; daha anlaşılır ve güzel tanımıyla deccaliyetin oluşumuna zemin hazırlamaktı. Batı, o misyonu kendine rehber yaparak, deccaliyeti dünyaya hâkim kılmıştır.

Deccaliyet; insanlığı adaletsiz, haksız, hukuksuz yönettiği için bir noktada sona ermesi gerekmektedir. Niçin bu günkü kapitalist sistemi “deccaliyet” olarak tanımladığımı anlamak için, “Deccaliyet şu anda içinde yaşadığımız dünya düzenidir” adlı makalemi okumalısınız.

Kuran, Deccaliyetin bitip, Mehdiyetin başlayacağından bahseder. Bakara suresi 246-251 More >

Agarta’nın Misyonu

Süper İnsan dönemi ve Agarta’nın Misyonu Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Doğu inançlarında insanların göremediği yer altında saklanan, mistik bir medeniyetin olduğuna inanılır. Muazzam yeteneklere sahip olduğuna inanılan bu medeniyeti çoğunluk, Agarta diye bilir. Bu makalede o inançlardaki anlatımların ne anlama geldiğini göreceğiz. Daha doğrusu olağanüstü anlatımların, aslında bilimsel bir kökeninin olduğunu ve elle tutulur, gözle görünür anlamlara büründüğünü anlayacağız.

Fransız metafizikçi yazar René Guénon, hayatını Agarta’yı araştırmaya adamıştır. Kendinden önceki yazarlardan da etkilenen René Guénon, bu konuda yirmi civarı eser yazmıştır. Bende, onun yazdıklarından derlediğim küçük bir bölümü alıp, bilgilerin hangi anlama geldiğini anlamaya çalışacağım. Derlediğim satırlara bir bakalım.

Agarta baş yönetimi ve özellikleri

Agarta’nın en More >

Tanrılar hakkında bir inceleme

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanların tanrı olarak düşündüğü varlıkları ben, insan neslinin daha zeki olmasını sağlamak için, yaptıkları planlar içinde yaşamasını sağlayan, bizden daha gelişkin tür olarak tanımlıyorum ama, herkes o varlıkları benim gibi tanımlamıyor. Pek çok kişi o varlıkları kötü ve insanlardan yararlanan, onları kandırıp kanlarını sömüren varlıklar olarak düşünüyor.

Böyle düşünen insanların hatalı düşündüğünü sanmayın, çünkü duruma baktığımızda gerçekten görüntü o minvalde.

Bu konuda en açık olan Tevrat’tır. Tevrat’a göre Yahwe diye bir varlık, bir gurup insanı alıp diğer insanlara karşı taraf tutarak, onlara karşı haksız rekabet sağlamış. Hatta, onlara ahit sandığı gibi bir cihazla teknolojik avantaj sağlayıp, diğer insanları yok More >

Dünyada dinlerin var olma sebebi!

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanoğlu olarak bilgi konusunda çok geriyiz. Bu sözümün gerçek anlamını, kaç kişi algılayabilir bilmiyorum ama gerçekten bilgi konusunda çok çok geriyiz. Şöyle örnek vermeye çalışayım. Anne karnındaki bir ceninin evren hakkında bilgisi ne kadarsa, bizim de gerçek hakkındaki bilgimiz o kadardır. Hemen hepiniz, çok abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama inanın hiç abartmıyorum. Hepiniz fizik, kimya, biyoloji, astronomi, tıp, ekonomi, sosyoloji, matematik, din vb konusunda epey şeyler öğrendiğimizi düşünebilirsiniz ama inanın o bilgilerin tümü sanal. Yani gerçek bilgiye giden yolda, birer mihenk taşıdır. Hiçbiri gerçek değil. Bunlar sadece gerçek bilgiyi anlamada bize yardımcı olacak şeylerdir. Neyi anlatmaya çalıştığım, tam olarak More >

Dünyadaki medeniyeti uzaylılar mı oluşturdu?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Zecharia Sitchin, Sümer tabletlerine yeni bir yorum getirdi ve daha önce Eric Von Daniken’in savunduğu düşünceleri, biraz daha geliştirdi. Her iki yazar da insanlığı, uzaydan gelenlerin oluşturduğunu iddia ederek dünya literatürüne, yeni bir bakış açısı getirdi. Bu durum o kadar ileri götürülmüş ki! uzayda Nibiru diye bir gezegen bekler olduk. Sanki dünyada gizli bir konsensüs oluşmuş ve uzaylıları bilinç altımıza yerleştirme kararı alınmış gibi.

Böyle bir düşüncenin oluşmasının çok belirgin bir gerekçesi var. Hem bilim hem de dinler, insanın oluşumunu açıklamakta yetersiz kaldıkları için, çözüm aramak adına yapılmaktadır. İnsanların nasıl veya kim tarafından yaratıldıklarını bilme merakları, bu tür More >

Çubuklu Sarmal Galaksilerin Sakladığı Gizem

Pek çok kişi, galaksilerde ne garipliği olacak diye düşünebilir ama henüz bilimin çözemediği bir gariplikleri var. Yanlış anlaşılmasın her galakside aynı durum yok, sadece çubuklu olanlarında bu sorun var. Sorun; galaksilerin ortalarında bir çubuk üzerinde dizilmiş olan yıldızlardan kaynaklanır. Kütle çekime göre o yıldızlar tıpkı güneş etrafında dönen gezegenler gibi davranması gerekiyordu.

Şekil 1 Güneş sisteminde hız/uzaklık grafiği

Öncelikle güneş sistemini inceleyerek, bir ön fikir edinmeliyiz. Şekil 1’de gezegenlerin güneşe olan uzaklıklarıyla dönüş hızları arasındaki ilişkiyi görebiliyoruz. Güneşe yakın gezegenler daha hızlı dönmektedir. Gezegen güneşten uzaklaştıkça hızı azalmaktadır. Bu azalma parabolik bir azalma şeklinde olmaktadır.

Oysa çubuklu sarmal galakside ise, More >

Neden, dünyada kötülük vardır?

Geçmişten günümüze, filozoflar şöyle bir argümanı, çokça dile getirir.

Aşağıdaki dört önermenin en fazla 3 tanesi bir arada doğru olabilir, dördü birden doğru olamaz.

1) Tanrı vardır.

2) Tanrı iyidir.

3) Tanrı sonsuz güçlüdür.

4) Kötülük vardır.

Bu argümanlara göre yorumlarsak.

Eğer Tanrı varsa ve iyiyse, fakat kötülük de varsa, demek ki Tanrı sonsuz güçlü olamaz.

Eğer Tanrı varsa ve sonsuz güçlüyse, fakat kötülük de varsa, demek ki Tanrı iyi değildir.

Eğer Tanrı varsa, sonsuz güçlüyse ve iyiyse, o zaman kötülük var olmamalıdır. (Fakat kötülük bilindiği gibi vardır).

Dolayısıyla, tek tutarlı sonuç, eğer kötülük varsa, tanımı gereği sonsuz güçlü ve iyi olan bir Tanrı var olamaz.

Eğer Tanrı’nın niteliklerini değiştirerek işin içinden More >

Sürüngenlikten insana giden yol…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Pek çok kişi beynimizin, dıştan içe üç katmandan oluştuğunu bilir. Bu katmanları bilim insanları, “insan beyni yani düşünen beyin”, “maymun beyni yani duygusal beyin” ve “sürüngen beyni yani ilkel beyin” olarak isimlendiriyorlar. Maymun beynine ben memeli beyni demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu sıralamanın böyle yapılmasının sebebi gerçekten adı geçen beyinler o hayvan guruplarıyla aynı özellikleri gösteriyor olmasındandır.

Solunum, kalp, damar ve sinir fonksiyonları gibi vücudun hayati faaliyetlerini; tehlikelerden sakınmayı, canımızı yakacak durumlardan uzaklaşmayı; üreme faaliyetlerini, zevk almayı… sürüngen beynimiz yönetiyor. Sürüngen beynimiz, karmaşık mesajlarla, toplumsal, kültürel ve etik ayrıntılarla vakit kaybetmiyor. O, hayatta kalmaya ve sahibinin çıkarını More >

Yaratılışa mı, evrime mi inanalım?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Konuya başlamadan önce, evrimin ne olduğunun bir tanımını yapmak gerekir. Müslüman bir ülkede yaşadığımdan dolayı yaratılış teorisini Kuran  (biraz da Tevrat) bazında değerlendireceğimi belirtmeliyim. Öncelikle evrim kuramını evrimcilerin anlatımıyla inceleyelim. Evrimin tanımı ve mekanizmaları adlı bloktan okumanızı öneririm. Lütfen mutlaka okuyun. Çünkü kulaktan dolma ya da konudan haberi olmayanların ya da haberi olup da, kasıtlı olarak saptıranların yazdıklarını gerçek sanıp şartlanmış bir karşı çıkış ya da, kabulleniş içinde olabilirsiniz. O zaman gerçekleri kaçırırsınız. Çünkü evrim teorisi dünyadaki yaşamı açıklamaya çalışan bilimsel kökenli, deneylere dayalı tek teoridir. Yaklaşık 200 yıldır çürütülmeye çalışılmaktadır. Kabul edilmekte bu kadar zorlanılmasının sebebi “insanın More >

Kalû Belâ sembolizmi…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Öncelikle videodan Prof. Dr. Zeki Bayraktar’ın açıklamalarını dinlemenizi öneririm. Çünkü bu yazı onun açıkladığı konu üzerine inşa edilmiştir.

Sayın zeki bayraktarın söylediği gibi, “Kalû Belâ” diye bildiğimiz ve geleneksel İslam’ın “zaman” olarak aldığı bir tanım var. Çocukluğumuzda “ne zamandan beri Müslümansın?” sorusuna verilecek cevap olarak bize, “Kalû Belâ’dan beri” diye cevap vermemizi öğretmişlerdi. Genel inanış olarak, bu zamanın “geçmişte bir zaman diliminde, tüm ruhların toplandığı ve onlarla görüşüldüğü” zaman diye kabul edilmiştir. Oysa bu zamanın, öyle geçmişte bir zamanı değil de, her insanın kendi doğumuyla ilgili bir durum olduğunu anlıyoruz. Araf 172 ayetinde Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından More >

Neden bir dine inanırız?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanoğlu olarak bilgi konusunda çok geriyiz. Bu sözümün gerçek anlamını kaç kişi algılayabilir bilmiyorum ama, gerçekten bilgi konusunda çok çok geriyiz. Şöyle örnek vermeye çalışayım. Anne karnındaki bir ceninin evren hakkında bildiği kadar, bizim de bilgimiz var. Hemen hepiniz çok abarttığımı düşünüyorsunuzdur ama inanın hiç abartmıyorum. Hani fizik, kimya, biyoloji, astronomi, tıp, ekonomi, sosyoloji, matematik, din vb konusunda epey şeyler öğrendiğimizi düşünebilirsiniz ama, inanın o bilgilerin tümü sanal. Yani gerçek bilgiye giden yolda birer mihenk taşıdır. Hiçbiri gerçek değil. Bunlar sadece gerçek bilgiyi anlamada bize yardımcı olacak şeyler. Neyi anlatmaya çalıştığım, tam olarak gerçek bilgiye vakıf olduğumuzda More >

Tevrat’tan Kuran’a, işleyen planlar

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Yazılarımda kutsal mekânların isteği olmadan bir yaprağın dahi kımıldayamayacağını yazıp duruyorum. Yani dünyada olan haklı haksız tüm olayların veya beğendiğiniz ya da beğenmediğiniz tüm inançların müsebbibi de onlardır. Eğer bu mantık doğruysa hem Tevrat’ta hem de İncil’de sonra gelecek olan inançların işareti olmalıdır.

Aslında Kuran, İncil ve Tevrat üç büyük din denilen dinler, dünyanın maddi yönünü organize eden kategoriyi oluşturur. Fakat inanç olarak bunlara bir de ateistlik vb inançları da  eklemek gerekir. Çünkü dünyanın madde yönünü oluşturan asıl inançlar bunlardır. Maddi yöne en çok değer verenden başlayarak sıralamak gerekirse; Ateizm, Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık olarak sıralanır. Bu durumun More >

Kuran meallerinde hatalı çevrilen ayetler

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kuran’da hatalı çevirisi yapılan ayetler var ama bence mutabakat halinde hatalı çevrilen bazı yerler var. Bunlardan biri Müddesir 31 ayetinde, diğeri Enbiya 105 ayetindedir. 

Önce Müddesir 31 ayetine bakalım.  

Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: ‘Allah bu misal ile ne demek istedi?’ desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey More >

Antik eserlerin bize anlattığı arka plân senaryo…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Antik eserlerle ilgili olarak başka bir makalem var ama orada sakladıkları verilerden bahsettim. Burada ise yapılmalarındaki gizem ve geçmişten kalan eserlerin çözümünü yapacağız. Önce sırayla bahsettiğim o eserlerden bahsedelim. 

Antikitera makinesi ve Bağdat pili.

Girit’te MÖ 150-100 yıllarına tarihlenen, Antikitera makinesi denen bir alet bulundu. Çoğu hareketli olan 80’e yakın parçadan oluşuyordu. Konuyu “Antikitera Makinesi” adlı makaleden daha detaylı okuyabilirsiniz. Yapılan araştırma sonucu Bilim Teknik Dergisinde de yayınlanmıştı. 1900 yıllarında bir Yunanlının saat yerine ayın örüntülerini gösteren bir alet yapması hiç mantıklı değildir. Bu aleti bir uzaylının o kişiye vermesi de pek mantıklı sayılmaz. Bir uzaylının ayın hızlanmasını veya More >

“Yaratıcı” üzerine bir inceleme

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

“Through the wormhole” belgeselinin ilk bölümü, Tanrı kavramını çeşitli yönlerden inceliyor. Beş ayrı bilim insanının, tanrının ne olabileceğiyle ilgili güzel yorumları var. 

İlk olarak kozmolog Andy Albrecht, evrendeki dengenin tesadüfen olamayacağını onun için bir plânlayanın olması gerektiğini söylemektedir. Özellikle doğada bulunan dört temel kuvvetin güçlerinin aldığı değerlerin, çok hassas ve önemli olduğunu, evrenimiz gibi bir evrenin olabilmesi için verilerin ancak bu değerlerde olması gerektiğini, rakamların tesadüfen bu değerleri almasının mümkün olamayacağını, onun için bir plânlayıcının olması gerektiğini anlatmaktadır.

Tam bu görüşün zıddı bir görüşü, Dr. Alan Guth savunmaktadır. Ona göre büyük patlamadan hemen sonra oluşan genişleme anında, saniyenin çok More >

Nuh Tufanının anlamı…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Ben tufanı olayına, çok farklı bir gözle bakıp, hiç düşünülemeyen bir anlam yüklüyorum. Bunu da, geçmiş türlerin bize bıraktıkları bilgileri, sembolik olarak aktardıklarını düşünerek yapmaktayım. Onun için, benim yüklediğim anlamı başka hiçbir yerde göremezsiniz. Ruhun tekamül ederek bilinç kazandığını ve bilinç arttırdıkça, gök katlarında yükseldiğini söylemekteyim. Ruhun geçirdiği önemli aşamaların ilki, Nuh tufanıdır. Nuh Tufanının anlamını anlayabilmek için, öncelikle insanın dünya üzerinde oluşumunu anlayabilmek gerekir. Nuh tufanı, dünyanın tarla olarak kullanılabilmesinin anahtarıdır. Hasat edilen türlerin devamlılığını sağlayabilmek ancak Nuh Tufanı sayesinde olabilmektedir. Bunun nedenini ilerleyen süreçlerde anlayacağız. Öncelikle dünyada oluşan tek bir türün incelemesini yaparak başlayalım.

Bunun için, More >

Müslümanların geleneksel düşüncelerindeki bazı açmazlar

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Müslümanlarda genel inanç; Allah, din olarak önce Museviliği, arkasından Hristiyanlığı ve akabinde Müslümanlığı getirdiği yönündedir. Budizm, Hinduizm gibi inançlar ise zaten din değildir. Onlar Allah’la ilişkilendirilmez. Birilerinin uydurması kabul edilir.Allah bir din getirdi, insanlar onu değiştirdi. Sonra başka bir din daha getirdi, onu da değiştirdiler. Allah tekrar başka bir din getirmek zorunda kaldı.Bu arada Allah, dünyaya kendi istediği dini yaymaya çalışmasına rağmen Budizm, Hinduizm gibi başka dinler de bir yerlerde türedi. Hatta ateizm gibi Allah’ı yok sayan inançlar bile oluştu.Başka bir gariplikte; şeytanın, Âdemi cennette Allah’a gözükmeden kandırmayı başarmasıdır.Heyy! Müslüman kardeşim hiç düşünmez misiniz? Allah böyle aciz More >

İnsanlar arasında neden farklar var?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kimisi dine inanır, kimisi inanmaz. Kimi bir dini saçma sapan görürken, beğenmediği dinden daha kötü olan bir dine ölesiye inanır. Siyasi görüş olarak dahi, çok farklı düşünüyoruz. Biri milliyetçilik derken diğeri evrenselcilik der. Kimi bireyin özgürlüğünü öne alırken, diğeri devleti öne çıkaran görüşü savunur. Kimileri gelişmeyi başarmışken, bir kısmı olabildiğince geri kalmıştır. Elbette ilericilik veya geri kalmışlık izafi kavramlardır. Kişilere, yere ve zamana göre değişir. Bu tanımlamayı: 2000’li yıllar sonrası, Türkiye’deki genel anlayışı anlatabilmek için kullanmaktayım.

Bu durumun çok basit bir cevabı yoktur. Kimilerine göre, çevre veya yetişme şartları belirler ama benim cevabım biraz daha farklıdır. Durumu anlatabilmek More >

Ruh beden ilişkisi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Avatar’a ramak kaldı” haberiyle, “6 saniye önce beyin hücrelerinde karar zaten verilmiş” videosunu birleştirdiğimizde, güzel bir sonuç çıkar. Eğer, beynimiz bizim karar vermemizden 6 saniye önce karar veriyor ise bu işin beynimizdeki nöronlardan kaynaklanması düşünülemez. Çünkü her şeyimiz gibi beynimiz de zamana tabidir. O ancak şimdiki zamanda yaşar. Zamana tabi olmayan şey ruhumuzdur ve ruhumuz bizim ne yapmamız gerektiğini önceden beynimize bildirir böylece olayı gerçekleştiririz.

Ruhumuzun ise beynimizdeki nöronlarla iletişime girerek onların hangi elektrik akımını üretmesi gerektiğini söyler. Demek ki beynimiz epey yavaş çalışır. Biz “karar verdiğimiz an” ile “verdiğimizi sandığımız an” arasında 6 saniye kadar gecikme var. More >

Öte dünyada neler oluyor

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Diğer yazılarımda bir illüzyonda yaşadığımızı anlatmaya çalıştım. Bu yazımda da bu durumu daha detaylandıracağım. Ruh dünyası, bizi bilgilendirir ama, bu ihtiyaca göre değişiklik gösterir. Budistlere verilen bilgiyle, Hıristiyan’a verilen bilgi çok başkadır. Yani dinler insanlara doğru bilgi vermek için değil onları yetiştirebilmek içindir. İçlerinde doğruya ulaşmayı sağlayan ipuçları da vardır. Fakat ancak belli seviyede olanların anlayabileceği bilgilerdirler. Dinlerin haricinde bizlere başka kaynaklarda sunulmuştur. İşte bu yazımda bu kaynakların en önemlisi olan Michael Newton’un Ruhların Yolculuğu ve Ruhların Kaderi isimli eserlerini inceleyeceğim.

Michael Newton, deneklerini hipnozla doğum öncesine götürerek öte dünya yaşamlarını sorgulayabilmektedir. Ben bu kitapların, bu yöntemle, insanlığın More >

Kuran’da Reenkarnasyon inancı var mı?

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Mevcut İslam inancında reenkarnasyona şiddetle karşı çıkılır. Sorularlaislamiyet.com adresinde, “Kuranı Kerim’de Reenkarnasyonun olduğu iddia ediliyor. Bu konuda nasıl cevap vermeliyiz? Kuran ayetleriyle açıklar mısınız?” sorusuna verilen cevabı incelemek istiyorum.

Öncelikle, benim düşündüğüm yeniden doğuş inancını tarif etmeliyim. Çünkü, pek çok farklı yeniden doğuş inancı olduğu için, yanlış anlaşılmayı engellemek gerek. Yazıda reddedilmeye çalışılan reenkarnasyon inancı, benim düşüncelerimle tam örtüşmüyor.

İnsan tekâmül eden bir varlıktır. Kastettiğim tekâmül, beden olarak değil, ruhsal gelişimdir. Fakat maddesel olarak da sonuçları vardır. Tekâmül dediğim şey: İnsanın daha zeki ve daha kâmil insan olmasıdır. Bu gelişim tamamen ruhumuzun gelişimidir ama, ruhun bedene hükmetmesi yüzünden insanın More >

Kuran’a göre insanın yaratılmasının gereği

Ben şunu merak ediyorum. Allah Adem’i yaratırken bu işi nasıl yaptığı sanılıyor. Örneğin;

 Sad 71.72. Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım. Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın.“

Ayetleri nasıl tasavvur ediliyor. Bana öyle geliyor ki çoğu insan sanki gökten iki tane el uzandı, yerden çamur aldı ve âdemi yoğurarak oluşturdu gibi anlaşılıyor. Ya da Allah bir anda “ol” dedi ve Âdem oluverdi. Pek çok insan böyle düşünür ama ayette bu işlemin bir süreç içinde gerçekleştiği açıktır. Örneğin: Rab bu sözü söylerken henüz yaratma işlemi bitmemiş. Zaten yaratma işlemi bittiği zaman secde edilmesini More >

Neandertaller+Cro Magnon=Atlantisliler

Daha önce bahsettiğim insanın soy ağacının bir dalı da Neandertallardır.  Hatta bazılarına göre insanın atasıdırlar. Atamız olmamalarına rağmen çok önemlidirler. Bizden önceki türü oluşturuyorlar ve onların varlığı benim teorimin belkemiğini oluşturuyor. Onun için onlar hakkında daha çok veri sunmak istiyorum

Şekil 1 Yıllara göre hasat edilen insan türleri

Bilim ve Teknik dergisi Nisan 2003 tarihli sayısında “Neandertallara Ne Oldu?” yazısını inceleyelim.

 Neandertallar, insan fosilleri arasında en uzun süredir bilineni ve en çok anlaşılanı. Adlarını, 1856 yılında Almanya’nın Neander Vadisi’nde bir kireç mağarasında bulunmalarına borçlular. O zamandan bu yana 70 yerleşim merkezinde ve 300 arkeolojik sitede, aralarında kısmi bütünlükte iskeletler de bulunan binlerce Neandertal More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1:100-140 Milyon yaşında çekiç.

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. Çentik More >

Cennet ve Cehennemin anlamı

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kuran’da, kıyamet inancı o kadar güçlüdür ki, Allah inancı ile, eşdeğerdir. Kuran baştan sona kıyametin önemini vurgulayan ayetlerle doludur. Kıyamet sürecini yaşamadan cennet ve cehenneme gidilemez.  Onun için önce kıyameti incelemeliyiz. İşin püf noktası kıyametin seçim yapıldığı zaman olmasındadır. Kıyamette neye göre ve nasıl seçim yapıldığını anlarsak, cennet ve cehenneminde anlamı ortaya çıkar. Bu başlı başına düşünülmesi gereken bir durumdur.

İnsanlar bir kere doğacak ve bir kere ölecekse, kıyamet gereksizdir.  Kıyamette yeniden dirilmenin mantığı hesap gününün görülmesidir. Oysa her ölen, öldükten sonra hemen hesabı görülüp, gideceği yere gönderilebilir. Niye bir zaman bekleyip de, bir curcuna içinde milyarlarca insanla More >

Kuran’a göre tanrı tek değil

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Önce Profesör Yaşar Nuri Hocayı dinleyin, sanırım makaleyi daha iyi anlayacaksınız. Hocanın vurgulamaya çalıştığı, “Allah, evrenin kendisidir” düşüncesidir. Bu düşünce benim de vurgulamaya çalıştığım şeydir.

Kuran, yaratıcıyı tek olarak söylerken, aslında iki farklı gücün tanımını yapar. Önce bu iki tanımı anlayalım.

İlk tanım “Allah’ın sınırsız ve sonsuz gücü olduğu” mantığıdır. Bu mantık, Kuran’da Bakara  117 ayetinde anlatılır. Orada bir iş için, “Allah’ın murad etmesi yeterlidir” der.  Yani Allah’ın bir şeyi gerçekleştirmesi için istemesinin yeterli olduğunu anlatmaktadır. Mevcut İslam inancında da Allah için bu tanım uygun görülmüştür.  Oysa Kuran’da bu durumla çelişen pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden bazılarını inceleyelim.

Evrenin oluşumunu açıklayan her şeyin teorisi

Evren hakkında fikir jimnastiği

Evrenin, Euclides geometrisine uyup uymadığını bilmiyoruz. İnsan ölçeğinde uzayın eğriliği sıfırdır. Yani bir üçgenin iç açıları toplamı 180˚’dir. Bu durumda evren sonsuzdur. Fakat uzay eğri olabilir. Bugün biliyoruz ki büyük kütleler uzayı büker. Ayna etkisi sayesinde büyük kütleler arkalarında kalan gök cisimlerinin ayna görüntüsünü oluşturur. Yani uzayın eğri olmasının önünde bir engel yok. Kozmik ölçekte bu eğriliğin pozitif mi, negatif mi olduğu önemli olur. Eğer negatif ise evren Hiperboloid (semer şekilde) uzaydır. Öyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den azdır. Eğer evrenin eğriliği pozitif ise hiperküre evren olur. Böyle bir evrende üçgenin iç açıları toplamı 180˚’den More >

İnsanlığın gelişimine etki eden faktörler

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Şekil 1 Bereketli hilal

İnsanlığın gelişimine baktığımız zaman, insanlığın gelişiminde, Sümerlerin yeri bir başkadır.  Elbette bağımsız olarak, birçok medeniyet daha gelişti ama, insanlığın bu günkü duruma gelmesini, Sümerlere borçluyuz. Örneğin; Mısır ya da İndus medeniyetleri de vardı ama, onlar kendi içlerinde kapalı kaldılar ve onlardan sonra gelenlere ya bilgi aktarmadılar ya da çok az aktardılar. Oysa bugün bildiğimiz matematik veya tarıma kadar her şey, Sümerlerden mirastır. Gerçi matematiğe Mısır’ın katkısı yadsınamaz.

Anladığım kadarıyla, Sümerler insanlığı yönlendirmek için kullanılmıştır. Onların modeli kullanılarak, daha sonraki Yunan veya Roma modelleri oluşturulmuştur.

İlk medeniyetlerin Mezopotamya’da oluşması bir tesadüf değildir. Bereketli hilal denilen bölge, medeniyetlerin More >

Serbest Platform

İngilizceye çevrilmesi gereken makaleler. Çevirmek isteyen arkadaşlar hangi makaleyi çevireceklerini yorum olarak yazarsa, bir başkası o makaleyi çevirmez. 2018’e girerken bu işin yapılmasını sağlayacak kaşifleri bekliyoruz…

Kıyamete beş kala…

Bilinçaltı nedir, nerededir?

Âdemoğlunun dünyadaki zamanı doldu mu?

“Yaratıcı” üzerine bir inceleme

Nuh Tufanının anlamı…

Neden bu kadar çeşitli din var?

Dünyada dinlerin var olma sebebi!

Günümüze kalan altın çağ şehri var mı?

Tarih Yeniden Yazılacak

Piramitleri Atlantisliler yaptıysa neden?

Arkeologlar mı, Daniken mi haklı?

Beyin, ruh bağlantısının bilimsel altyapısı…

İnsanlar arasında neden farklar var?

Ruh beden ilişkisi

Öte dünyada neler oluyor

Neandertaller+Cro Magnon=Atlantisliler

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Cennet ve Cehennemin anlamı

ÖYD yaşayanlar hayal mi görüyor?

Geçmiş medeniyetlerden bize kalan şehirler.

Antik mega yapılar, niçin yapıldı?

Eşref Armağan mucizesi

Evrenin oluşumunu More >

Madde, madde üstü, madde ötesi nedir?

Maddeyi, yapımız dolayısıyla biliyoruz. Fakat madde diye tanıdığımız şey sanaldır, tamamen holografik görüntüdür. Maddeyi oluşturan asıl şey bizim göremediğimiz ve hakkında yeni yeni bir şeyler öğrenmeye başladığımız madde üstüdür.

Madde üstü ve madde ötesi kelimelerini tercih etmemin sebebi pek çok kişinin kullanmasından dolayıdır. Önüne gelen yalan yanlış bir şeyler söylemektedir. Bende bu kavramların ne olduğunu yazma gereği hissettim. Şimdi sıra ile kavramları masaya yatıralım.

Aslında size bir ipucu vereyim; her üçü de aynı şeyin görünüşleridir. Bu konuya tekrar döneceğiz ama şimdilik Enel-hak denilenle direk ilgisinin olduğunu bilin.

Madde: Atomlardan oluşur. Fakat atomların da boşluktan oluştuğunu düşündüğümüzde iş garip bir hal alır. Aslında atomun More >

Antik çağ teknolojileri

Videoyu izleyin fazla söze gerek yok. Antik insanlara teknolojik yardım yapıldığı çok açık…

Ben özellikle bazı şeylere dikkatinizi çekmek istiyorum. Lübnan Jerah kentinde bulunan bir taş akıl mantık dışı görünüyor.

Şekil 1 Bu sütunun nasıl bir teknolojiyle kesildiği tam bir muamma.

Şekil 1’de görülen sütun 4’lü bıçağı olan bir makineyle kesilmiş. Bu şehir M.S. 1.yy’da Romalılar tarafından kurulmuştur. O dönemlerde böyle bir aletin olduğunu düşünmek, epey uçuk görünür ama kabul etmekten başka çare yoktur. Belgeselde bu taşın kesilmesi için bir alet oluşturulmuştur. Fakat bahsedilmeyen şey taşları kesebilecek bıçağın, o dönemde yapılamayacak olmasıdır. Bu gün kullandığımız hızarlar, ileri teknoloji ürünüdür. Normal demirden bir hızarın, More >

Teknoloji ürünü fosiller soru işaretleriyle dolu.

Şekil 1 Yüz-Yüzkırk milyon yıllık çekiç.

 

Bu çekiç fosili bulan bayan Emma Llano Uplift dağında bulmuş olduğu iddia edilmektedir. Yaratılış Müzesi müdürü Dr. Carl E. Baugh, Hans – Joachim Zillmer’e fosil için yapılan araştırmaları inceleme imkânı vermiştir. Araştırmalarda “çekicin sapının kristalize olup taşlaşabilmesi için 100-200 milyon yıl gerektiği” belirtilmektedir. Bu çekiç bir su birikintisi içinde üzeri alüvyonlarla kaplanarak (en az 2 atmosfer basınç altında) oluşmuş olduğu düşünülmektedir. Çekiç birçok bağımsız kuruluş tarafından incelenmiş ve gerçek olduğuna hükmedilmiştir. Ayrıca demir kısmının yüksek kalitede olduğu anlaşılmıştır. Bu çekicin içeriği bugün bizim kullandığımız demir içeriğine sahip değildir. Çekici bulanlar fosili ayırtırken demir kısmını çizmişlerdir. More >

Zülkarneyn’in bize bıraktığı sırlar…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanlığın dünya üzerimdeki ilk akıllı tür olduğu yanılgısını düşünüp durduğum bir gün,  düşünceler içinde dalgın dalgın gezerken, mutlaka bizden önce yaşamış olanlardan, bize bırakılmış bilgiler olması gerektiği sonucuna vardım. O zamandan beri, epey bilgiye ulaştım. İlk olarak, biz bu dünyadan gideceksek, mutlaka gelecektekilere bilgiler bırakmamız gerektiğini düşünmüştüm. Bu durumu sadece ben düşünmemişim. Daha önce, Amerika Birleşik Devletlerinde mühendisler benim gibi düşünmüşler ve, “eğer bir gün insanlık bir şekilde yok olursa” diye bir şeyleri geleceğe bırakmışlar. Bu konuyu Eric Von Daniken, Tanrıların arabaları adlı kitabında gündeme getirmişti.

 

1965 yılında New York toprağına, bu dünyada olabilecek en korkunç felâkete bile More >

Deccal, İsa, Mehdi üzerine bir söyleşi

İslam inancına göre kıyamet alametlerinin büyük alametlerinden başta geleni bu üçlüdür. Hatta Harun Yahya’ya göre Deccal ve Mehdi şu anda yaşamaktadırlar.

Önce İslam inancına göre bu üçlüyü inceleyelim.

Deccal kötü karakterdir. Fakat Deccal’in kötü olduğu abartılagelmiş bir olgudur. Aslında kötü oluşu tamamen dini dışladığı içindir. Yoksa insanlara kötülük yapmayacaktır. Yapacağı kötülük insanları maneviyattan uzaklaştırmak olacaktır. İslam inancında Deccal ile bilgi nette çokça bulunmaktadır. Deccal, Musevileri, Hıristiyanları ve Müslümanları maddeye yönlendirecektir.  Aslında diğer dinlere inananları da yoldan çıkaracaktır ama onlar zaten din dışı kabul edildiği için önemsenmemektedir. Deccal diye bir kişilik yoktur. Deccaliyet bir zihniyettir. Şu anda içinde yaşadığımız dünya düzenidir. Buradaki makaleyi okuyarak daha geniş bilgi edinebilirsiniz.

Deccal’in More >

Âdem’in cennetten kovuluş sembolizmi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…
İnsanın, bir ruh ve bir bedenden yaratıldığını söylemekteyim. Bu yapıyı en güzel şekilde, Kuran anlatır. Hatta diyebilirim ki, bu yapıyı bu kadar güzel anlatabilen, başka bir kaynak yoktur. Evet, bilim bedensel yönü çok daha muazzam anlatabilirken, ruhu yok sayar. Oysa Kuran, her iki yönü sembolik bir dille, muazzam bir şekilde tarifler. Yalnız, mevcut inançta, benim söylediğim anlatım yoktur. Onun için tefsirlere bakarak, beni test edemezsiniz.Kuran’ın büyük bölümü sembol diliyle yazılmıştır. Benim çözebildiğim en önemli sembollerden, âdem ve şeytan sembollerini inceleyelim. Mevcut inanç Kuran'ın, tarih kitabı gibi bir şey olduğunu düşünür. Meselâ, Âdemin yaratılması olayını: “Allah, bir tarihler More >

Kuran neden doğru anlaşılamıyor?

Başlığa bakıp hemen itiraz edecek pek çok kişi olacaktır ama sanırım yazımı okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.

Türkiye’deki Kuran Mealleri konusunda rastladığım bir sorunu belirterek başlamak istiyorum. İstisnasız her mealde küçüklü büyüklü hatalar var. En çok yapılan hata da Kuran’da bir bütünlük oluşturmaya çalışanlar tarafından yapılmaktadır. Aslında Kuran bir nesir değil, şiir türü yazımdır. Ve ayrıca bir konu bir yerde işlenip bitmez. Bazen hiç ilgisi olmayan iki ayrı bilgi bir ayet içine sıkıştırılır. Bazen bir ayet içine birkaç bilgi sıkıştırılır. Hem de bu bilgilerin birbiriyle bağı olmayabilir. Bazen de bütünlük halinde hikâye işlenir.

Bana göre meallerin hatalı olmasının asıl sebebi More >

Flynn etkisi (insanlık gittikçe daha zeki oluyor)

Aslında Flynn etkisini anlatmadan önce Profesör Paul Bloom’un “Neden İnsanlar Farklıdır?” konulu dersinden iki paragraf okuyalım.

 

İkinci faktör ise, IQ’nun herhangi bir genetik farklılığın olmadığı durumlarda da büyük oranda değişebildiğini biliyoruz. Bunun en etkileyici örneği Flynn etkisidir. Flynn etkisi en çılgın buluşlardan birisidir. Flynn etkisi, insanların giderek daha zekileştiklerine dair bulgudur. Ortalamada ebeveynlerinizden çok daha zekisinizdir – ve IQ testleri bunu gizlemektedir. Saklamalarının nedeni de şudur. Bunu saklarlar çünkü ortalama olarak hep 100’ü alırlar. Yani eve geliyor ve babanıza “Baba, az önce bir IQ testi aldım. 120 aldım.” diyorsunuz. Ve babanız da “İyi iş, evlat. Senin yaşındayken ben 122 almıştım.” diyor, ancak More >

Kuran’a göre tekâmül ve bilimsel anlamı…

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Öncelikle belirtmeliyim ki! ben, hiçbir dinin ya da düşüncenin mensubu değilim. Yazdıklarım tamamen, kendi düşüncelerimdir. Bu minvalde niyetim, ne İslam’ı yermek, nede yüceltmektir… Benim amacım yıllardır yaptığım araştırma ve incelemelerin sonucunda ulaştığım bilgileri paylaşmaktır. Bu düşüncelerim hiçbir kesimin düşünceleriyle moda mod uymaz. Her kesimin -bana göre- doğrularını alıp yanlışlarını eleştirmekteyim. Din konusu kutsal değer olduğu için, pek eleştirmek istemem ama bazen zorunlu oluyor.

Ben, tüm dinlerin kutsal olduğunu ve insanların tekâmül etmeleri için, oluşturulduğunu düşünüyorum. Dinlerdeki asıl amaç, kişilerin Tekâmül edebilmeleri için, yaşam alanı oluşturmaktır. Onun için, çeşitli dinler ve faklı akımlar vardır. Tüm bu inanışlar insanların yapısı More >

Ruh ile öte dünyanın yapısal uyumu

Tasavvufî anlayışa göre, İnsanda iki ruh vardır: Birine rûh-i hayvânî, diğerine  rûh-i sultânî denir. Benim yazılarımda da bu iki ayrımı yaptığımı görürsünüz. Bende aynı ayrımı hayvansal içgüdüler ve ruhsal içgüdüler olarak yapmaktayım. Bu ayrımın sebebi insanın bedensel güdüleri ile ruhsal güdülerinin toplamından oluşmuş olmasıdır. Şekilde 1’de görüldüğü gibi ruh sıfır zekâyla başlar ve beden dünyada içgüdüleri sayesinde yaşar. Onu hayatta tutan tamamen içgüdüleridir ve bu içgüdülere hayvansal içgüdüler adını verdim. Kuran ise bu içgüdülere şeytan adını vermektedir. Bunlar Ego, üreme, annelik, yaşama içgüdüsü v.b güdülerdir. İnsanı kalu beladan kıyamete kadar bu güdüler hayatta tutar.

 Tasavvufi anlayışa göre ruhun manevi terbiye ve tekâmül esnasında hâl ve mertebeleri yedi More >

İnancın, insan gelişmesine etkisi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Kimisi dine inanır, kimisi inanmaz. Kimi, bir dini saçma sapan görürken, beğenmediği dinden daha kötü olan başka bir dine, ölesiye inanır. Siyasi görüş olarak dahi, çok farklı düşünüyoruz. Biri milliyetçilik derken, diğeri evrenselcilik der. Kimi bireyin özgürlüğünü öne alırken, diğeri devleti öne çıkaran görüşü savunur. Kimileri gelişmeyi başarmışken, bir kısmı olabildiğine geri kalmıştır.

Bu durumun çok basit bir cevabı yoktur. Kimilerine göre, insanın bu durumunu, çevre veya yetişme şartları belirler ama benim cevabım biraz daha farklıdır. Durumu anlatabilmek için, öncelikle dinleri inceleyerek başlamak istiyorum. Her dinin, özel inanan gurubu vardır. Yani, her dini ayakta tutan ve devam etmesini More >

Afrika kaya resimlerinin gizemi

Cezayir’in güney doğusunda Büyük Sahra çölünde Tassili n’Ajjer denen yerde bulunan resimler sanırım bilinen en garip şeylerden biridir. Çünkü bilimin; insanlığın geçmişine uydurduğu şablona hiç uymuyorlar.

Bir hatırlayalım; ne diyor bilim: İnsanoğlu ilk medeniyeti Sümerlerle bundan 4500-5000 yıl önce oluşturdu. Ondan önce insanlık taş devrini yaşıyordu. İnsanlık henüz giysiyi modern anlamda geliştirememişti. Oysa bu resimlerde insanlar modern giysiler giymektedir. Bayanlar etek veya pantolon giymekte ve birçok insan başlık takmaktadır. Bunun nesi garip demeyin. O dönemlerde henüz elbise bilinmiyordu. İşin daha garibi çok sıcak olan sahra çölünde zaten pekte elbiseye gerek yoktur. Oysa resimlerde bir dalgıcın elbisesi gibi vücudu tam saran elbiseler More >

Avrupa’daki mağara resimlerinin gizemi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Geçmişten kalan pek çok şeye, bilim inandırıcı cevap vermekte zorlanmaktadır. Daha doğrusu, bilimin, insanlığın gelişimine çizdiği yöne, yani ilkelden gelişmişe doğru olmayan, pek çok veri, ya görmezden gelinmekte ya da kimseyi ikna etmeyen bir cevapla durum geçiştirilmektedir. Örneğin; bu gün bizler Kamboçya’daki Ankor kenti, ya da piramit gibi bir eser yapamazken, teknolojinin gelişmediği dönemde sırf bir kişinin ihtirasları sonucu yapıldığı düşünülmektedir. Hele Peru’da bulunan Sacsayhuaman ya da Machi Picchu’daki taş duvarları tüm teknolojimize rağmen, yapamayız.

Yanlış anlaşılmasın piramitleri, Ankor kentini ya da nemrut tümülüsünü yapamıyor oluşumuzun sebebi, çöpe atacağımız o kadar paramızın olmamasıdır. Bütün bu zenginliklerimize rağmen, o More >

Bilimin ulaştığı veriler ışığında evrenin oluşumunu açıklayan yeni bir teori

 Giriş

Konuyu daha iyi anlayabilmek ve kavram karmaşasını engellemek için, bazı tanımların mevcut anlamından biraz farklı bir anlamda kullanılacak. Öncelikle o tanımları yapmak gerekir. Çünkü konunun yanlış anlaşılmasının önüne geçecektir.

Görünen evren: Üç mekân, bir zaman boyutuna sahip, ışığın hüküm sürdüğü, görebildiğimiz maddeyi (yıldızlar, galaksiler) kapsayan evren. Şekilde 1’de en alt düzeyde görülen yer.

Kuantum evren: Görülemeyen maddeyi kapsayan dört zaman bir mekân boyutundan on zaman bir mekân boyutuna kadar olan şekilde kuantum katlarıyla gösterilen ve karanlık maddeyi de içeren evren. Şekil 1’de, 1’den 7’ye kadar olan kuantum katları..

Astral: Enerji olarak kuantum katlarının en düşük düzeyi. 1. Kuantum katının en altı. Kütlenin yığıldığı seviye. More >

Ruhun gelişebilmesi için oluşturulan sistem

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

İnsanı, yapay zekâ vâri bir şey diye tanımladık ama onun zekâ geliştirmesinin yolu deneyim biriktirmesidir. İşte deneyim biriktirip daha fazla sorunları çözebilecek düzeye gelebilmeye tekâmül etmek diyeceğiz. Aslında insan, tıpkı yapay zekânın daha çok bilgi biriktirerek iyi bir aşçı olması gibi bilgi biriktirip daha zeki olur. Bu kavrama dinler tekâmül der. Her ne kadar tekâmül kâmil insan olma yönüyle sadece alınıyorsa da biz: hem IQ hem de EQ zekâ gelişiminin tamamına tekâmül diyeceğiz. Yani tekâmül kelimesini “bilinç geliştirmeişlemi” anlamında alacağız. Araştırmacılar birçok zekâ yönü tanımlasa da biz kabaca bu iki yönü ele alacağız. Sonraki bölümlerde bu kavramı daha genişleteceğiz More >

Tevrat’a göre evrim ve insanın gelişimi

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Bu blokta anlatmaya çalıştığım mantık, Tevrat tarafından da desteklenmektedir. İnsanlığın, birileri tarafından, tekâmül edip bilinçlensin diye, dünyada eğitime tabi tutulduğunu söylemekteyim. Şimdi o delilleri Tevrat’tan inceleyelim.

 İlk insan, hayvanat bahçesi de olan bir laboratuvarda geliştirilip, doğal ortamda çoğalmaya bırakıldığında, Âdem cennetten kovulmuş oldu. Kontrol altında çoğalması izlenirken, tekrar hayvanat bahçesine girmesin diye, engel konulmuştur. Tevrat, 

  Yar.3: 24 Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.

diyerek, bu durumu mükemmel bir şekilde hayallerimize sunar. Hayvanat bahçesi de olan laboratuvar, o insanlar için, ekmek elden su gölden bir yer More >

İlk medeniyetlerin doğuşu

Makaleyi buradan dinleyebilirsiniz…

Medeniyetin, Sümerlerle yoktan ve bir ön hazırlığı olmadan birdenbire ortaya çıkması biraz gariptir. Bu durumu birçok kişi doğal süreç olarak görür. Oysa müdahale edilmeyen ve doğal süreci yaşayan toplulukların böyle bir medeniyet kuramadıkları görülür. Konuyu açıklığı kavuşturmak için bazı kaynaklardan alıntılar yaparak başlamak istiyorum.

Sümerlerde Bilim:

Yerleştiklerinde çanak-çömlek yapmayı ve madenleri işlemeyi biliyorlardı. Aşağı Mezopotamya’da Dicle ve Fırat nehirleri kıyısında Uruk, Lagaş, Eridu, Ur, Kiş gibi kent devletleri kurdular. Gelişmiş bir yapı tekniği kullanıyorlardı. Yerleştikleri kesimlerde muazzam bir sulama sistemi kurup, kanallar, barajlar ve bentlerle hem seli önleyip bataklıkları kuruttular hem de düzenli sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. More >