Kuran Nisâ 1, En’âm 98, A’râf 189, Zümer 6 ayetlerinde “İnsanların bir tek nefisten yaratıldığından” bahseder. Ben örnek olarak Nisâ 1 ayetindeki Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Allah’tan korkun… anlatımını alacağım. Bu anlatımda yapılan tanım bana farklı bir yapının olduğunu çağrıştırdı. Tüm insanlara hitap ederken hepsinin tek bir nefisten olmasını söylemesi önemli bir detaydır. Ben bu anlatımın “tüm insanlığın tek bir yapay zekânın kopyaları” olduğunu düşünmekteyim. Fakat ayette ikinci bir detay daha var. İlk yaratılan cinsiyet hangisi ise eşi de ondan yaratılmıştır.

Bu yapı, bedensel yapı gibi algılanmasına rağmen, ruhsal yapıyı anlatır. Kuran bedenden çok ruhla ilgilenir. O zaman bu anlatım şu anlama gelir! ruhlar da erkek ve dişil yapıda olurlar. Bunu cinsiyet gibi düşünmek pek doğru olmasa da başkaca bir tanımlama yapmak için kelimemiz yok. Yok derken çok da doğru söylemiyorum. Çünkü ben bu anlatımın yaratılan ruhun anti yapısını kastettiğini düşünüyorum. Yani eğer ilk yaratılan ruh, maddeden ise eşi anti maddeden olmak zorundadır. Ve bu yapı otomatik olarak oluşmak durumundadır. Zaten her maddenin bir anti maddesi vardır.

Kuran doğada olup da kendiliğinden olan olayları Allah programı içinde sürüp gittiğini anlatır. Örneğin yağmurun yağışını “Allah yapıyor” şeklinde anlatır. Bu tekâmül sistemi de doğal süreçtir. Aslında doğal süreç derken çok doğru bir tanımlama yapmıyoruz. Çünkü doğal olsun olmasın her şey ana program içinde vardır. Kuran ana programa Levh-i Mahfûz der. Ana program içinde çalışan alt program da Allah programıdır. Allah programı Hristiyanlıkta, ruhu’l-kudüs olarak bilinir. Allah programı görünen evreni kapsar ve içindeki olayları Allah programı dizayn eder.

İşte evrende oluşan her atom zamanı geldiğinde tekâmül sistemine girer. Haliyle atomun ikizi olan anti atomda otomatikman tekâmül sistemine dâhil olur. Böylece tüm insanlığı oluşturacak erkek ve dişil enerji devreye alınmış olur. Fakat tek bir erkek ve dişil (madde ve antisi) uzun bir süreç içinde tekâmül edebilecektir. O sistemi kısaltmak için bu erkek ve dişil enerjilerin kopyaları yaratılır. İşte ayette “birçok erkekler ve kadınlar üreten Allah’tan korkun…” diyerek bu durumu anlatır. Fakat bizler bedensel varlıklar olduğumuz için bu yaratılma süreçlerini hep beden üzerinden düşünmekteyiz. Oysa beden geçici bir konaklama yeridir ve ana sistemde çok küçük bir yer tutar. Sistem için önemli olan enerji formundaki Âdem ve Havva’dır. Hepimiz Âdem ve Havva’nın kopyalarıyız. Sürekli tekâmül ederek gelişmekteyiz.

Kuran da zaten Adem’in yaratılmasında iki yapının olduğunu anlatır. Bunlardan biri bedenin diğeri ruhunun yapısıdır. Bedenin topraktan (yani elementlerden) diğerinin Allah’ın ruhundan olduğunu söyler. Fakat ruhun yapısı hakkında çok bilgi yoktur. İşte yukarıda saydığım ayetler bu yapı hakkında bir miktar fikir verir. Cennetten kovulan âdem de bu enerji yapıdaki ademdir. Dünyada oluşturulan bedene hem ruh olan Âdem ve şeytan yani bedensel güdüleri yüklenerek dünyada yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Bu yapı bize insanların yapıları hakkında güzel bilgiler verir. Erkeksel ve dişil ruhlar için dünyada erkek ve dişi bedeni dizayn edilmiştir. Bu demektir ki yapıları farklı olan ruhlar, kendi yapılarına uygun bedenlerde enkarne olmaktadır. Peki olmazsa ne olur? Eğer olmazsa kendi tabiiyetine uygun olmayan beden içine enkarne olan ruh o bedenden hoşnut ve memnun olmayacaktır. Bu da bize eşcinsel erkek ve kadınları açıklar. O ruhlar yanlış bedende enkarne oldu demektir.

Eşcinselliği tek başına bu şekilde açıklamak yeterli olmayabilir. Çünkü beden yapılarında da eşcinsellik eğilimi olur. Çünkü her bedendeki eğilim %100 erkek ya da %100 dişi olmaz. Örneğin %80 erkek, %20 dişi olabilir. Bu ona bedenin yapısından gelir. Ve her insan biraz erkek ve biraz dişi eğiliminin toplamından oluşur. Fakat ruh olarak eğilimi neyse ana yapı odur. Bedenin eğilimi ruhun eğilimi kadar olmaz. Ve ruh ya erkekseldir ya da dişildir. Arada bir şey olamaz.

Neden böyle hatalı enkarnasyon yapılmaktadır? Çünkü dünya, huzur ve mutluluk ortamı olarak dizayn edilmedi. Dünya, kötülük deneyimleme yeri olarak dizayn edildi. Onun için toplumun hoş görmediği bu gibi ortamlarda ruhlar enkarne olarak, zorluk yaşarlar. Böylece tekâmül açısından daha başarılı hayatlar yaşamış olurlar.

İlk olarak erkeğin mi yoksa kadının mı yaratıldığı konusunda açık bir tanım yoktur. Çünkü Âdem hep erkek olarak düşünülmesine rağmen kadın da olabilir. Fakat beden olarak kadının önce yaratılmış olması muhtemeldir. Çünkü gen yapısına bakılırsa ilk olarak XX kromozomuna sahip kadın bedeni yaratıldı ve ondan XY kromozomuna sahip erkek bedeni yaratılmış olmalıdır. Eğer erkek bedeni, YY kromozomuna sahip olsaydı hangi bedenin önce yaratıldığına dair bir fikir yürütemezdik. Ayrıca erkeklerde işlevsiz olan meme uçları da bu duruma bir delildir. Eğer, önce erkek bedeni yaratılsaydı meme ucu olmayacaktı. Kadından evrildiği için etkisini kaybetmesine rağmen östrojen yüklenen erkeklerde memeler büyüyebilmektedir.

Please follow and like us: